Osman Gazi’nin Şahsiyeti

25 Mart 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Osman Gazi’nin Şahsiyeti

Devrinden çok sonra yazılan tarih kitaplarının verdiği bilgilere göre, Osman Gazi, orta boylu, geniş göğüslü, değirmi çehreli, kara yağız, ela gözlü, koç burunlu ve seyrek sakallı idi. Sağlığında “Kara” lakabı ile meşhur idi. Bu lakap, esmerliğinin yanı sıra, Anadolu Türkmenleri arasında cesur ve şeci’ manalarına geldiği için verilmiştir.

Osman Gazi, beyliğin durumuna ve devrinin şartlarına göre fevkalade bir kumandan idi. Adalet fikri ile ahaliye karşı davranışı ve cömertliği son derece takdire şayandır. Akın ve fetihlerde itaati altına giren Rum ahalinin tüm hakları teminat altına alınırdı.

Onlara, kendi tekfurlarından görmedikleri muameleyi göstermiştir. Osman Gazi’nin bu adil davranışı, beyliğin nüfus yönünden hızla çoğalmasını sağlayarak, çok lüzumlu olan insan unsurunun kalabalıklaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Yine tarihî kaynakların verdiği bilgilere göre, Beytülmal’den ailesi için hiçbir şey almamış; geçimini kendi toprağından ve sürülerinden elde ettiği gelirle sağlamıştır. Pazar bacını halkın gönül rızası ile ve kanun olarak tayin eylemiştir. Üstelik bu bac, Bizans vergileri ile mukayese edilemeyecek derecede az idi.

Tarihî kaynakların aksine, 1324 yılında Orhan Gazi adına tanzim olunan bir vakfiyede verilen, Osman Gazi’nin zevcesi Mal Hatun’un Ömer adında bir zatın kızı olduğuna dair malumata bakılırsa, Şeyh Edebâlî’nin kızı Bala (Rabia) Hatun olup, Orhan’ın değil Alaeddin Paşa’nın annesi idi. Yine bu vakfiyeye göre, Osman Gazi’nin Orhan ve Alaeddin’den başka, Pazarlı Bey, Çoban Bey, Melik Bey ve Hamid adlarında dört oğlu ile Fatma adında bir de kızı vardı. Pazarlı Bey, Orhan Gazi’nin Pelekanon muharebesinde hazır bulunmuştur.

Alaeddin Bey, kardeşi Orhan Bey’e beylerbeyliği yapmış ve Kete ovasındaki Futra çiftliğinin geliri ile geçinmiştir. Hatta rivayetlere göre, Orhan Bey, ona bey olmasını teklif etmiş; Alaeddin Bey de, fütuhatın, babası zamanında kendisi tarafından devam ettirildiğini söyleyerek beylik makamında kalmasını istemiştir. Bursa’da bazı vakıfları bulunan Alaeddin Bey, Kükürtlü’de bir tekke, kaplıca civarında da bir mescid inşa ettirmiştir.

Osman Gazi, beyliğin idaresinde, Selçuklu devlet yapısını esas almıştır. Böylece fethettiği yerlerde, Bizans hududu üzerine üç tane uc beyliği ihdas ederek, buralara Konur Alp, Akçakoca ve Samsa Çavuş’u bey nasbetmiştir. Yine bu üç uc beyine, Bizans aleyhine ülkeyi genişletme vazifesi vermiştir. Konur Alp, Akyazı istikametinde, Akçakoca İzmit ve civarında, Samsa Çavuş’sa İznik yöresinde ülkeyi denize açmakla görevli idiler.

Osman Gazi’nin şahsiyeti hakkında, devrine yakın tarihçiler pek az şey söylemektedirler. Daha sonra gelen tarihçiler de, onun asıl icraatını, şahsiyeti etrafında dolaşan rivayetlerle birlikte değerlendirerek, bazı kanaatlerini ifade etmişlerdir. Osman Gazi, halkın ve devletin hukukunu herşeyden öne alırdı. Bu yüzdendir ki, gazilere fütur galebe eder endişesiyle, umuma itiraz eden amcasını öldürmekten çekinmemiştir. Bu hareketi ne gaziler, ne de tarihçiler tarafından şahsiyet konusu edilmemiştir. Diğer taraftan sulhe son derece riayetkar biri olan Osman Gazi, idaresindeki insan unsurunun azlığı dolayısıyla, perişan bir idare altında zulüm gören Rum halkının gönüllerini kazanmaya çalışmış ve bunların bir zaman sonra müslüman olacakları kanaatini ömrünce yaşatmıştır. Bu hususiyetiyledir ki, kendisinden daha fazla askere sahip, tecrübeli büyük kale beyleri, onunla mücadeleye girişmeksizin kalelerini teslim ile emrine girmişlerdir.

Osman Gazi’nin bu fevkalade insancıl ve din ve devlet idaresindeki adil şahsiyeti, ismini verdiği büyük Osmanlı Devleti’nin cihanşümul bir mahiyet kazanmasında ve gitgide müesseseleşerek bir devlet abidesi haline gelmesinde en büyük âmil olmuştur. Onun mübarek ismi, Osmanlı Devleti boyunca, saygıyla anıldığı gibi günümüzde de itibarı sarsıntısız yaşamaktadır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Tarihte İlkler