Çelebi Mehmed-Musa Çelebi Mücadelesi

7 Nisan 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Çelebi Mehmed-Musa Çelebi Mücadelesi

Bizans imparatorunun yanında bulunan İbrahim Paşa, Yalova yolu ile Bursa’ya gelerek Çelebi Sultan Mehmed’e itaatini arzetti ve onun hizmetine girdi. Çelebi Mehmed, Çandarlı İbrahim Paşa’ya pek çok iltifatlarda bulunduktan sonra, kendisini vezirlik makamına getirdi. Daha sonra, İbrahim Paşa’nın delaleti ile, Kör Melik de Bursa’ya davet olundu.

Çelebi Sultan Mehmed ile Musa Çelebi, mücadelesinin mukaddemesini teşkil eden bu gelişmelerden sonra, Çelebi Mehmed bir meşveret tertip ederek, kardeşine karşı nasıl hareket edilmesi gerektiğini müzakere etti. Bunun üzerine Gebze kadısı Molla Fazlullah Çelebi Sultan Mehmed’in emri ile İstanbul’a gönderildi. Elçilik ile gelen Fazlullah, imparator Manuel ile eskiden beri tanışırdı. Aralarında bir nevi dostluk peyda olmuştu. Çelebi Sultan Mehmed, kardeşine karşı üstünlük sağlaması halinde, önceleri Bizans’a verilip, Musa Çelebi tarafından geri alınan yerleri imparatora vereceğini bildirerek, askerlerin Rumeli’ye geçirilmesini istedi. İmparatorun bu şartlan kabul etmesi üzerine, onbeş bin Türk askeri, Bizans gemileri ile Anadolu Kavağı’ndan Rumeli’ye geçirildi (Eylül 1412). Çelebi Mehmed Üsküdar’a gelerek imparator Manuel ile görüştü. İmparator, Çelebi Sultan Mehmed’in muvaffak olamaması halinde, kendisini İstanbul’a alacağına dair teminat vermekte idi.

Çelebi Sultan Mehmed, İstanbul’da dört gün kalarak, geçiş hazırlıklarını ikmal etti ve daha sonra bütün kuvvetleri ile Musa Çelebi’nin üzerine yürüdü. İki kardeş Çatalca’nın kuzey batısında bulunan İnceğiz adlı mevkide karşılaştılar; vukubulan savaşta ilk anda Çelebi Mehmed galip geldi. Edirne’ye çekilmek isteyen Musa Çelebi, saldıran güçlerin öncü karakol kuvvetleri olduğunu anlayınca, ordusunu yeniden savaş durumuna soktu. Musa Çelebi’nin yanında bulunan 7.000 kadar yeniçeri, şehzadenin firarına mani olmuşlardı. Nihayet Kasım 1412’de, iki kardeş arasında vukua gelen şiddetli savaşı Musa Çelebi kazandı. Mehmed Çelebi’nin atı vuruldu ve kendisi de iki yerinden yaralandı. Süratle İstanbul’a çekilen Mehmed Çelebi, Bizans imparatorunun gemilerine binerek Anadolu yakasına geçti ve Bursa’ya geldi.

Diğer taraftan Musa Çelebi, yanında bulunan kumandanlara karşı oldukça sert davranıyor, onları zaman içinde tasfiye etmeye çalışıyordu. Çelebi Musa’nın bu davranışlarına karşı memnuniyetsizliklerini açıkça ortaya koyan kumandanlar, fırsatını düşürdükçe, Çelebi Mehmed’den yana firar ediyorlardı.

Musa Çelebi’nin, sert hareketleriyle maiyyeti üzerinde menfi bir tesir bıraktığını haber alan Çelebi Mehmed, bir yıl sonra yine Bizans üzerinden Rumeli’ye geçti ise de, imparatorun da askerî desteğine rağmen kardeşi Musa Çelebi’ye bir kere daha yenildi. Bunun üzerine, Musa Çelebi ile uyuşamayıp kendisiyle mektuplaşmaya başlayan Rumeli beylerini ve kumandanları kendine çekmek için gizlice faaliyete geçti. Musa Çelebi’nin Sırbistan’a gittiğini haber veren Mihaloğlu Mehmed Bey ile Evrenos Gazi, Çelebi Mehmed’i yeniden Rumeli’ye geçmeye teşvik ettiler. Durumun bu sefer oldukça müsait olduğunu anlayan Çelebi Sultan Mehmed, Evrenos Beyle iyice anlaştı ve kayınpederi olan Dulkadiroğlu Nâsıreddin Bey’den de yardım alarak, otuz bin kişilik bir kuvvet ile Rumeli’ye geçti. Bizans imparatoru Manuel’den de bir miktar kuvvet alan Çelebi Mehmed, askerlerini ikiye ayırarak, bir kolunu Karadeniz sahilinden, diğer kolunu da Gelibolu üzerinden Edirne’ye doğru harekete   geçirdi.   Musa   Çelebi’nin  yanında   sadece   Mihaloğlu Mehmed Bey ile Timurtaş Paşa oğlu Umur Bey kalmış idi. Vize civarında meydana gelen savaşta, Musa Çelebi’nin kumandanı Kara Halil yenildi. Çelebi Mehmed başka bir kuvvetle karşılaşmadan Edirne’ye geldi. Edirne halkı, iki kardeş arasındaki mücadelenin bir an önce sona ermesini dileyerek, kim galip gelirse, şehri ona teslim edeceklerini bildirdiler.

