18. Yüzyılda Avrupa’da Düşünce Alanındaki Gelişmeler

3 Mart 2014 tarihinde tarafından eklendi.

AVRUPA’DA DÜŞÜNCE ALANINDAKİ GELİŞMELER

Tarihte meydana gelen olaylar hiçbir zaman tesadüf eseri değildir. Tarihi olaylar sebep – sonuç ilişkisi içerisinde meydana gelir.
Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda meydana gelen Coğrafi Keşifler, Rönesans ve Reform Hareketleri 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’nın sosyal, siyasal, ekonomik, askeri, kültürel, dini ve düşünce alanlarında önemli değişimlere ve gelişmelere zemin hazırladı.
Bir taraftan skolastik düşüncenin zayıflaması ile modern düşüncenin temelleri atılırken, diğer taraftan Reform hareketleri bu düşüncenin gelişmesine katkıda bulundu.
Bütün bu gelişmeler Avrupa’da 17. yüzyılda “Akıl Çağı” 18. yüzyılda “Aydınlanma” dönemini ortaya çıkarmıştır. Böylece önceki yüzyıllara göre, bilgiye ulaşma ve kullanmada akıl, deney ve gözlem yöntemi ortaya çıkmıştır.

Aydınlanmacıların Görüşleri

18. yüzyılı düşünceleriyle etkileyen aydınlanmacıların ön plana çıkanları John Locke (1632 – 1704) ve Jan Jak Russo (1712 – 1778) dur.
İngiltere ve Avrupa’da “Aydınlanma Felsefesi”ni canlandıran John Locke; Bilginin ancak deneyle kazanılabileceğini, kültürün tüm alanlarda tam anlamıyla serbest olması gerektiğini ve insanların özgür düşünceye sahip olarak davranışlarının akla uygun olmasını savunmuştur.
Diğer bir aydınlanmacı Jean Jak Russo ise: “İnsanın bir mesleğin insanı olmadan önce, insanı insan olarak ele almanın gerekli olduğunu ve insan olmak için eğitimin vazgeçilmezliğini, eğitimde sadece çocuğun aklına hitap etmek değil, deney ve yaşantılarla da desteklemesi gerektiğini vurgulamıştır.”
Aydınlanmacı düşünürler herşeyi yeniden tanımlama ve sorgulamanın yolunu açtılar. İnsanla ilgili ne varsa; doğa, insan, akıl, din, tanrı, bilim gibi kavramları akıl, deney ve gözlem üçgeninde ele aldılar. Felsefelerini: İnsanın kendi aklını kullanmaya başlaması olarak tanımladılar. Dolayısıyla akılla kavranmayan deney ve gözlemle ispat edilmeyeni reddetme yoluna gittiler. Bununla birlikte aydınlanmacı düşünürler arasında Hıristiyanlık öğretisine bağlı kalanların yanında, evrendeki her şeyin maddeye dayalı olduğunu savunan “Materyalizm” felsefesini benimseyenler de oldu.
Bu dönemde deney ve gözlemin ön plana çıkması Avrupa’da fizik, kimya, astronomi ve tıp gibi birçok alanda buluşlar yapılarak insan yaşamını kolaylaştıran gelişmeler ortaya çıktı.
17. ve 18. yüzyıl düşünürleri Avrupa’nın toplumsal hayatını ve mutlakiyeti eleştirmeye başladılar. Bu durum halkın bilinçlenmesine ve Avrupa’da ihtilallere sebep oldu.

Böylece; Avrupa’da toplumsal yapıda eşitlik, siyasi alanda parlementer sistem ve demokrasinin gelişmesine zemin hazırlandı.

Avrupa’da mutlakiyet yönetimlerinin yıkılmasıyla meşrutiyet ve demokrasiye dayalı yönetimler ön plana çıktı. Kilisenin eski gücünü kaybetmesiyle de din ve vicdan özgürlüğünü hedefleyen laiklik anlayışı gelişti. Bu gelişmeler Amerika’nın kuruluşunda ve Fransız ihtilalinde etkili oldu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Kartları – 1
Haber