Cumhuriyet Dönemi Mimari Sanatı

27 Aralık 2013 tarihinde tarafından eklendi.

CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK SANATI

– “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.”
– “Sanat güzelliğin ifadesidir. Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa musiki, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykeltraşlık bina ile olursa mimarlık olur.”
– “Bir millet sanattan sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz.”
– “Sanatkâr cemiyette uzun ceht ve gayretlerden sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır.”

Atatürk, Sanatı çağdaş dünyada var olabilmenin şartı olarak görmüş, bu çerçevede Cumhuriyetin ilk yıllarında yetenekli gençleri müzik, resim, heykel ve edebiyat öğrenimi için Avrupa başkentlerine göndermiştir.

Tanıyalım
Mimar Kemalettin

Mimar Ahmet Kemaleddin Bey (1870 – 1927), 20. yüzyılın başlarındaki çalışmalarıyla tanınan ve Birinci Ulusal Mimarlık Akımı’nın önde gelen isimlerinden olan orta sınıfa mensup bir ailenin tek çocuğu olarak İstanbul’un Acıbadem semtinde dünyaya gelen Ahmet Kemaleddin Bey, ilköğrenimine 1875’te İbrahim Ağa İbtidai Mektebi’nde başladı. 1887’de on yedi yaşındayken Hendeseimülkiyemektebi’ne (günümüzde İstanbul Teknik Üniversitesi) kaydoldu.
Mühendislik eğitimini birincilikle tamamladığı 1891’de aynı okulda öğretim görevlisi olarak bulunan Alman akademisyen Jachmund’un asistanlığına atandı. 1895’te mimarlık eğitimini geliştirmesi amacıyla hocası Jachmund’un desteğiyle ve devlet bursuyla Almanya’ya gönderildi ve Berlin’deki Charlottenburg Teknische Hochschule’ye (teknik yüksek okul, günümüzde Berlin Teknik Üniversitesi) iki yıl devam etti. Daha sonra iki buçuk yıl da çeşitli mimarlık bürolarında çalışarak deneyim kazandı.
1900’de İstanbul’a döndü ve öğretim üyeliğine tekrar başladı. Hocası August Jachmund’un Türkiye’den ayrılmasının ardından, onun verdiği mimarlık derslerini üstlendi.
1908’de Osmanlı Mimar ve Mühendis Cemiyeti adıyla bu meslek dallarının Türkiye’deki ilk meslek odasını kuran Mimar Kemaleddin, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Evkaf Nezareti İnşaat ve Tamirat Müdürü olarak çalışmalarına devam etti.
“Şark Demir yolları Şirketi” adına dört tren istasyonu tasarladı. Bu şirket için ilk olarak Filibe Garı’nı tasarlayan mimar bu yapıda gösterdiği başarı nedeniyle, Selanik ve Edirne Garlarını tasarlamakla görevlendirilmiş, Selanik Garı’nın yalnızca temelleri atılmış, Edirne Garı ise genel olarak 1914’te kadar bitirilmiştir. Mimarın tasarladığı diğer istasyon olan Sofya Garı’nın II. Meşrutiyet’ten önce gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
1910’ların başından ölümüne kadar yoğun bir tempoda çalışarak, hem Türkiye’de yoğunluklu olarak da İstanbul’da, hem de yurtdışında eserler verdi ve mimari çalışmalarında bulundu. Mescidiaksa’nın restorasyon çalışmaları için bir süre Kudüs’te kaldı ve Türkiye’ye dönüşünde yeni başkent Ankara’da kurulan yeni yapılar üzerinde yoğunlaştı.
Mimar Kemaleddin, 13 Temmuz 1927 tarihinde Ankara’da beyin kanaması sonucu vefat etti.

I. Ulusal Mimarlık Akımı

Osmanlı Devleti’nin Batı ile ilişkileri çerçevesinde, mimari alanda yabancı akımlar etkili olmaya başladı.
II. Meşrutiyet’le ön plana çıkmaya başlayan milliyetçilik akımı Osmanlı mimarlarında da kendini hissettirdi.
Milliyetçilik akımı Osmanlı mimarisini Batı etkisinden kurtarmak isteyen mimarların “I. Ulusal Mimarlık Akımı” etrafında toplanmasını sağladı. Bu akıma göre; Selçuklu ve Osmanlıdan gelen mimari öğeleri Batı anlayışıyla birleştirme amaçlandı.

Dönemin Mimari Anlayışı

Osmanlı Devleti’nin klasik dönem anlayışında görülen sütun ve kemerler kullanılmaya devam edilmiştir.
Planlar batı tarzı olup, süslemelerde Türk çinileri kullanılmıştır. Yapılan eserlerde cephe, giriş ve köşeleri kubbelerle hareketlendirilmiştir.

Cumhuriyet Döneminde Mimari

II. Ulusal Mimarlık Akımı (1940 – 1950)

II. Ulusal Mimarlık anlayışı, çağdaş mimarlık işlevlerinde ve tarihsel biçim dillerinden yararlanmada I. Ulusal Mimarlık Akımı’na benzer.
Fakat birinci ulusal mimarlık, daha evrensel nitelikteki Osmanlı anıtsal mimarlığından kaynaklanırken, yeni akım Anadolu’ya özgün sivil mimarlığın, özellikle de Türk evinin biçim dilinden etkilenmiştir. Dönemin yapılarında daha çok kesme taş kullanılmıştır.

Cumhuriyet Döneminde Mimari

Tanıyalım
Anıtkabir

Anıtkabir (1942 – 1953): Yapıda, Çankırı çevresinden getirtilen taş malzeme kullanılmıştır. Sarı ve açık kurşunî renkteki bu taşlar hem çok dayanıklı hem de göz alıcı niteliktedir. Şeref holü duvarları Bilecik mermeriyle döşelidir. Salonda yer alan büyük lahdin yapımında ise, Osmaniye ilinden getirilmiş mermer kullanılmıştır. Bu lahdin uzunluğu 4,20, genişliği 1,60 metredir. Ağırlığı ise 42 tondur. 33 merdivenle çıkılan şeref holünün tavanı altın mozaiklerle, Türk kilim desenlerini andıran motiflerle işlenmiştir. Kabire çıkan merdivenlerde, Atatürk’ün “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrini sembolize dene bir kabartma vardır. Bu kabartmada, Ata’nın arkasında, söz konusu emri yerine getirecek oğlunu, savaşa hazırlayan bir Türk annesi figürü vardır. Anıtkabir girişindeki merdivenlerin iki tarafında iki taş kule yer alır. Bunlar Hürriyet Kulesi ve İstiklâl Kulesi olarak bilinir.
İçlerine Atatürk’ün hürriyet ve istiklâlle ilgili sözleri altın yaldızla yazılmıştır. Önlerinde üç heykel grubu vardır. Anıtkabir, yol, alan ve şeref salonu olmak üzere üç kısımdan oluşur. Çevresinde on kule vardır. Bunlar Hürriyet, İstiklal, Müdafaaihukuk, Cumhuriyet, İnkılap, 23 Nisan, Sulh, Zafer, Misakımillî ve Mehmetçik adlarını taşır. Giriş yolu 250 metre uzunluktadır. İki yanında aslan heykelleri ve meşaleler görülür. Atatürk için yapılan bu yapı, bugün başkentin simgesi durumundadır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Tarih Şifreleri