Musa Çelebi, üzerine üstün kuvvetlerle gelen kardeşine karşı duramayarak, Zağra’ya, oradan da Filibe civarında bulunan Değirmendere mevkiine çekildi. Daha sonra burada da duramayan Musa, Tuna nehrine doğru hareket ederek, kardeşine karşı Suçu (Sulu) Derbendi’ni tutmaya çalıştı. Bu sırada henüz yanından ayrılmamış olan Paşa Yiğit ile İzmiroğlu Hamza Beyi, 2.000 kişilik bir birlik ile geçidi tutmaya memur etti. Ancak Bayezid Paşa ile Yahşi Bey kumandasındaki Çelebi Mehmed kuvvetleri, bunları çabucak dağıttılar. Musa Çelebi, müteessir bir vaziyette Sofya ovasına indi ve şehrin güneyinde bulunan Samakov kasabası civarındaki Çamurlu Derbend mevkiine geldi. Çelebi Mehmed, süratle takip ettiği Musa Çelebi’yi Değirmendere’de sıkıştırmış iken elinden kaçırınca, Niş tarafına giderek müttefiki olan Sırp kralı Lazaraviç ve kendisine iltihak edecek olan Üsküb sancak beyi Paşa Yiğit, Burak Bey, Tırhala sancak beyi Sinan Bey ve Evrenos Gazi ile birleşti. Böylece kuvvetini hayli çoğaltan Çelebi Mehmed, Niş’ten hareketle, Yellüdere, Kurşunlu üzerinden Kosova sahrasına geldi. Burada, kardeşinin yanında hemen hiçbir kumandanın kalmadığını öğrendi. Bir gün sonra, cebrî bir yürüyüşle Alaeddinoğlu ovasına, yani Çamurlu Derbendi karşısına gelmiş idi.

Musa Çelebi, yanında bulunan ve kendisine sadık olan 7.000 kadar yeniçeri ile, kardeşine karşı savaşmayı kararlaştırdı. Yanında bulunan bazı beyleri de hapsettiren Musa Çelebi, büyük bir cesaretle savaştı. Türkmenlere karşı vuruştuğu bir sırada Bayezid Paşa kendisini tanıyarak, yanında bulunan Ankaralı sipahilere tutmaları için emir verdi. Musa Çelebi, sipahilerin tazyiki üzerine yeniçerilerin arasına girdi. Ancak yeniçeriler de kısa bir süre sonra gerileyip dağılmaya başladılar. Musa Çelebi, yaralı bir halde Eflak’a doğru kaçmak istedi. Atı, bir çeltik arığına yuvarlanınca, takibinde bulunan Bayezid Paşa, Burak Bey ve Mihaloğlu Mehmed Beyler tarafından yakalandı. Kendisini doğru Çelebi Mehmed’in huzuruna getirdiler. 5 Temmuz 1413 günü, Baltaoğlu tarafından boğularak idam edilen Musa Çelebi, Bursa’ya götürülerek babasının türbesine defnedildi (10 Temmuz 1413).

Musa Çelebi’nin idamına, başta kardeşi Mehmed Çelebi üzüldüğü gibi, İslâm ülkelerinden de tepkiler gelmiştir. Timurlu hükümdarı, Çelebi Mehmed’e gönderdiği Şubat 1416 tarihli mektubunda teessürlerini bildirmiştir.

İstiklalini ilan ettiği ilk yıllarda, çok halim selim bir hükümdar olan Musa Çelebi, sonraları gittikçe sertleşmeye başlamış, bu yüzden de, hem kumandanlarının, hem de askerlerinin bağlılığını kaybetmiştir. Bilhassa Sırp kaynaklarında sert ve haşin bir şahsiyet olarak tavsif edilen Musa Çelebi, “Salâhu’d-dünyâ ve’d-dîn” lakabını kullanmıştır. Şeyh Bedreddin’i işbaşına getirmek suretiyle, Rumeli’deki müslümanlarla hıristiyanları bir araya getirmek isteyen Musa Çelebi, bu propaganda sayesinde, hayli taraftar toplamaya muvaffak olmuştu. Rumeli’deki iki yıl yedi aylık saltanatı sırasında, diplomasiye pek riayet etmediği için, komşularının düşmanlıklarını üzerine çekmişti.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.