Akkadlarda Tanrılaştırılmış Kral Naram- Sin

12 Temmuz 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Maniştuşu’dan sonra kral olan Naram-Sin, Akkad ülkesi ve çevresinde en az dedesi Sargon kadar belirgin izler bırakmıştır. Onun döneminden günümüze kalan ve üzerinde Naram-Sin’i gösteren kabartmaları, boynuzlu başlık gibi Mezopotamya sanatında yalnızca tanrılara atfedilen semboller taşır. Akkadlı bir memurun Tello (Girsu) kentinde bulunan bir mühründe Naram-Sin’in unvanları arasında “Ak- kad’ın tanrısı, evrenin fatihi” gibi ona yüklenen olağanüstü gücü gösteren tanımlar vardır. Bu durum onun bir tür tanrı kral olarak ölümsüzleştirildiğini ve mitolojik öykülere konu edildiğini göstermektedir.
Akkad orduları onun döneminde yağma seferlerinin sınırlarını genişletmiştir. Naram-Sin, Sargon döneminde yağmalanarak vergiye bağlanmış geniş bölgeyi denetlemek için projeler geliştirmiştir. Fırat üzerinden Kuzey Suriye bölgesine girmiş ve Halep yakınındaki Eblada kurulmuş olan Sami kökenli güçlü bir krallığı yıkmıştır. Arkeolojik kazılar da kentin Akkad döneminde tahrip edildiğine ilişkin bulgular vermiştir.Akkad orduları, Kuzey Mezopotamya bölgesinin denetimi için de seferler yapmıştır. Bu yönde Güneydoğu Anadolu bölgesine sefer yapmış ve Toroslara kadar ulaşmıştır. Diyarbakır’ın doğusunda, Pir Hüseyin adlı eski yerleşmede, buraya yapılan seferin başarısını kutlamak için dikilen Naram-Sin steli bu seferin kanıtı olarak günümüze ulaşmıştır. Stel, İstanbul Eski fiark Eserleri Müzesi’nde sergilenmektedir.Akkad orduları, Sargon zamanında olduğu gibi Naram-Sin’in krallığında da Torosları aşarak Anadolu içlerine girmiştir.

naram-sinUzak bölgelere yapılan seferlerin yukarıda belirttiğimiz gibi ganimet elde etmek amacıyla yapıldığı belirgindir. Aynı bölgelerin hem Sargon ve hem de Naram-Sin tarafından tekrar tekrar fethedilmesine ilişkin kayıtlar bu değerlendirmeyi doğrular.Naram-Sin döneminde Akkad İmparatorluğu’nun yapısı, kent devleti modelinden oldukça farklı yeni bir biçim almıştı.Sınırlar genişlemiş, resmi dil olan Akkadca yaygınlaşmış, yeni bir yönetim modeli oluşturulmuş ve dönemi temsil eden sanat eserleri uzak bölgelerde benzer biçimde yapılmaya başlanmıştır.Kuzey Irak’ta Ninive ve çevresinde ele geçen Akkad dönemi sanat eserleri ve bazı yazılı belgeler buradaki egemenliğin kalıcı olduğuna işaret eder. Nuzi tabletleri arasında Akkadca yazılı olanların da bulunması bu olguyu destekler.

Tel Brak kentinde bulunan, çevresi surlarla kuşatılmış bir yönetim binası, bölgede kalıcı inşa faaliyetlerinin yürütüldüğünü gösterir. Buradaki sarayın tuğlaları üzerinde Naram-Sin damgaları bulunmaktadır. Benzer biçimde İranda da bu dönemde Akkadca resmi işlerde kullanılmaya başlanmıştır.Naram-Sin’in son yılları ve onun yerine tahta geçen oğlu Şar-kali-şarri’nin egemenlik dönemi Akkadlar için sonun başlangıcı anlamına gelen karışıklıklara tanık olmuştur. Kuzey bölgelerinde sağlanan istikrar ve denetim bozulmuş, seferlerle sindirilen Lullubilerin komşuları Gutiler güneye doğru hareketlenmişlerdir.Kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu’da Kafkasya’dan göç ederek gelen Hurriler yeni bir güç olarak sahneye çıkmışlardır. Şar-kali-şarri dönemi yazıtları, bir Batı Sami grubu olan Amurruların da ilk kez bu dönemde Kuzey Suriye’de etkin bir konuma geldiklerini açıklar. Akkad dönemi sonrasına ait bazı şiirsel anlatılarda, devletin sonu ve başkent Agade’nin düşüşü, kutsal mekânlara ve tanrılara karşı takındığı tavra bağlanır.

Naram-Sin’in kutsal kent Nippur’u ve Enlil’in tapınağı Ekur’u yağmalayarak, ganimeti gemilerle başkentine taşıması bunlar arasında en belirgini olarak öne çıkarılır. Anlatıya göre tanrılar bu olaydan sonra Akkadları cezalandırmak için üzerlerine Gutileri göndermiştir. Anlaşıldığı kadarıyla Naram-Sin sonrasında iktidara gelen krallar zamanında, ülkenin farklı yerlerinde çıkan isyanlar ekonomik dengeleri bozmuştu. Gutilerinki de dâhil olmak üzere gerçekleşen göç hareketleri sonrasında ise Agade yıkılmış, Akkad Devleti tarih sahnesinden silinmiştir. Mezopotamya’ya gelen ve buradaki köklü kültürü benimseyen birçok toplum gibi Gutiler de bu yapı içinde erimiştir. Gutiler hakkında isimleri ve dağlı bir kabile oluşlarıyla ilgili sınırlı bilgiler dışında fazla bir şey bilinmemektedi.

Akkad İmparatorluğu’nun zayıflamasıyla birlikte Sümer kent devletlerinden birkaçı hemen bağımsızlığını ilan etmiştir. Bunlardan en önemlileri Lagaş, Kiş ve Uruk’tur.Yazılı belgelerin yokluğu nedeniyle karanlıkta kalan bu dönemde, Lagaş (Al Hiba) kenti bağımsızlığını korumayı başarmış, tapınaklarını ve sulama sistemlerini onarmıştır. Ur Baba, ardılı Gudea ve oğlu Ur-Ningirsu bu sürecin başarılı krallarıdır. Gudea bir saray ve heykel okulunda, güneyden Magan’dan getirilen oldukça sert diyorit taşlardan yaptırdığı heykelleriyle ölümsüzleşmiştir. Lagaş kralının Elam üzerine bir sefer yaptığına ilişkin kayıtlara da rastlanılmıştır. Yarım yüzyılı aşkın bir süreyi kapsayan bu dönem, MÖ 2.112 yılında Ur kentinin tarih sahnesinde öne çıkmasıyla sona ermiştir. Ur kenti liderliğinde yaşanan süreç, Sümerlerin son parlak dönemidir.

  • Naram-Sin stelinden ayrıntı.
  • Akkad kralı kendisini Mezopotamya’da tanrılara özgü olan boynuzlu bir başlık ile betimlettirmiştir. Uzun saçlar ve sakal bu dönemden sonra bütün Mezopotamya tarihi boyunca yönetme erki olanların “erkeklik” sembolü ve belirleyicisi olmuştur.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.