Ankara Savaşı

5 Nisan 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Ankara Savaşı

Timur, 13 Mart 1402’de Tebriz’e geldi. Yıldırım Bayezid, kendisinin tekliflerini kabul etmediği için onu itap eden bir mektup gönderdikten sonra, son olarak daha ağır bazı isteklerde bulundu. Savaşın mesuliyetini tamamıyla Osmanlı hükümdarına yıkmak isteyen Timur tarih huzurunda kendini haklı çıkaracak bazı hususlar elde etme gayesini güdüyordu. Diğer taraftan Yıldırım Bayezid’i tahrik ederek, üzerine gelmesini sağlamaya çalışan Timur, böylece savaşa muhalefet eden şehzadeleriyle ümerasına emr-i vâki yapmak istiyordu. Yine birçok tarihçinin ifadelerine göre, sulhe razı olmayan ve Timur’u devamlı tahrik eden tarafın Yıldırım Bayezid olduğu sanılırsa da, Timur’un, yerine getirilmesi mümkün olmayan şartlarda diretmesi karşısında, bu iddialar pek kabul görmese gerektir. Osmanlı topraklarından ayrılmış olan Kara Yusuf ile Sultan Ahmed’in, ölü veya diri olarak teslim edilmesi hususundaki ısrarlı talep, Timur’un niyetini açıkça göstermektedir. Yine kendisinin de şarkta birtakım gazalarda bulunduğundan bahsederek, gaza ve cihad sevabından hisse almak arzusu ile Yıldırım Bayezid’e yardım teklifinde bulunurken, Sivas’ta, ellerinde Kur’ân’la kendisini karşılamaya çıkan çocukları atları altında ezdirmesi, bu husustaki samimiyetsizliğini açıkça ortaya koymaktadır.

Böylece bütün ordusu ile harekete geçen Timur, Anadolu’ya girdiği sırada, Bizans imparatoruna, Ceneviz cumhuriyetine ve Frenk krallarına elçiler göndererek, hedefinin sadece Bayezid olduğunu bildirip, müşterek olmalarını istemiş ve ittifak tekliflerinde bulunmuştur. Pasinler’den Erzurum’a inen Timur, Erzincan’a geldiğinde, torunu Muhammed Sultan’ı, Kemah’ı muhasara ve zabt için bu kalenin üzerine göndermiştir. Kemah’ın muhafazasında Kalayuz adında bir Osmanlı kumandanı bulunmakta idi. Kemah kuşatmaya 15 gün kadar dayanabildi ve sonunda Muhammed Sultan’a teslim oldu. Kemah hemen Mutahharten’e verildi. Sivas’a gelen Timur, Bayezid tarafına geçmiş olan Kara Tatarları kendi safına çekmek için başkanlarına casuslar gönderdi ve Anadolu’da fethedilecek bölgelerin idarelerinin kendilerine bağışlanacağını bildirdi. Sivas’ta iken gönderdiği elçileri ile birlikte, Osmanlı elçileri de huzuruna geldiler. Yıldırım Bayezid, bu son mektubunda, Timur’u savaşa bahane aramakla itham etmekte idi. Doğacak fitnenin ve vukua gelecek olan savaşın mesuliyetini Timur’a atfettikten sonra, Allah’a tevekkül ederek, sonucu beklediğini bildiriyordu. Muntazam casusluk teşkilatı ile Osmanlı ordusunu adım adım takip eden Timur, Yıldırım Bayezid’in Tokat’a geldiğini duyunca, Anadolu’nun içlerine doğru ilerlemesine devam etti. Yolu üzerindeki şehir ve kasabaları yağma ve tahrip ederek ilerleyen Timur, büyük kumandanlarından Şeyh Nureddin ile Burunduk’u önemli bir kuvvet ile Hafik üzerine gönderdi. Süleyman Şah’ı da, Kayser’i üzerine memur eden Timur, asıl ordusu ile Süleyman Şah’m arkasından Kayseri’ye geldi. Bölgenin mahsulatını ordusu için zabteden Timur, Kızılırmak sahilini takip ederek Kırşehir’e ulaştı. Osmanlı hükümdarının yaklaşmakta olduğunun bildirilmesi üzerine, çoğunluğu piyade askerlerinin oluşturduğu ordusunu yormamak için, Ankara istikametine yöneldi. Su kuyularını kapamak ve su menzillerini tutmak için ileri gönderdiği Burunduk, Ankara muhafızı Yakub Bey’i mağlup ederek Ankara ovasına hakim tepeleri tuttu. Timur Ankara’ya gelir gelmez, Yakub Bey tarafından tahkim edilmiş bulunan kaleyi kuşattı. Yıldırım Bayezid’in yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak, Çubuk ovasında savaş tertibatı aldı.

