17. Yüzyılda Osmanlı’da Kültür, Sanat, Bilim ve Mimari

1 Mart 2014 tarihinde tarafından eklendi.

17. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NDE KÜLTÜR, BİLİM, SANAT VE MİMARİ

Osmanlı Devleti’nde 17. yüzyılda Avrupa’da meydana gelen bilim ve sanat alanındaki gelişmelere paralel bir gelişme olmasa da, bu dönemde bilimsel çalışmalara ağırlık verilmeye çalışılmıştır.
Bu dönemde yeni eserlerden daha çok matematik, tıp ve astronomi alanındaki çevirilere ve yazılmış eserlerin açıklanmasına ağırlık verilmiştir. Edebiyat, tarih, müzik, güzel sanatlar alanında yeni eserler ortaya konmuştur.
17. yüzyıl mimari eserlerin en önemlisi Sultan Ahmet Camisi’dir. Avrupalılarca “Mavi Cami” (Blue Mosgue) olarak bilinen caminin mimari Sedefkâr Mehmet Ağa’dır. Hat sanatının en büyük temsilcisi ise “Hattat Hafız Osman”dır.

17. Yüzyıl Osmanlı’da Sanatçılar ve Bilim İnsanları

NEF’İ

Nef'i

17. yüzyıl ve bütün Türk Edebiyatı’nın en büyük kaside ve hiciv şairi olarak tanınan Nef’i, bu yüzyılın başında yaşamış, kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında gerekse sonraki yüzyıllarda kaside yazan bütün şairlere etki etmiş bir şairdir.

Başlıca eserleri;

Sihâmıkazâ (Hiciv şiirleri)
Türkçe Divân
Farsça Divân
Tuhfetüluşşak

Nef’i, Sihamıkazâ adlı eserinde hicivleri birarada toplamıştır. Şairleri ve vezirleri hicvetmiştir.

KARACAOĞLAN

Hayatı

Bugüne değin yapılan inceleme ve araştırmalara göre 17. yüzyılda yaşamıştır. Nereli olduğu üzerine değişik görüşler öne sürülmüştür.
KaracaoğlanAdı bazı kaynaklarda Simayil, kendi şiirlerinden bazısında ise Halil ve Hasan olarak geçer.
Yaşamının büyük bölümünü Çukurova, Maraş, Gaziantep yörelerinde geçirmiştir.
Karacaoğlan, Osmanlı Devleti’nin iktisadi bunalımlar ve iç karışıklıklar içinde bulunduğu bir çağda yaşamıştır.
Şiirlerinin kaynağı, doğup büyüdüğü göçebe toplumunun gelenekleri ve içinde yaşadığı, yurt edindiği doğa oluşturur. Güneydoğu Anadolu, Çukurova, Toroslar ve Gavurdağları yörelerinde yaşayan Türkmen aşiretlerinin yaşayış, duyuş ve görünüş özellikleri, onun kişiliği ile birleşerek Âşık Edebiyatına yepyeni bir söyleyiş getirir. Anadolu halkının 17. yüzyılda çektiği acılar, çileler, çaresizlikler şiirinde yer almaz. Tema doğa ve aşktır. Ayrılık, gurbet, sıla özlemi, ölüm ise şiirinin bu bütünselliği içinde beliren başka temalardır. Duygulanışlarını gerçekçi biçimde dile getirir. Düşündüklerini açık anlaşılır şekilde koyar.

LAGARİ HASAN ÇELEBİ

Lagari Hasan Çelebi bugünkü füzeciliğin babasıdır.
1633’de 4. Murat’ın kızı Kaya Sultan’ın yaş gününde onun onuruna kendi icat ettiği 50 okka (64 kg) barut dolu 7 fişekli roketle Sarayburnu açıklarında havalandı.
Roketler, kendisine yardımcı olan çalışma arkadaşları tarafından ateşlendi.
Roket barutlarının yanarak bitmesiyle ilkel paraşütünü açarak Sinan Paşa Köşkü önünde denize inmeyi başarmış ilk insan oldu. Bu başarısı karşısında Padişah 4. Murat tarafından önce ödüllendirildi. Sonra da Kırım’a gönderildi. Kırım’da Selamet Giray Han’ın buyruğunda savaşırken vurularak öldü.

EVLİYA ÇELEBİ

Evliya Çelebi

17. yüzyılda yaşamış ünlü Türk gezginidir. En önemli eseri “Seyehatname”dir. Bu eserde gezip gördüğü yerlerle ilgili bilgiler vermektedir.

KATİP ÇELEBİ

Katip Çelebi

1609’da İstanbul’da doğdu. 4. Murat Dönemi’nde İran Seferine kâtip olarak katıldı. İlimde kendini geliştirerek tarih, tıp, coğrafya ve astronomi alanında eserler verdi.

En önemli eserleri şunlardır:

Cihannüma, Fezleke, Tuhfetü’l Kibar fi Esfari’l Bihar, Keşfü’z Zunun, Düsturü’l Amel li – İslahi’I Halel, Mizanü’l Hakk

NABİ

Nabi

1642 yılında, Şanlıurfa’da doğan Yusuf Nâbi, yokluk ve sefalet içinde yaşayarak büyümüş, 24 yaşındayken de İstanbul’a gitmiştir.
Nâbi, yaşadığı dönem itibariyle yönetim ve toplumdaki bozukluklara şahit olmuş, çevresindeki bu negatif olgular onu didaktik şiir yazmaya itmiş, eserlerinde devleti, toplumu ve sosyal hayatı eleştirmesine neden olmuştur. Ona göre şiir hayatın, karşılaşılan sorunların ve günlük yaşamın içinde olmalı, hayattan, insandan ve insani konulardan izole edilmemelidir. Bu yüzden şiirleri hayat ile alakalı, çözümler üretmeye çalışan, yer yer nasihatta bulunan bir yapıdadır.

Başlıca Eserleri

Divan
Hayriye
Hayrabad
Tuhfetü’l Haremeyn
Surname
Fatihnâmei Kâmaniçe
Zeyli Siyeri Veysi

ITRİ (1640 – 1712)

Itri

 

Türk, besteci. Klasik Türk müziğinin kurucularındandır. İstanbul’da doğdu. Asıl adı Mustafa’dır. Itrî, şiirlerinde kullandığı mahlastır. Buhurîzade Mustafa Efendi diye de anılmıştır. Çok önemli bir bestekâr olan Itri Nevakâr makamını bulmuştur. “ Tutiimucizeiguyem” isimli eserin bestecisidir.

MUSTAFA NAİMA EFENDİ

Osmanlı tarihinde resmi olarak ilk vakanüvis olan Mustafa Naima Efendi, ilk öğrenimini doğduğu şehir olan Halep’te tamamladıktan sonra, genç yaşta İstanbul’a geldi. Küçüklüğünden beri okuyup yazmaya, özellikle tarihe ve edebiyata büyük merakı vardı. İstanbul’da Enderun’a devam etti. Sonra, Divan katipliğinde görev aldı. En önemli eseri “Naima Tarihi”dir.
Bu eserde Naima yaşadığı dönemdeki olayları anlatmıştır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Tarih Şifreleri