Çağdaş Türk Toplumu

19 Aralık 2013 tarihinde tarafından eklendi.

ÇAĞDAŞ TÜRK TOPLUMU

Osmanlı Devleti bir imparatorluktu ve dolayısıyla bünyesinde çok farklı insan topluluklarını barındırıyordu. Ayrıca kalabalık bir nüfus kitlesini barındırıyordu. 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyılın başlarında kaybedilen savaşlar ve topraklar yüzünden Anadoluya ciddi göç dalgası yaşanmıştır. Bu durum Osmanlının nüfus yapısında önemli değişikliklerin yaşanmasına neden olmuştur.
Osmanlı Devleti, en son 1914 – 1918 yılları arasında I. Dünya Savaşı’na katıldı ve bu savaşı kaybetti. Savaş sonunda imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması ve onu takip eden Sevr Antlaşması ile devlet tarihe karıştı.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken Anadolu halkı cemiyetler kurarak, Kuvayımilliye adlı birlikler oluşturarak tam bir istiklâl mücadelesi vermiştir.
Türk istiklâl mücadelesi amacına ulaşmıştır.
Nitekim yirmidört Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması ile tüm dünya yeni ve bağımsız bir Türk Devleti’nin varlığını kabul etmiştir.
Türk halkı ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenliğine birlikte ulaşmış ve imparatorluktan milli devlete geçmiştir.
Osmanlı Devleti ve Yeni Türk Devleti Dönemlerinde ayırım yapılmaksızın tüm insanlarımız için “vatandaş” tabiri kullanılmıştır.
Buna birer örnek verecek olursak; 1876 Kanunuesasi Madde 8: Osmanlı Devleti tabiiyetinde bulunan herkes din ve mezhebi ne olursa olsun “Osmanlı” sayılır.

1921 Anayasası:

Madde 1: Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir. İdare usulü halkın geleceğini doğrudan ve etkin idare etmesi esasına dayanır.

19yirmidört Anayasası:

Madde 69: Türkler kanun karşısında eşittirler ve fark gözetilmeksizin kanuna uymak ödevindedirler. Her türlü grup, sınıf, aile ve kişi ayrıcalıkları kaldırılmıştır ve yasaktır.

Yukarıdaki maddelerden de anlaşılacağı üzere Türkiye Cumhuriyeti millet egemenliğini esas almış ve bu konuda birçok devlete örnek olmuştur.
Seviyeli bir Türk toplumu oluşturmayı hedefleyen Atatürk, bunun ancak eğitilmiş insanlarla gerçekleşebileceğini düşündüğünden önce eğitim alanında hamleler yaptı.

Eğitim Alanında İnkılaplar:

Tevhiditedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi (3 Mart 19yirmidört)

Yeni Türk harflerinin kabul edilmesi (1 Kasım 1928)

Türk Tarih Kurumu’nun Açılması (15 Nisan 1931)

Türk Dil Kurumu’nun Açılması (1932)

Üniversitelerin Açılması

Toplumsal Yaşamın Düzenlenmesi:

Devlet ve hukuk kurucularının amacı toplumsal yaşayışı düzenlemek ve bu düzenin sağlıklı işleyişini sağlamaktır.
Atatürk Dönemi’nde toplumsal alanda inkılâplar yapılmasında;

Avrupalı milletlerle sağlıklı ilişkiler kurma

Türk ulusunu çağdaşlaştırma

Toplumda birlik ve beraberliği sağlama

Türkiye’yi modernleştirme

Sınıfsız ve kaynaşmış bir toplum oluşturma

Uluslar arasında kabul edilen standartları yakalama etkili olmuştur.

Bu alanda yapılan İnkılaplar şunlardır:

1. Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması
2. Kıyafette değişiklik
3. Soyadı Kanunu’nun Kabulü
4. Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik Yapılması

ÇAĞDAŞ TÜRK TOPLUMUNDA KADIN:

Osmanlı Devleti Dönemi’nde Ahmet Cevdet Paşa’nın hazırladığı “Mecelle” kadın hakları konusunda yetersizdi. Bu doğrultuda önemli bir adım atan Türkiye Cumhuriyeti 17 Şubat 1926’da İsviçre Medeni kanunu’nu almıştır.

Medeni Kanun ile Türk kadının elde ettiği önemli haklar şunlardır:
Toplumsal ve ekonomik alanda kadın – erkek eşitliği sağlanmıştır.
Kadınlar istediği mesleğe girme hakkını elde etmişti.
Evlilik devlet kontrolü altına alınmıştır.
Resmi nikâh zorunluluğu getirilmiştir.
Tek eşle evlilik zorunlu hâle getirilmiştir.
Mirasta kız ve erkek çocuklar arasında eşitlik sağlanmıştır.
Boşanma hakkı kadınlara da verilmiştir.