Tokat’ta Timurlenk’i bekleyen Yıldırım Bayezid, onun önce Kayseri’ye, oradan da Kızılırmak kenarını takiben, Ankara’ya doğru gittiğini haber alınca, büyük bir harp divanı tertip etti. Kumandanların birçoğu, Timur ile meydan savaşı yapılmamasını, sarp yerlere çekilerek, baskınlarla taciz dilmesini ve münasip yer ve zamanlarda yapılacak hücumlarla hezimete uğratmayı teklif ettiler. Hoca Firuz ise, Timur’un Anadolu’daki mezalimine bir son vermek için, bir an önce üzerine yürünülmesini teklif etti. Bu son teklifin kabulü üzerine Yıldırım Bayezid, Tokat’tan hareket ederek, Kızılırmak kenarlarında ona yetişmeye çalıştı. Ankara’nın kuşatıldığını öğrenince, vakit geçirmeden bu şehrin üzerine yollandı. Kendisinden önce gelen Timur, Çubuksuyu’nu arkasına alarak, askerlerini savaş tertibatına sokmuş idi. Çubuk çayının düşman elinde bulunması Osmanlı askerlerinin su sıkıntısı ile karşı karşıya kalmasına sebep oldu ve bu da Yıldırım Bayezid’i zor durumda bıraktı. Diğer taraftan, Timur ordusunun sayı bakımından üstünlüğü de Osmanlı askerlerinin maneviyatlarını sarsmakta idi. 160.000’i bulan Timur ordusu, karışık sınıflardan meydana gelmekte ve çok iyi silahlanmış bulunmakta idi. Ayrıca kendisine tâbi yirmi kadar hükümdarın orduları da bu savaşta hazır bulunuyorlardı.

Yıldırım Bayezid ise, Avrupa ve Balkanlar’da aleyhine vukua gelmesi muhtemel hareketler için, Eflak hududu ile serhat kalelerinde epeyce asker bırakmıştı. Bundan dolayı, Yıldırım Bayezid, Ankara ovasına, ancak 70.000 kadar bir asker ile gelmişti. Bunun da yaklaşık yarısı piyade idi. O da hemen Timur’a karşı savaş nizamı aldı.

Osmanlı ordusunun sağ kanadında, Anadolu beylerbeyi Kara Timurtaş, sol kanadında ise Rumeli askerlerinin kumandanı Hoca Firuz yer almış idi. Kendisi de kapıkulu askerlerinin başında merkezde, Çandarlı Ali Paşa ile birlikte bulunuyordu. Şehzadeleri İsa, Musa ve Mustafa Çelebiler de, yanında, yani merkezde bulunmakta idiler. Süleyman Çelebi, Rumeli askerlerinin başında, Çelebi Mehmed de artçı birliklerin kumandasında bulunuyordu. Rumeli akıncı kıtaları ile Timur’un dehşetinden kaçan Kıpçaklar, Anadolu’daki Kara Tatarlar ve bir kısım Türkmenler, öncülük ediyorlardı. Sırp kralı Stefan da, onbin kişilik bir birlik ile yardıma gelmişti.

Timur’un ordusu ise, sağ ve sol kanatlarda oğulları ve torunlarının kumandasında tertibat almışlardı. Kendisi de merkezde bulunuyordu. 28 Temmuz Cuma günü başlayan muharebede, Timur’un kuvvetleri, Osmanlıların sol koluna yüklendi; ilk anda herhangi bir başarı elde edemediler. Savaş başlamadan önce, kumandanlarını etrafına toplayarak, onlara güzel bir hitabede bulunmuş olan Yıldırım Bayezid, Timur ordusunun sayı üstünlüğüne rağmen, kendi ordusunun atlı olması dolayısıyla, düşmanın bir çevirme harekatında bulunamayacağım, bu yüzden zaferi muhakkak kazanacaklarını söyleyerek maneviyatlarını yükseltmeye çalıştı. Bundan dolayı, sayı üstünlüğüne rağmen Timur ilk anda başarılı olamadı. Osmanlı askerlerinin karşı saldırısına, birbirlerine zincirlenmiş filler ile Mâverâünnehr’den getirilmiş olan zırhlı alayları yerleştirmiş bulunduğu için, Osmalı hücumunu, bütün şiddetine rağmen tesirsiz hale getirdi. Filler üzerinde bulunan savaşçılar, Osmanlı askerlerine kumbaralar atıyorlardı. Muharebenin en şiddetli anında, daha önce Timur tarafından elde edilmiş bulunan Kara Tatarlar, sol cenahın gerisinden Rumeli askerlerinin üzerine ok yağdırmaya başladılar. Kara Tatarların ok atarak Timur tarfma geçmelerini müteakip, eski hükümdarlarının bayraklarını Timur ordusunun saflarında gören Aydın, Germiyan, Saruhan ve Menteşe sipahileri de Timur ordusuna iltihak eylediler. Sol kolda, ihtiyat kuvvetleri bu iltihakların arkasından hücuma geçirildi ise de, muvaffakiyet hasıl olmadı. Sıcaklık ve susuzluğun galebesi ile, Osmanlı ordusu zor durumda kaldı. Nihayet sol kol mecburi olarak geri çekilmeye başladı.

