Anadolu’da Şahkulu İsyanı

16 Mayıs 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Anadolu’da Şahkulu İsyanı

Şah İsmail, II. Bayezid’e sulhsever mektuplar yazmasına rağmen, devletinin doğusunda bulunan Şeybânî hanı ile savaşa giderken, Anadolu’daki gizli propaganda hareketlerine de hız vermişti.

Kendi taraftarlarından, halife veya vekil namı altında Anadolu’ya gönderdiği kimseler, yine Şah İsmail’in desteği ve yardımı ile kurulan veya ele geçirilen hankâh ve zaviyelerde geniş bir Şiilik propagandası yapmakta idiler. Osmanlı payitahtında, padişahın yaşlılığı ve vezirlerin kayıtsızlığı ile şehzadeler arasında başgösteren saltanat mücadelesi, Şah İsmail’in bu gibi faaliyetleri için çok müsait bir ortam hazırlamış idi. Onun bu propagandalarına, Anadolu’da bazı Alevi şairler de katılmışlardı. Bunlardan bilhassa Hoylu Pir Sultan Abdal, söylediği nefeslerle, Osmanlı Türklerine karşı, Şiilik mezhebinin zaferini ve şahının galebesini terennüm etmiş, Sünnilere karşı duydukları derin kini dile getirmiştir.

Bu arada Şah İsmail, Osmanlı toprakları üzerinde tımarları ellerinden alınan sipahileri de kendine çekmeye muvaffak olmuştur. Bunlar arasında Tekeili sipahileri başta gelmektedir. Bunlar Şah İsmail’e mektup ve kağıtlar göndererek fesada başlamışlar ve şaha cesaret vermişlerdir. Osmanlı devlet ricalinin, bu tımarları ehil olmayanlara rüşvetle vermeleri, mansıplara cahil ve ilimden hâlî olanları tayin etmeleri, şikayet ve huzursuzluğun daha da yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Ayrıca hallerinden memnun olmayan Türk köylülerini de bunlara katarsak, Anadolu’daki şah taraftarlarının çok büyük bir yekuna baliğ olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu arada, Şah İsmail’in Anadolu’da görevlendirdiği bazı sufi ve halifelerin büyük bir nüfuz ve şöhret kazandığı görülmektedir. Bunlardan Hasan Halife ve Şahkulu Baba Tekeli veya Karabıyıkoğlu Şahkulu, Antalya civarında, kendisinin doğduğu yer olan Yalınlu köyü yakınında bir mağarada, uzun bir süre ibadet ve riyazet ile meşgul olarak büyük bir itibar ve şöhret kazanmıştır. Hatta, Sultan II. Bayezid bile, onun bu şöhretine binaen, dualarını almak maksadıyla, her yıl kendisine 6-7 bin akçe atiyye göndermekte idi.

Şahkulu Baba Tekeli, babasının ölümünü müteakip, durumun kendisi için müsait olduğunu görerek isyan bayrağını dalgalandırmakta gecikmedi. Hele Şehzade Korkud’un, bu bölgede idari hakimiyeti ile uğraşmak yerine, Mısır’a ilticası ve avdetini müteakip Saruhan’a talip olması, bölgede bir otorite boşluğu meydana getirmişti. Memleketin böylesine sahipsiz kaldığı bir sırada, Tekeili sipahilerinin de desteğini kazanan Şahkulu, sipahilerden Çakıroğulları, Kızıloğlu, Göleoğlu Mehmed Bey, Dede Alisi ve Hızır ile birlikte Kapak-kaya ve Döşeme derbendinde gizli toplantılar yapmaya başladı.

Bu arada, hem kendisine destek sağlamak, hem de devlet kuvvetlerini çeşitli bölgelerde meşgul etmek maksadıyla adamlarından Sefer’i Serez’e, Mamaoğlu’nu Selanik’e, Taceddin’i Zağra Yenicesi’ne ve Pir Ahmed’i de Filibe’ye göndererek propagandasını yaygmlaştırmıştır.

Bu suretle, Şiilik propagandası Rumeli’ye de yayılmıştır.

Ancak, devletin Rumeli’deki bu hareketi yakından takip etmesi sonucu, faaliyet pek başarılı olamamış, Filibe sancak beyi, Şahkulu’nun casusu Pir Ahmed’i tevkif ile buradaki Şii Aleviler hakkında devlete bilgi vermiştir. Bu arada, Antalya kadısı da, subaşı Hasan vasıtasıyla, Şahkulu’nun toplantısını bastırdı ise de, kendisini ele geçiremedi.

