Cem Sultan’ın Fransa’dan İtalya’ya Götürülmesi

13 Mayıs 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Cem Sultan’ın Fransa’dan İtalya’ya Götürülmesi

Daha önceki bahislerde de anlatıldığı gibi, VVillefranche’de karaya çıkarılan Cem Sultan’ın, şehirde veba salgını olması dolayısıyla, Nice’e naklolunduğu ve burada bir aşk hadisesi yaşadığı kaydedilmişti. Bir süre Nice’te kalan Cem Sultan, burada da veba zuhuru üzerine, 5 Şubat 1483’te şövalyeler tarafından alınarak Breil, Lumone, Coni, Susa, Jeon de Maurienne yolu ile Savoie dukalığının merkezi olan Chamberi’ye, oradan da Rumiely’ye getirildi.

O sırada henüz 15 yaşında bulunan Savoie dukası Charles I., Cem Sultan ile görüşmüş, durumuna müteessir olarak Lorraine dukası Rene’nin yardımı ile Cem’i kurtarma tasavvurunda bulunmuştur. Charles I., daha sonra, bu hususta Venedik hükümetinden de yardım istemiştir. Bu arada, Cem Sultan’ın Frenk kıyafetine sokarak Macar kralının yanına gönderdiği Mustafa ve Ahmed Beyleri, şövalyeler tanıyarak ele geçirip öldürdüler. Daha sonra Savoie dukasının da teşebüsünü anlayan şövalyeler Cem Sultan’ı 20 Temmuz 1483 günü Rumiely’den alarak Dauphin’de bulunan Le Pouet şatosuna götürdüler. Burada, Bayezid’in Louis XI.’ye gönderdiği Hüseyin adlı elçisi, Cem Sultan’la görüştürülmedi. Ancak padişahın mektubu Cem’in eline geçti. Bayezid, mektubunda, hristiyanların elinden kurtulduğu takdirde, eski teklifi veçhile, Kudüs’te oturabileceği va’dini tekrarlamakta idi.

Hüseyin Bey, Cem’in Fransa’da muhafaza edilmesi şartı ile, İstanbul’da bulunan ve hristiyanlarca kutsal sayılan eşyanın listesini sunmuş ve bunların Bayezid tarafından hediye edilebileceğini bildirmiş idi. Ancak koyu bir mutaassıp olan Louis XI., müslümanlardan hediye kabul edemeyeceğini ifade ile, Türk teklifini reddetmiştir. Louis XI. yaz ortasında ölünce, Fransa’da çıkabilecek muhtemel karışıklıklar dolayısıyla, şövalyeler daha sıkı tedbirler aldılar, Cem’in yanında bulunanlardan 29 kiyişi Rodos’a gönderdiler. La Pouet şatosunda üç ay kadar kalan Cem Sultan’ı buradan da alan şövalyeler, önce Rochenichard şatosuna, oradan da St. Etienne, Vienne ve Clermont yolu ile Auvergne’de bulunan Bourgoneuf şatosuna götürdüler. Bu şatonun en yüksek burcu olan Lastie’de bir süre ikamet eden Cem Sultan, daha sonra, Monteil-le Vicomte ve Marteralles şatolarına getirildi. Bir süre sonra da nakledildiği Boislany şatosunda iki yıl kaldı.

Sultan Cem’in Fransa’daki bu istikrarsız dolaşması ve hakkında kalıcı bir icraat yapılamaması, Avrupa devletlerinin, bu durumdan yararlanarak, onu Osmanlı devletine karşı kullanma isteklerini kamçılamış, ancak, hiçbir suretle bir araya gelip birlik olamamışlardır. Bu durumdan ümide kapılan ve kurtulma çareleri arayan Cem Sultan, Paolo di Colle ve Nicolas adlı iki adamı vasıtasıyla, Kahire’de bulunan ailesi ile haberleşmekte idi.

Ancak, Cem’in bu durumundan en çok istifade eden Rodos şövalyelerinin reisi D’Aubusson oluyordu. D’Aubusson, Bayezid’in Napoli üzerine bir donanma sevkedeceğini haber alınca, böyle bir hareketin bir haçlı seferi ile sonuçlanacağını ileri sürerek Osmanlı padişahını bu fikrinden vazgeçirdi. Buna karşılık Bayezid, hazinesinde saklı tutulan Yahya peygambere ait kutsal eli D’Aubusson’a gönderdi. D’Aubusson, bir yandan Bayezid’den, Cem’in masraflarına karşılık külliyatlı miktarda para aldığı gibi, Cem’in ağzından, Kahire’de bulunan annesine mektuplar yazarak onlardan da epeyce paralar elde etmenin yolunu bulmuştu. Cem’i elinde bulundurmak suretiyle, Osmanlı devletine karşı adanın da emniyetini sağlayan D’Aubusson, Avrupa devletleri nezdinde de itibarını yükseltmeye muvaffak olmuştu.

Bu arada, Venedik Cumhuriyeti de, Osmanlılarla bir anlaşmazlık içine düşmemek için ihtiyatkar davranarak, Cem Sultan hadisesinden bir zarar görmeden çıkmıştır. Venedik, papalığa tavsiyelerde bulunarak, Cem Sultan’ı almasını isterken, Avrupa’da cereyan eden hadiseleri de Bayezid’e bildirmekte idi.