Timur, Osmanlı merkezine başlattığı saldırıda, yeniçerilerin katı müdafaaları ile karşılaştı. Sol kolda vukua gelen iltihakların sağ kolda da vukua gelmesi, bir ara, düşmanı gerilere sürmüş olan Osmanlı kuvvetlerine karşı Timur’un taze kuvvetelerle takviyede bulunması ve Anadolu sipahilerinin topluca iltihakları, Hoca Firuz’u geri çekilmeye mecbur etti. Sağ ve sol kanatların geri çekilmesi sonucu, Yıldırım Bayezid, yeniçeriler ile merkezde tek başına kalmış oldu. Sol ve sağ kanatların geri çekilmesi ve Timur’un süvarilerinin gerilere sarkarak sarma hareketinde bulunması üzerine, tehlikeli bir vaziyete düşen Yıldırım Bayezid, kendisine yapılan geri çekilme tekliflerini reddederek, yanında bulunan yeniçeri ve Sırp askerleri ile kahramanca savaşa devam etti. Süvarilerin dağılması üzerine, Timur bütün ağırlığını merkeze vererek sarma hareketinin süratlendirilmesini emretti.

Savaşın kaybedildiğini gören vezir-i âzam Ali Paşa ile Murad Paşa, yeniçeri ağası Hasan Ağa, Karesi subaşısı İnebey, büyük şehzade Süleyman Çelebi’yi de alarak savaş alanını terkeylediler. İhtiyat kuvvetlerinin kumandanı olan Çelebi Mehmed de, maiyyetindeki kumandanları ile savaş meydanından geri çekildi. Durumu farkeden Sırp kralının da askerleri ile geri çekilmesiyle, Yıldırım Bayezid, yeniçerilerle tek başına kaldı.

Timur’un süvarileri, Osmanlı ordusunu çepeçevre sardılar. Böylece, muharebelerin en şiddetli devresi başladı. Minnet Bey’in ısrarlarına rağmen, kaçmayarak şerefle ölmeyi tercih eden Yıldırım Bayezid Kara Timurtaş, Hoca Firuz ve sair kumandanları ile, bulunduğu yeri muharebeye uygun görmeyerek, az ilerideki Çataltepe mevkiine çekildiler. Vakit akşama yaklaştığında maiyyetinde ancak üçbin kişi kalmıştı. Çataltepe ise, Timur kuvvetleri tarafından birkaç kat sarılmış bulunuyordu. Geri çekilip savaş alanından çıkmak için gecenin karanlığını bekleyen Yıldırım Bayezid, az bir kuvvetle, sarıldığı çemberi yarmak için ileri fırlardı. Birinci çemberi yarıp geçti. Müteakip hatları yarmak için uğraştığı bir sırada firar ettiği şayi oldu. Takibi için daha çok takviye kuvvet gönderildi. Nihayet Çataltepe’den ayrıldıktan üç saaat sonra atı yuvarlanan Yıldırım Bayezid, ata binmesine fırsat verilmeden yakalandı.

Yatsı namazı vaktinde huzuruna getirilen Bayezid’i, Timur iyi bir şekilde karşıladı. Hürmet göstererek, teselli etti. Savaşa kendisinin sebep olduğunu, ancak hayatını bağışladığını bildirdi. Kendisine hil’at giydirerek, kaçırılmaması için her türlü tedbiri aldırdı.

