Akkad Devletinde Sanat

14 Temmuz 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Akkad sanatı, sarayın ve kralın yüceltilmesi kurgusuyla şekillenmiş propaganda amaçlı kabartma ve stel örneklerinden oluşur. Daha önceki dönemde krallar öldüklerinde tanrılaştırılırken Naram-Sin yaşarken tanrılaştırılmış ve kült sahibi olmuştu. Onun tanrısal özellikleri, alçak kabartma tekniğinde kaya yüzeyine veya kayadan koparılmış yassı, uzun düzgün stellere oyulan betimlemelerinde vurgulanmıştır.

Naram-Sin’in iki metre yüksekliğindeki ünlü steli/ dikili taşı (Resim 3. 2) İran sınırındaki Lullubi adlı bir kabileye karşı kazanılan bir zaferin anısına Babil yakınındaki Sippar’da dikilmiştir.Bu taş üzerinde tanrı-kral düşman askerlerine basarak ordusunun önünde dağlara tırmanmaktadır. Başında boynuzlu başlık, üzerinde kraliyet nişanları olan ok, yay ve savaş baltası, ayaklarında Mezopotamya’ya özgü sandaletleri vardır.

Tunçtan döküm tekniğinde yapılmış Naram-Sin başı (Saggs 1962).

akkad devletinde sanatBu stel Naram-Sin’den bin yıl kadar sonra savaş ganimeti olarak Elam kralı tarafından İran’daki Susa kentine götürülmüştür. Mezopotamya araştırmalarının başlangıç döneminde Fransız arkeologlar tarafından bulunan stel, Paris’teki Louvre Müzesi’ne nakledilmiştir. Naram-Sin’in Diyarbakır yakınındaki Pir Hüseyin’de bulunan stelinin baş kısmı ise İstanbul Eski fiark Eserleri Müzesi’nde sergilenmektedir. Bu dönemden kalan birkaç kaya kabartması benzer özellikler taşımaktadır. Kuzey Irak’ta Ninive’de bulunmuş, son derece güzel işçilikli, döküm tekniğinde yapılmış tunçtan bir baş ve tunç bir heykelin yazıtlı kaidesi bu dönem sanatının ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

  • Kült: Tanrı veya tanrıların özelliklerini, tapınağını, iba­det şeklini kapsayan tapın­ma ile ilgili eylemlerin tümü.

3.Ur Sülalesi Dönemi Reformları

Uygarlığın gelişimindeki önemli adımların atıldığı Güney Mezopotamya’da dördüncü binyılın sonlarından itibaren tutulmaya başlayan yazılı belgeler tarihsel ve mitolojik kurgu içinde bilgi edinmemize katkı yapar. Yukarıda belirttiğimiz gibi III. Ur Sülalesi döneminden oldukça çok sayıda belge günümüze ulaşmıştır. Bu durum tapınaklarda ve önemli merkezlerde kurulan okullarda devletin ihtiyacı olan yazıcı sınıfının yetiştirildiğini ve okul sisteminin geliştirildiğini göstermektedir. III. Ur Sülalesi döneminde resmi belgelerde yaygın olarak Sümerce kullanılmıştır. Ancak Akkad döneminde yaygınlaşmış olan Akkadcadan da vazgeçilmemiştir. Girsu (Tel-lo), Umma ve Nippur yakınındaki Puzriş Dagan (Drehem) gibi kentlerde tutulmuş belgeler oldukça ayrıntılı bir içeriğe sahiptir.

Devletin bütün faaliyetleri yazıya geçirilmekteydi. Gelir ve giderler kayıt altına alınmıştı. Gelirlerin büyük bölümünü canlı hayvan alımı ve dağıtımı oluşturmaktaydı. Tarlalarda ve değirmenlerde çalışan, hasat toplayan, dokuma yapan, kamış kesen, kanal kazan, teknelere mal yükleyen ve tekneleri çeken insanların sayısı titizlikle tutulmuş ve bunlara yapılan ödemeler belirtilmiştir. Ödemeler genellikle, bira, ekmek, yağ, soğan ve balık gibi yiyecek maddeleriyle yapılıyordu. Deniz aşırı ülkelerle veya nehir yoluyla ulaşılan uzak bölgelerle yapılan ticaret de devletin kontrolü ve izniyle, kayıtlara geçirilmesi koşuluyla gerçekleşmekteydi.