Artık devlet kuvvetleri ile fiilen karşı karşıya gelmiş olan Şahkulu, cüretini daha da artırarak, Antalya, Muğla ve Isparta bölgelerindeki maiyyetini toplayarak, 10.000 kişiyi bulan kuvveti ile, şehzade Korkud’un hazinesini Elmalı yakınlarında basarak ele geçirdi. Çevredeki tahribatını artırması üzerine, şehzade yardım istedi; fakat kendisine, bu kuvvetleri saltanat davasında kullanır düşüncesi ile yardım yapılmadı. Şahkulu, zaman kaybetmeden Antalya üzerine vardı ve şehri ele geçirdi. Kadıyı da öldüren Şahkulu (Şeytankulu), Karaman Türklerini de isyana şevketti. Yapılan tahribat ile halka verilen zararları, tımarları ellerinden alınan sipahilerin işledikleri görüldü. Şahkulu daha sonra, çevredeki bütün şehir ve kasabaları birer birer ele geçirdi. Antalya’dan sonra Elmalı’yı yakıp yıkarak tahrip eden asi Şahkulu, buradan Gülhisar, Burdur, Keçiborlu ve Sandıklı kasabalarında korkunç tahribat yapmıştır.

Osmanlı hükümeti, nihayet, Şahkulu isyanı için askerî tedbirler alma mecburiyeti hissederek, Anadolu beylerbeyisi Karagöz Ahmed Paşa’yı,  asileri tenkil ile görevlendirdi.  Ancak, Şahkulu’nun taraftarlarını önemsemeyen Karagöz Ahmed Paşa, yanına az bir kuvvet alarak asinin üzerine vardı. Ahmed Paşa’nın ileri gönderdiği Nokta Bey, 16 Nisan 1511’de Şahkulu tarafından mağlup edildi. Nizami devlet kuvvetlerini böylece hezimete uğratarak taraftarları nezdindeki durumunu kuvvetlendiren Şahkulu, kendisini bu tarihte “Mehdi” ilan etti ve Taşili ile Antalya taraflarına sancak beyleri ve subaşılar gönderdi. Bu sırada maiyyetinde 20.000’den fazla adam toplanmıştı.

Daha sonra Kütahya üzerine yürüyen Şahkulu, şehir önünde Karagöz Ahmed Paşa ile savaşa tutuştu. Önce mağlup oldu ve çekilmek zorunda kaldı. Adamlarından birçoğu öldürüldü. Bu sırada hisarın kapısı açılıp, halkın askerlerle birlikte asilerin mallarını yağmalamaya başlamalarını fırsat bilen ve pusuda bekleyen Şahkulu, bu kargaşa sırasında, Karagöz Ahmed Paşa’nın üzerine saldırarak onu ele geçirdi. Sufiler de halkı ve askerleri kaleye doğru sürdüler. Karagöz Ahmed Paşa’nın başını kestirdikten sonra, kazığa vurduran Şahkulu, etlerini ateşte kızarttırarak sufilerine yedirmiştir. Daha sonra, Kütahya’yı şiddetle muhasara eden asiler, civardaki köy ve kasabaları yağmalayarak müthiş tahribata uğrattılar. Nihayet şehri ele geçirerek ateşe veren Şahkulu, Zigora adlı köyde bir müşavere meclisi akdettikten sonra, Alaşehir ovasında şehzade Korkud’un gönderdiği kuvvetleri de bertaraf etmiştir. Şehzade Korkud Manisa’ya çekilmek zorunda kalmıştır.

Devlet kuvvetlerini arka arkaya mağlup eden Şahkulu’nun, Anadolu vilayetlerinin tamamına tasarruf etmek maksadıyla Bursa tarafına yöneldiği görülmektedir. Onun bu niyeti anlaşılınca, Bursa ve civarındaki şehirlerde büyük bir telaş başgösterdi. Karagöz Ahmed Paşa’nın uğradığı akıbet ve isyanın Anadolu’da kazandığı Ahmed’in oğlu Murad’ın Şahkulu’ya taraftar oldukları ve onunla birleştikleri görülmektedir.

Vezir-i âzam Kütahya’ya geldiğinde, Şahkulu isyanının bastırılmasında babası tarafından aktif rol alması emredilen şehzade Ahmed’i Altuntaş köyünde kendisini bekler buldu. 15 Haziran 1511’de buradan hareket eden vezir-i âzam, Karaman topraklarına geçit veren Kızılkaya boğazına geldi. Bu boğaz Kızılbaşlar tarafından tutulmuş, yollar tamamiyle kontrol altına alınmıştı. Karaman tarafına açılan gedik ise, maiyyetinde Kayseri sancak beyi olduğu halde, Karaman beylerbeyisi Haydar Bey tarafından tutulmuştu.

Muhasara 38 gün devam etti. Kızılbaşlar iyice bunalmışlarken, şehzade Ahmed’in, saltanatın kendisine verildiğini iddia ile, yeniçerileri biat ettirmek istemesi, Selim’e bağlı olan yeniçerilerin muhalefetine yol açtı.