Yıldırım Bayezid, muharebe meydanında harbin bitimine kadar yanında kalan oğulları Mustafa ile Musa Çelebilerin buldurulmalarını Timur’dan rica eti. Bu iki şehzade ile Sarı Timurtaş Paşa, Kara Timurtaş Paşa oğullarından Ali Bey ve Hoca Firuz Paşa ile Minnet ve Mustafa Beyler esir olunmuşlardı. Muharebeden sonra geri çekilen ve dağılan Osmanlı kuvvetlerini takip için birlikler sevkeden Timur, şehzade Emir Süleyman’ı yakalamak için de, torunu Mehmed Mirza’yı otuzbin kişilik bir kuvvet ile Bursa üzerine gönderdi. Zaferi müteakip, çeşitli hükümdarlar arasında, Fransa kralına yazılan mektup ile İngiltere kralına gönderilen zafernamede Timur, “Niğbolu muharebesinde yenemedikleri hükümdarı kendisinin yendiğini” bildirmiştir.

Ankara savaşı, Osmanlı devleti için, kuruluş yıllarının en büyük darbesi olmuştur. Hiçbir fetih ve istila kastı olmamasına rağmen, iki İslâm ordusunun birbirleri ile savaşması, netice itibariyle son derece mahzurlu bir vaziyet ortaya çıkarmıştır. Kalıcı ve köklü dayanaklardan mahrum ve sadece Timur’un şahsiyetinde büyük bir imparatorluk olan Timur devleti, onun ölümü ile bu kadar fetih ve zafere, bir macera hüviyeti verilmiştir. Bu yüzden Timur, sistemli bir şekilde, Avrupa hristiyan alemine yönelik Osmanlı siyasetini anarşi içine düşürmüştür. Şehzadelerin saltanat kavgaları Osmanlı devletini oldukça yıpratmış, en azından elli yıllık bir toparlanma hamlesine ihtiyaç göstermiştir. Bundan başka, can çekişen Bizans imparatorluğu, bu badireden sonra, İstanbul ve çevresinde, İslâm’a karşı Avrupa Hristiyanlık aleminin düşmanlığını kamçılamıştır. Buna paralel olarak, serhat boylarındaki gazi muhafızlar, binbir güçlükle fethettikleri yerleri terketmek zorunda kalmışlardır. İstanbul civarındaki bir kısım şehirler, Bizans’a geri verilirken, Arnavutluk tamamıyla boşaltılmış, Adriyatik sahillerinden Pindus dağlarının gerilerine çekilinerek, savunma vaziyeti alınmıştır. Bu arada yüzyıldan beri ihyasına çalışılan Anadolu birliği, tekrar Moğol istilası akabindeki parçalanmış vaziyetine düşmüştür. Karamanoğulları ile Dulkadirli devletleri hayli genişlik kazanırken, daha doğuda Ak ve Karakoyunlu devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’na rakip olma istidadı göstermişlerdir.

Timur Ankara’da sekiz gün kadar kaldıktan sonra, Kütahya’ya geldi. Burada da bir ay kadar kalan Timur, Batı Anadolu’nun her tarafına kuvvetler gönderdi. Emir Süleyman, Bursa’ya ulaştıktan sonra, kızkardeşi Fatma Sultan ile küçük kardeşi Kasım Çelebi’yi yamna alarak Rumeli’ye geçti. Uludağ’a çekilen Bursa halkının bir kısmı da Marmara sahiline doğru firar etmişti. Mehmed Sultan, 30.000 kişilik ordusu ve Ebûbekir Mirza, Emir-Cihan Şah, Emir Şeyh Nureddin ve Emir Söyüncük adlı kumandanlar ile Bursa’ya girerek, halkın büyük bir kısmını esir eyledi. Şehirde bulunan Seyyid Mehmed Buhârî ile Molla Fenârî adı ile meşhur Şemseddin Mehmed ve Şemseddin Cezerî gibi muhterem zevatı Timur’un huzuruna gönderdi. Emir Şeyh Nureddin Bursa’yı yağma ettirdikten sonra şehri ateşe verdirdi. Emir Süleyman’ın götüremediği Osmanlı hazinesi ele geçirildi. Ayrıca Şehzade Mustafa’ya nişanlanmış olan Celâyirli Sultan Ahmed’in kızı ile Yenişenir’de saklanmış olan Yıldırım Bayezid’in Sırp kralının kardeşi olan zevcesi, Timurluların eline geçti. Bayezid’in kızları ile zevcesi ve sair esirler Kütahya’ya gönderildiler.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Çağdaş Dünya Tarihi Soru Cevap