Belgrad’ın Kuşatılması

22 Nisan 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Belgrad’ın Kuşatılması

Ardarda çıktığı iki Sırbistan seferinden de istediği sonucu elde edemeyen Fâtih Sultan Mehmed, Türk devletinin Balkanlar’daki istikrarının sağlanması için, özellikle Macarların Tuna’nın ötesinde tutulması gerektiğine inanmıştı. Sırbistan üzerine yapılan seferlerde, Macar müdahalesinin çıkardığı güçlüklerin yanısıra, bu ülke Osmanlılar üzerine her an bir haçlı seferinin hazırlanıp sevkedilmesinde baş rol oynayacak bir mevkide idi. Bu yüzden Fâtih Sultan Mehmed, Sırplarla Macarların birleşmesini önlemek gayesiyle Belgrad üzerine bir sefere çıktı (1456). Ayrıca Belgrad’ın fethi, Sırbistan’ın kesin olarak Osmanlı taâbiiyeti altına alınması demekti.

Belgrad, daha önce, Sultan II. Murad’ın Sırbistan’ı işgali sırasında da kuşatılmış, ancak Jan Hünyad’ın Osmanlı hudutlarına taarruzları ciddiyet kazanınca, şehir ele geçirilemeden geri dönülmüştü. Birinci kuşatmada Transilvanya’da Türk akıncı birliklerine üstünlük sağlayan Jan Hünyad’ın, Sırp kralı ile birleştikten sonra, Belgrad’ı kuşatan Evrenosoğlu Ali Bey’i ric’ate mecbur etmesini göz önünde bulunduran padişah, aynı şeyin bu seferde de tekrarlanmaması için, esaslı bir hazırlık içine girdi.

Fâtih, kışı Edirne’de geçirmesine rağmen, kuşatma savaşlarının en önemli silahları olan topları, Sırbistan’da ele geçirdiği şehirlerdeki ocaklardan elde ettiği madenleri kullanmak suretiyle temin etme yoluna gitti. Bunun için, Morova ırmağı üzerinde bulunan Grusavaç’ta  muhtelif büyüklükte üçyüz kadar  top döktürdü.  Toplar Tuna nehri  kıyısında bulunan Hırsova’ya nakledilerek, Rumeli beylerbeyisi Dayı Karaca Paşa’ya teslim edildi.

Sefer için ihtiyaçtan fazla mühimmat ve malzeme hazırlayan Fâtih, bunları ordunun geçiş yolu üzerine ve Belgrad yakınlarına depo ettirmişti. Yüzbin kişilik bir Türk ordusunun başına geçen Fâtih, 1456 baharında Sofya üzerinden Belgrad’a doğru hareket etti. Sırp despotu, padişahın önüne çıkamayıp, Macaristan’a kaçtı. Osmanlı ordusu kara tarafından Belgrad’ı kuşattığı sırada, ikiyüz kadar gemiden teşekkül eden Türk donanması da Tuna nehri üzerinden surların önüne gelmişti.

Fâtih Morova suyunu geçtikten sonra, Aksakal İshak’ı Semendire’ye, Hasan Bey’i Belgrad ovasına, Şamlıoğlu Mehmed Bey ile Aştınoğlu Ali Bey’i de Rudnik’e göndererek, orduya bilgi toplamalarını emretmişti. Aksakal İshak’ın getirdiği adam, Sırp despotunun Macaristan’a kaçtığını, Gügercinlik (Gulumbcaz) ile diğer bazı kaleleri Macarlara vermek suretiyle ittifaklarını talep ettiğini bildirdi. Hasan Bey ise yaptığı araştırmalar sonunda Macarların savaşa hazır olduklarının haberini getirdi. Dayı Karaca Paşa da padişaha Tuna’nın ötesinde Macar askerlerinin görüldüklerini arz etmişti.

Belgrad, Tuna ile Sava nehrinin birleştiği bir mıntıkada kurulmuş müstahkem bir şehirdi. Nehir yolları vasıtasıyla her türlü yardımı kolayca alabilirdi. Kara tarafında ise derin hendekler vardı.

Fâtih’in, bir kısım gemilerini yine karadan yürüterek Sava nehrine geçirmesini müteakip kuşatma başladı. Çok iyi tahkim edilmiş olan şehir toplarla dövülürken, Rumeli beylerbeyi Dayı Karaca Paşa, bazı kumandanlarla birlikte bir miktar askeri Tuna’nın karşısına geçirip düşmanı karşılamayı teklif etti. Ancak bu teklif bir kısım kumandanlar tarafından itirazlarla karşılandı. Çoğunluğunu Rumeli beylerinin teşkil ettiği muhalifler, Fâtih Sultan Mehmed’i de kendi fikirlerine uydurdular. Böylece, Belgrad ile Macar ordusu arasında bulunacak bir kuvvetin, kuşatılanların arkadan yardım alabilecekleri hususu unutulmuş veya ihmal edilmiş oluyordu. Nitekim kısa bir müddet sonra, Macar ordusunun Tuna’nın karşı yakasında ordugah kurduğu görüldü.