Bütün bu karmaşık işlerin yapılması yalnızca kayıtların tutulması ile mümkün değildi. Bunların belirli kurallara bağlanması, aksaklıkların ve olası problemlerin çözümü için düzenlemeler de gerekliydi. Önce kent devletlerinde başlayan toplumsal hayatı düzenleme çalışmaları iki yönlü olarak gelişmekteydi. Bunlardan biri tapınak öncülüğünde şekilleniyordu.

Ancak zaman içinde güçlenen siyasal otorite ve krallar öncülüğü almış ve günlük yaşamda ortaya çıkan problemleri çözmek adına adımlar atmışlardır. Geleneksel kabuller yanında yazılı kurallar ve bazı reform çabaları kent yaşamının getirdiği yeni sorunlara çözüm bulma kaygıları taşır. Lagaş kralı Entemena ve Urukagina ilk reformistler olarak bilinirler. Yapılan bu ilk düzenlemelerde daha çok borç affı gibi konular işlenmiştir. Gerçek anlamda ilk yasa koyucu kral Ur-Nammu’dur. Karmaşık hale gelen kent yaşamı içinde miras, ticaret, bireysel ilişkiler gibi konularda ortaya çıkan anlaşmazlıkların yaygın olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür davalara Lagaş’ta bulunan bir grup belgeden anlaşıldığına göre, kral, ensi veya hâkimler tarafından bakılıyordu. Sümer yasaları daha çok tarafların zararlarını önleyecek maddi karşılığı olan cezalar vermekteydi.

İnşa Faaliyetleri

Eski Mezopotamya uygarlıklarından günümüze kalan ve uzak geçmişin izlerini en belirgin biçimde yansıtan anıtların başında III. Ur Sülalesi döneminde yapılan zig-gurat gelmektedir. Bu dönemin büyük krallarından Ur-Nammu ve fiulgi, kentlere büyük yatırımlar yapmışlardır. Yaptıkları seferlerden elde ettikleri ganimetler ve zenginlik, kentlerin çehresinin değiştirilmesine katkıda bulunmuştur.

Zigguratlar, masif bir kütle halinde, piramit biçiminde yükseltilerek inşa edilmiş tapınak binalarıdır. Kentin baştanrısına adanan tapınak zigguratın tepesinde, en yüksek noktasında bulunmaktadır. Ziggurat dışında kentlerdeki resmi binalar yeniden yapılmış, altyapı oluşturulmuş, kanallar açılmış, ayrıca bütün bu anıtsal binalar ayrı bir duvar içine alınmıştır. Ur kentinde Ay tanrısına adanmış, duvarlarla çevrili alanda ziggurat, tapınak ambarı, konutlar ve dini saray gibi yapılar bulunmaktaydı.

Mezopotamya’nın diğer kutsal kentlerinden biri olan ve taç giyme törenlerinin yapıldığı Nippur ve diğer birçok kentte de benzer inşaatlar yapılmıştır. Bu türde büyük inşa projelerinin yapımı, büyük bir ekonomik kaynak ve işgücü gerektirdiği için uzun sürmekteydi. Örneğin Ur Zigguratı’nın inşası birkaç kralın iktidarı boyunca devam etmişti. III. Ur sülalesi döneminde kentler dışında ülkenin kuzeyinde de büyük bir sur yapılmıştır.Şulgi’nin oğullarından Şu-Sin döneminde, kuzeyden göç eden Batı Sami kökenli Amurrulara karşı, Fırat ve Dicle nehirleri arasına büyük bir duvar inşa edilmiştir. Bu inşaat kralın dördüncü yılının da adı olarak takvim sisteminde yer almıştır.
inşaa faaliyetleri

  • Ur Zigguratı’nın kentteki kazıları yürüten Woolley tarafından yapılan rekonstrüksiyonu.
  • Kademeli bir biçimde yükselen zigguratın tepesinde bir tapınak yer almaktadır (Kaynak Wooley 1939)

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Altın Bilgiler