Öte yandan Macar kralının Cem’i elde etme teşebbüsünü de akim bıraktıran Venedik, Floransa krallığının da Cem hadisesine karışmasına sebep oldu. Bu arada çok geçmeden Fransa kralı VIII. Charles de işe müdahale etti.

Öte yandan Cem Sultan, adamlarından Sofu Hüseyin’i, Frenk kılığına sokarak, yer tedariki için Duc de Bourbonne’un yanına gönderdi. Uzun müddet bu zatın yanında kalan Hüseyin’den başka, Celil adında bir başka adamı da kaçış hususunda faaliyet göstermekte idi. Cem’in firar kararını yine sezen şövalyeler, 3.500 altın sarfederek, Bourganeuf şatosunda, Grosse Tour de Zizim dedikleri yedi katlı bir kule inşa ettirerek, bunun dördüncü katını Cem’e ayırdılar; ayrıca, etrafını yeni bir surla çevirerek şatoyu iyice sağlamlaştırdılar.

Cem’in bu şatoda muhafaza edildiği sırada, Napoli krallığına hakim olmak isteyen Lorraine dukası, 2 asilzade ve 28 asker ile şehzadeyi ele geçirmek istedi ise de, Fransızlar tarafından yakalanan adamları bertaraf edildiler. Bundan biraz sonra, Sofu Hüseyin, Celâl, Ayaş, Sinan ve Sofu Şâdi Beyler ile Şirmerd Ağa, mutad gezinti sırasında, muhafızları öldürüp Bourbonne dukasının hazırlattığı atlar ile kaçmayı planladılar ise de, Cem’in adamlarından birinin durumu ifşa etmesi üzerine, plan suya düştü; bu hadiseden sonra Cem Sultan daha sıkı tedbirlerle muhafazaya çalışıldı. Böylesine sıkı bir kontrol altında kalan şehzade, ızdırabını hiçbir suretle zindancılara sezdirmemiş, gururunu daima muhafaza etmekle beraber, halini aksettiren pek çok gazel yazmıştır.

Papanın temsilcisi Chieregato ile Macar kralının elçisi, Cem’i elde etmek için faaliyetlerine hız verirken, Kayıtbay da Floransa’nın delaletiyle papaya yardımcı olmaya çalışıyordu. Fransa kralı Charles, Cem’in Alman imparatoruna teslim edilmesinden endişe ederek, onu ısrarla isteyen papaya teslim edilmek üzere italya’ya gönderilmesine izin verdi. Şövalyeler bu son durumu hemen kabul ettiler; hatta 5 Ekim 1488’de Charles ile bir de anlaşma imzaladılar.

11 Ekim 1488’de İtalya’ya gitmek üzere Bourgoneuf’tan hareket eden Cem Sultan, Felletin, Mont Ferrand ve Courpiere’den geçerek, Lyon’a geldi. Burada bir süre kaldıktan sonra, Ren nehri güzergahını takip ederek, Pont St. Esprit’e, oradan da Marsilya’ya ve nihayet 7 Şubat 1489’da Tulon limanına vasıl oldu.

Bu sırada, Bayezid’in Rum asıllı elçisi Rericho, Cem’in Fransa’da muhafazası karşılığında yıllık 50.000 duka verileceğini, Filistin fethini müteakip Kamâme kilisesinin hristiyanlara bırakılacağını ve İstanbul’daki yadigarların krala gönderileceğini bildirmişti. Osmanlı padişahının bu teklifi, Fransız devlet erkanı arasında tartışmalara yol açmış, sonunda Cem Sultan’ın alıkonması için emir gönderilmişti. Ancak şövalyeler, Cem Sultan’ı hemen gemiye bindirerek Fransa’dan adeta kaçırmışlardır. Şövalyeler, Charles ile Cem’i, müsait imkan olmasına rağmen görüştürmemişlerdir. Cem’i krala vahşi bir adam olarak tanıtan şövalyeler, kralla görüşmek isteyen şehzadeye de, kralın Paris’e Türk ayağı bastırmadığını söyleyerek, bu arzusuna mani olmuşlardır. Ancak Cem’in yanında bulunan bir Fransız asilzadesi, işin aslını bizzat Cem’den öğrenmiş ve kralı bundan haberdar etmişti.

Tulon’dan denize açıldıktan sonra, fırtınaya tutulan gemileri, Elbe adasına uğradı ve orada da barınamayarak Nice’e döndü. Buradan da ayrıldıktan sonra, 13 Mart 1489 günü Tiber nehrini takiben Roma’ya vardı. Papa ve kardinallerin dışında bütün Romalılar ve askerî kıt’alar, Porta Portese’de Cem Sultan’ı büyük bir merasimle karşıladılar. At üzerinde bulunan Cem Sultan’ın yanında papanın oğlu Francesco Cybo vardı. Muhteşem bir alayla Roma sokaklarından geçen Cem Sultan, Vatikan’a geldi ve hükümdarlara mahsus bir daireye yerleştirildi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.