Kara cihetinden Türk topçularının isabetli atışları Belgrad surlarında büyük gedikler açmakta idi. Genel bir saldırı için hendeği de doldurmuş olan Türk askerlerinin karşısında şehri savunanlar hayli güç duruma düşmüşlerdi. Hatta surlarda açılan bazı gedikler umumi hücum için müsait hale gelmişti. Tam bu sırada 200 kadar gemiden oluşan bir düşman filosu, Tuna’nın üst tarafında göründü. Vakit kaybetmeksizin Türk donanmasına saldıran düşman filosu, beş saat kadar süren bir savaştan sonra üstünlük sağladı. Türk gemilerinden üçü battı, dördü de düşmanın eline geçti. Savaşa, 40 gemisi ile Belgrad savaşçıları da katılmıştı. Bu galibiyet üzerine, Macar ordusunun büyük bir kısmı gemilerle Belgrad kalesine taşındı. Macarlar, savunma için surlardaki yerlerini aldılar.

Tuna’daki savaşı dikkatle takip eden padişah, donanmasının yenilmesi üzerine, Macarlar şehre girmeden umumi hücum emretti. Bir gün önce sabahtan akşama kadar savaşarak yorgun düşen Türk askerleri, surlarda açılan büyük gediklere rağmen bir başarı elde edemedikleri gibi, bulundukları metrise isabet eden bir top güllesi sonucu, Rumeli beylerbeyisi Dayı Karaca Paşa’yı da kaybetmişlerdi. 21 Temmuz 1456 sabahı umumi hücuma geçen Türk ordusu, şiddetle savunulan surlardaki gediklerden içeriye girmeye muvaffak oldular. Yaklaşık beşyüz yeniçeriden teşekkül eden birlik, içeri girince, şehrin zaptedildiğine kanaat getirerek yağmaya başladı. O gece içeri girmiş olan 30.000 Macar askeri, Türklerin girişini kolaylaştırmak için geri çekilerek, dönüş yollarını tutmak üzere tertibat aldı. Nihayet, kafi miktarda Türk’ün içeriye girdiklerini görünce, hemen arkalarını alarak ordu ile irtibatlarını kestiler. İçerde kalan Türkler şehid edildi.

Kaleye tamamen hakim olan Jan Hünyad, kale dışına çıkarak Türk ordugahına saldırmaya cesaret edemedi. Surların içinde yeniçerilerle yapılan vuruşmalarda, Macar ordusu da büyük zayiat vermişti. Nehrin öte yakasında bulunan orduya haber göndererek, yerlerinden ayrılmamalarını bildiren Jan Hünyad, Belgrad’ın kurtarılması ile yetinecekti. Ancak Jan Hünyad’ı dinlemeyen Macar ordusu, ani olarak Türklere saldırıya geçti. Surların dışında çok şiddetli bir savaş başladı. Fâtih Sultan Mehmed, düşmanı çember içine çekmeyi tavsiye eden kumandanların isteği üzerine, surların önündeki askerlerinin geri çekilmesini emretti. Saldırıya geçen Macar birliklerinin fena bir akıbete uğrayacaklarını sezen Jan Hünyad’ın süratle yardıma gelmesi sonucu, Türk ordusu müşkil bir vaziyette kaldı. Macarlar ordugaha yaklaştılar. Bir kısım vezirler, padişahı geri çekilmeye ikna ile uğraşırken, o, “Düşmandan yüz döndürmek sürgün (bozgun) nişanıdır!” diyerek düşman üzerine bizzat atıldı. Yanında bulunan yeniçeri ağasını fena halde azarlayarak, atını düşman üzerine sürdü. Yeniçeri ağası da birlikte atıldı. Padişah, üzerine atılan bir düşman erini öldürdükten sonra, iki düşmanı daha telef etti. Ancak kendisi de alnından ve kalçasından yaralandı. Yanında bulunan ve kendisi ile düşman üzerine atılan Özgüroğlu İsa Bey’in oğlu Mustafa Bey ile İshakoğlu İsa Bey hemen padişahı geri çektiler.

Padişahın bu yiğitçe saldırısını gören Türk ordusu, kendisine gelerek, ani bir şekilde toplanıverdi. Bütün ağırlığı ile padişah üzerine yüklenen düşman saldırısına karşı ordugahın önünde geçilmez bir set oluşturdular. Türk askerlerinin maneviyatları, padişahlarının kahramanca saldırıları ile düzelmiş olduğundan, düşmanı süratle püskürtüp Belgrad surlarına kadar kovaladılar. Bu arada Jan Hünyad da, askerlerini savaşa teşvik ettiği bir sırada, bir Türk okçusunun attığı okla koltuğundan yaralandı.

Püskürtülerek kaleye kadar kovalanan düşman ordusu, Jan Hünyad’ın da yaralanması üzerine, yeni bir saldırıya girişemedi. Bu ikinci savaşta daha büyük bir kayıp veren düşman, saldırı cesaretini de yitirmişti.

Fâtih Sultan Mehmed, gösterdiği şahsi kahramanlıkla, ordusunu bir bozgundan kurtarmış ve Avrupa devletleri arasında canlanmaya başlayan haçlı ordusu fikrini tamamen yıkmıştı. Yorgun ve bitkin bir halde bulunan ordunun artık savaşacak hali kalmamıştı. Padişah savaştan bir gün sonra, dönüş emrini verdi. Böylece Belgrad’ın fethi, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından gerçekleştirildi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Osmanlılar Döneminde Çıkarılan Gazeteler