Bu durum, muhasaranın gevşemesine sebep oldu ve asilerin işine yaradı. Bu uzun muhasara dolayısıyla erzaksız kalan ve çemberi yarma çareleri arayan Şahkulu Baba Tekeli, İncirli derbendine çekilmeye muvaffak oldu. Osmanlı askerinin sert mukavemeti ile karşılaşan asiler, kayalar arasında Döşeme derbendine çekilmeyi başadılar, Kendilerine mani olmak isteyen Haydar Bey’i şehid ederek Beyşehir önüne geldiler. Buradan süratle Kayseri tarafına çekilen ve İran’a gitme teşebbüsünde bulunan Kızılbaşlar, Sivas yakınında bulunan Çubukovası’na çekildiler, bu sırada, Beyşehir yakınında bulunan Hisar dağına kaçan asilerden üçbin kadarını öldüren şehzade Ahmed, saltanattan ümidini kestiği için küskün olarak Amasya’ya çekilmiştir. Hadım Ali Paşa, beşyüz tüfekçi yeniçeri, kendi kapısı halkı ve şehzade Ahmed’in oğlu Alaeddin’in kumanda ettiği Karaman askerleri ile Şahkulu’nu takibe başladı. Şehzade Ahmed’in Amasya’ya  çekilmek suretiyle  gösterdiği kayıtsızlığa  üzülen Osmanlı ordusu az bir mevcutla, 14 gün sonra, asilerin peşinden Sivas’a geldi.

Asiler takipten kurtulamayınca, Gedikhan (veya Gökhan) mevkiinde, kendileri için savunma istihkamları hazırlamaya başladılar. Etraflarını hendeklerle çeviren ve binlerce deve ile savunma hattı hazırlayan asiler, kadın ve çocuklarla çok müthiş bir savaş verdiler. Hadım Ali Paşa ile Alaeddin Sultan da cansiperane bir savaş ortaya koydular. Savaşın en şiddetli bir anında, Karaman askerleri savaş alanını terkettiler. Bu arada, Çankırı ve Ankara’dan da istenen yardım gelmeyince, Osmanlı askerleri zor durumda kaldılar ve asiler karşısında tutunamadılar. 170 kadar yeniçeri ile birçok kapı halkı maktul düştü. Nihayet Hadım Ali Paşa’nın bir okla vurularak şehid düşmesi üzerine Osmanlı kuvvetleri dağıldı. Ancak, bu sırada Şahkulu da bir ok isabeti ile maktul düşüp asiler arasında da perişanlık başgösterdi. Kendilerine vezir ve sultan namını veren iki Kızılbaş lideri, bu perişan Tekeli Kızılbaşlarını, İran’a götürmek üzere yola çıkardılar. Osmanlı kuvvetleri dağıldığı ve başsız kaldığı için, asileri takip edemedi.

Erzincan civarında büyük taşkınlıklar gösteren asiler, Suşehri nahiyesinde ve civarındaki köylerde büyük tahribat yaptılar, Şehzade Ahmed, kapıcıbaşısı Ahmed’i, 500 kadar adamı ile asileri tepelemeye gönderdi ise de, mühim bir netice elde edemedi.

Asiler daha sonra, Tebriz’den Anadolu’ya gelen ve Mekke’ye gitmekte olan bir İran kervanını vurarak pek çok adamlarını öldürüp mallarını da yağma ettiler.

Ancak asilerin bu hareketi büyük bir tepki uyandırdı. Şah İsmail’in yanına vardıklarında, önce hüsn-i kabul gören Tekeli Kızılbaşları, kendileri için tertip edilen bir ziyafetten sonra ortadan kaldırılmışlardır. Şah İsmail, asilerin sultanve vezir namındaki reislerine, “Babam Bayezid Hazretleri sayesinde bu vakte kadar rahat bir şekilde yaşadınız; huruç etmenizin sebepi nedir?” diye sorduğunda, sultan ile vezir, “Bayezid’in hasta olup, devlet işlerinin vezirler elinde kalışına ve zulme daha fazla dayanamayıp isyan ettiklerini” söylediler.

Şah İsmail, kendisinin Bayezid ile dost olduğunu, ona yapılan tecavüzün kendisine yapılmış sayılacağını ve memleketin harabiyetine sebep olduklarını söyleyerek, hiçbirisini affetmemiş; kendi politika ve propogandasının kurbanı olan asi Tekeli Kızılbaşlarının reislerini kaynar sulu kazanlara atarak öldürtmüş, diğerlerini de muhtelif Şii birlikleri arasına dağıtarak cezalandırmıştır. Asilerin bir kısmı da, serseri ve dilenci olarak sağda solda sürünmüşlerdir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Kısa Cevaplı Soru ve Cevapları