4. Murat Dönemi’nde Tımar Sisteminin Bozulması ve Sonuçları

25 Şubat 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Tımar Sisteminin Bozulması

16. yüzyıl sonlarından itibaren her alanda başlayan bozulmalar tımar sisteminde de görülmüştür.
Tımar sisteminin bozulmasında;

Dirliklerin hak etmeyen kişilere verilmesi
Tımar dağıtımındaki adaletsizlikler nedeni ile birçok tımar sahibinin dirliğini kaybetmesi
Celali isyanlarının etkisiyle üretimin durması
Fetihlerin yavaşlamasıyla toprakların genişletilememesi
Devletin nakit para ihtiyacından dolayı toprağı mukata arazi haline getirip iltizama vermesi (gelirin doğrudan hazineye girmesi)
Ordularımızın Avrupa ile rekabet edememesi
Sefer zamanları tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu zamana denk gelmesi
Halktan yeterince vergi toplanamamasından dolayı halka ağır vergiler yüklenmesi
Vergilerini karşılayamayan köylülerin topraklarını terk etmesi

NOT :

Tımarlı sistemin bozulması askeri sistemin bozulmasını netice vermiştir. Devlet sistemi ayakta tutmak için Sekban adında ücretli askerler oluşturmak zorunda kaldı. Bu askerler savaş zamanı asker barış zamanı işsiz kaldıkları için halktan haraç toplamaları problem oluşturuyordu. Halbuki tımar sistemiyle devlet otoritesi en ucra bölgelere hakimken bu sistemin bozulmasıyla asayiş ve otorite ortadan kalkmıştır.

– Tımar Sisteminin Bozulmasının Sonuçları

a) Siyasi Sonuçlar

Eyaletlerde asker boşluğu meydana gelmiş devlet otoritesi zayıflamıştır.
 İsyanlar artmış ülkede güvenliği sağlamak zorlaşmıştır.

b) Askeri Sonuçlar

Yeniçeri sayısı artmış ve böylece yeniçerilerin gücü giderek artmıştır.
Tımar sistemine bağlı olarak sipahi sayısı azalmıştır.
Devlet savaş zamanlarında ücretli askerler almak zorunda kalmıştır.

c) Ekonomik Sonuçlar

Tımar sistemin bozulması ile üretim azalmış devletin vergi gelirleri düşmüştür.
Paralı asker alımından dolayı hazine olumsuz etkilenmiştir.
Devlet halka ağır vergiler koymak zorunda kalmıştır.

d) Sosyal Sonuçlar

Tımarlarını kaybeden insanlar isyanlara katılmıştır.
Köylerden şehirlere göç artmıştır.
Devlet göç ve işsizlik gibi bir çok sosyal problemle karşı karşıya kalmıştır.
 Şehre göçen işsiz insanların şehirde eşkiyalık yapmaları sonucu güvenlik sorunu ortaya çıkmıştır.

İltizam ve Mukataa

Osmanlı topraklarının tamamı tımar sistemine dahil olmadığından bu toprakların vergilerinin de toplanması gerekiyordu. İltizam usulü Fatih devrinde getirilen bir düzenlemedir. 17. yüzyılda ise oldukça yaygınlaşmıştır. Kanunlarla belirlenen vergilerin, yükümlülerden toplanması ve hazineye girmesi demektir. Osmanlı’da uygulanan bu ihale sistemine İltizam, bu işi yapan kişilere Mültezim, vergi kaynağı olan araziye ise Mukataa denmektedir.
Mültezimler, iltizamını aldıkları bölgenin parasını devlete peşin olarak ödüyorlardı. Bu sayede devlet nakit para ihtiyacını da karşılamşı oluyordu. Mültezim artık aldığı bölgenin vergilerini toplama hakkını elde etmiş ve topladığı vergilere kendi kârını da ekliyordu. Mültezim aynı zamanda iltizamını aldığı bölgenin üzerindeki insanları ve bölgeyi de yöneten kişiydi.
Devletin zayıfladığı dönemlerde mültezimler devlete ödediklerinin iki katını halktan almaya başlayınca vatandaş topraklarını satmak ve bölgeyi terketmek durumunda kalmıştı. Bu da üretimin azalmasına neden olmuştu.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz