Cumhuriyet Dönemi Eğitim Anlayışı

26 Aralık 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Cumhuriyet Dönemi Eğitim Anlayışı

Kurtuluş Savaşı yıllarında eğitim süreci de derinden etkilenmiş İşgal Kuvvetleri, okulların bir kısmını kapatmış bir kısmını ise propaganda amaçlı kullanmışlardır. Uzun yıllardan beri savaş yorgunu olan bu millet buna rağmen Milli Mücadele’de öğretmen ve öğrencisiyle bizzat cephede yer alarak canlarını vermekten kaçınmamışlardır.
Bir taraftan Milli Mücadele devam ederken diğer taraftan halkın bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi için halk eğitimi çalışmaları yapılmıştır.
Eğitimin bir milletin geleceği üzerinde önemli bir rol oynayacağını bilen Mustafa Kemal, Batı Cephesi’nde savaşın devam ettiği 1921 yılında Ankara’da toplanan Maarif Kongresi’ne katılarak eğitimin önemine vurgu yapmıştır.
Maarif Kongresi’nde Mustafa Kemal eğitimcilere ve ülkeyi yönetenlere eğitim konusunda hedefler göstermiştir. O, konuşmasında başlıca üç konu üzerinde durmuştur:

1. Daha önce izlenen öğretim yöntemleri, milletimizin gerilemesinde en önemli etken olmuştur.
2. Eğitim milli olmalı; milli ve tarihi özelliklerimizle uyumlu olmalıdır.
3. Çocuklarımıza, gençlerimize, milli varlığı ve halkı ile çatışan tüm yabancı unsurlarla mücadele gereği öğretilmelidir.

TANIYALIM

Kazım Karabekir (1882 – 1948)

1882 yılında İstanbul’da doğdu. Mehmet Emin Paşa’nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke’de tamamladıktan sonra, 1896’da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi’ni, 1899’da Kuleli Askeri İdadisi’ni, 1902’de Harbiye Mektebi’ni ve 1905’te de Erkânıharbiye Mektebi’ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı. 14 Nisan 1912’de binbaşılığa, Çanakkale’de Fransızlara karşı üç ay savaştıktan sonra albaylığa yükseldi. Kurtuluş Savaşı’nda Edirne milletvekilliği ve Doğu Cephesi komutanlığı yaptı. 1923 yılında İstanbul milletvekili oldu. 26 Ocak 1948 yılında TBMM başkanlığı görevindeyken vefat etti.

Kişiliği

İyi bir komutan olmasının yanında iyi bir eğitimci olan Karabekir Paşa disipline, ciddiyete, bedeni güce ahlaki ve ilerlemeye dayanan bir eğitim anlayışını savunmuştur. Karabekir Paşa eğitim alanında küçük tiyatro oyunlarından oluşan bir kitap hazırlamanın yanında, doğuda Ermeni zulmunün ve savaşların yetim bıraktığı çok sayıdaki çocukları görünce bunlar için çeşitli meslekler öğrenmelerini sağlayan okullar açmıştır. Sık sık bu okulları ziyaret ederek eğitime verdiği önemi göstermiştir.

Maarif Kongresi’nde ilkokul ve ortaöğretim  programları ile köy öğretmeni yetiştirilmesikonuları ele alınmış, fakat savaş sebebiyle bir sonuca varılamamıştır.

Yabancı Okullar Meselesi

Lozan Antlaşmasıyla (1923) birlikte yabancı okullara Türk kanunlarına ve diğer okulların bağlı bulunduğu tüzük ve yönetmeliklere uyma zorunluluğu getirildi. Aynı zamanda bu okullardaki eğitim ve öğretimi Türk hükümeti düzenleyecekti.

Eğitim Politikasının Temelleri:

Mustafa Kemal 1922 yılında Bursa’da yaptığı  bir konuşmasında “Bence bu programın (öğretim programlarının) iki önemli yönü vardır:

1. Toplumsal hayatımızın ihtiyaçlarını karşılaması.
2. Yeni hayata uygun olması diyerek çağdaşlaşmanın önemini vurgulamıştır.

1923 İzmir’de halka yaptığı konuşmada “Milletimizin, memleketimizin irfan yuvaları bir olmalıdır.
Bütün memleket evladı kadın erkek oradan çıkmalıdır.” diyerek eğitim ve öğretimin birliğinden bahsetmiştir.
Mustafa Kemal’in “Türk Milleti’nin yürümekte olduğu ilerleme ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale müsbet ilimdir.” Özdeyişi ile de ilim, irfan ve müsbet ilim konusunda fikrini belirtmiştir.

BİLGİ NOTU:

Atatürk’e göre eğitim politikası milli, çağdaş, halkcı, akılcı ve gerçekci bir temel üzerine oturtulmalıdır.

Cumhuriyet Dönemi’nde eğitim alanında yapılan çalışmaların hedefi: Osmanlıdan kalma problemleri çözmeye çalışırken, diğer taraftan da dünya standardını yakalamayı hedefliyordu.

Cumhuriyet Dönemi Öncesi Problemler:

1. Okuma yazma oranının az olması
2. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun mesleki eğitimden geçmemiş olması
3. Öğretim proğramlarının yetersizliği
4. Ders araç gereçleri bakımından okulların yetersizliği
5. Merkez ve taşra teşkilatları arasındaki kopukluk

Bu sıkıntıları yakından takip eden Atatürk ve arkadaşları yeni adımlar atmaya başlamışlardır.
Öncelikle 3 Mart 1924 tarihinde “Tevhiditedrisat” (öğrenimin birleştirilmesi) kanunuyla eğitim ve öğretim birleştirildi.
Bu kanunla azınlık okulları ve yabancı okullar da dahil olmak üzere tüm okullar, Milli Eğitim Bakan-lığı’na bağlandı.

Şer’iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinden okullara ve medreselere ait olan birikimler Milli Eğitim bütçesine aktarıldı.
Din uzmanları yetiştirmek için üniversitede bir İlahiyat Fakültesi açılması, imamlık ve hatiplik gibi dini hizmetlerin görülebilmesi için de ayrı okulların kurulması kararlaştırıldı.
Yabancı okulların ders programlarına Türkçe dersi konulması ve Türk öğretmenlerce okutulması sağlandı.
Eğitimde ikilikler, ortadan kaldırıldı.
Yabancı ve azınlık okularının zararlı faaliyetleri engellenmeye çalışıldı.

NOT :

2 Mart 1926 tarihinde kabul edilen Maarif Teşkilatı hakkında kanun ile eğitim hizmetleri düzenlendi. İlköğretim zorunlu hale getirilerek devlet tarafından takip edilmeye başlandı.
İlk ve Ortaöğretimin temel kuralları belirlenerek çağdaş olmayan dersler programdan çıkartıldı. Yapılan çalışmalarla Türk eğitim sistemi devlet güvencesi altına alınmış, demokratik, milli, laik, çağdaş bir kimliğe kavuşmuştur.

– Eğitim alanında yapılan en önemli düzenlemelerden birisi de şüphesiz 1 Kasım 1928’de “Türk Harfleri Hakkında Kanun” düzenlemesidir.
Böylece Arap harfleri yerine Latin harflerine dayalı Türk alfabesine geçildi. Ülkede yeni harflerin öğretilmesi ve eğitimin yaygınlaşması için “Millet Mektepleri” açıldı. Mustafa Kemal’in Millet Mektepleri’ne “Başöğretmen” olması teklifi mecliste kabul edildi.

NOT : 

Millet Mektepleri, 1 Ocak 1929’da açılmış ve bir yıl içinde 600 bin kişi diploma almıştır. 1936 yılına kadar sürdürülen seferberlikte bu rakam 2,5 milyonu geçmiştir.

Cumhuriyet Dönemi Eğitim Anlayışı

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Kartları – 2