Türk Kadını Ayrıca

1930 yılında belediye seçimlerine katılma
1933 yılında muhtarlık seçimlerine katılma hakkı
1934 yılında ise milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir.

BİLGİ NOTU:

Türk kadını siyasal haklar konusunda birçok Avrupa ve dünya devletlerine örnek olmuştur.

İLK KADIN MİLLETVEKİLLERİMİZ
Türk kadını 1934’te seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bu hak Anayasa’da yer aldıktan sonraki ilk yasama döneminde (1935 – 1939) birçok kadın vekilimiz meclise girmiştir.

Bu vekillerimiz ve seçildikleri yerler şunlardır:

1. Satı Kadın (Ankara)
2. Mebrure Göneç (Afyon)
3. Şekiye İnsel (Bursa)
4. Huriye Öniz (Diyarbakır)
5. Dr. Fatma Memik (Edirne)
6. Nakiye Elgün (Erzurum)
7. Fakihe Öymen (İstanbul)
8. Ferruh Gürgüp (Kayseri)
9. Bediz Marova (Konya)
10. Mihri Bektaş (Malatya)
11. Meliha Ulaş (Samsun)
12. Esma Naymen (Seyhan)
13. Sabiha Görkay (Sivas)
14. Seniha Hızal (Trabzon)
15. Türkân Örs Baştuğ (Antalya)

TÜRKİYE’NİN İLK KADIN BELEDİYE BAŞKANI:

Atatürk devrimleriyle Türk kadını, birçok gelişmiş ülke kadınından daha önce haklarına kavuştu. Medeni Kanun ile kazanılan hakların ardından, Türk kadınına, siyasi hakları da verildi. Kadınlar İtalya’da 1948, Japonya’da 1950 İsviçre’de 1971, Fransa’da 1944 yıllarında bu haklarını kazandılar.
Sadiye Hanım, 1930 yılında Artvin Yusufeli’nin Kılıçkaya Belediyesi’ne Belediye Başkanı seçilerek, “Türkiye’nin İlk Kadın Belediye Başkanı Oldu” ve iki yıl (1930 – 1932) bu görevi yürüttü.
Sadiye Hanım’ın Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde Belediye meclis üyesi olan teyzesinin kızı Mediha Hanım da Türkiye’nin ilk kadın belediye meclis üyelerindendir. Mediha Hanım, Kılıçkaya Kasabası’ndan olan Kaymakam Adil Bey’in oğlu Muhlis Bey ile evlenerek savcı soyadını aldı.

Toplumsal alanda çağdaşlaşmayı hedefleyen Türkiye Cumhuriyeti çok önemli bir yeniliğe daha imza atarak radyoyu kurmuştur.
Böylelikle radyo aracılığıyla, yapılan yenilikler kolayca halka duyurulabilecekti.
Ankara Radyosu 1927’de (Ekim veya Kasım) Türk Telsiz Telefon Anonim Şirketi tarafından devreye sokulmuştur.
İstanbul Şehir Tiyatrosu kurulmuştur.
1930 yılında Opera Cemiyeti kurulmuştur.
Daha önceleri açılan Darülfünun İstanbul Üniversitesi adını almıştır.
Özellikle Lâtin Alfabesi’nin halk arasında yerleştirilmesi ve halkın eğitimi amacıyla birçok yerde Halkevleri açılmıştır.

HALKEVLERİ

Halkevleri ilk olarak 19 Şubat 1932’de açılmıştır. Halkevleri açma düşüncesinin oluşmasında Türk Ocakları önemli bir yere sahiptir.
10 Mayıs 1931’de Cumhuriyet Halk Fırkası Üçüncü Büyük Kongresi’nde halkevleri açılması teklif edilir ve herhangi bir tartışma yaşanmadan bu teklif kabul edilir.
İlk olarak Adana, Afyon, Ankara, Aydın, Bursa, Çanakkale, İstanbul, İzmir, Konya, Van gibi yerlerde açılır.
Halkevleri kuruluşundan kısa bir süre sonra ülke genelinde hızla yayılır. Vilâyet, kaza hatta köylere kadar açılır. Bir ara adı “ulusevi” olarak değiştirilse de sonradan tekrar halkevine çevrilir. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle halkevlerinin
durumu tartışılmaya başlanmış ve 9 Ağustos 1951’de kapatılması için açık oylamaya katılan 365 milletvekilinden 362’si olumlu oy kullanmış ve bu tarihten sonra halkevleri kapanmıştır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.