Eflak’ın Tabiiyet Altına Alınması

25 Nisan 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Eflak’ın Tâbiiyet Altına Alınması

Daha Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlılarla temas haline giren Eflak, önceki bahislerde görüldüğü gibi Avrupa’da hazırlanan haçlı seferine katılmış, fakat karşılarında Türk ordularını görünce vergi ödemek mecburiyetinde kalmıştı. İstanbul’un fethinden sonra Lehistan ve Macaristan devletlerinin önünde ve Osmanlıların tabii sınır kabul ettikleri Tuna’nın gerisinde tampon birer devlet halinde yer alması tasavvur olunan Eflak Prensliği’nin, Boğdan’la birlikte Türk hükümdarlarının tâbiiyeti altında tutulması zaruri görülmekte idi.

1456 yılında, kardeşi Radul ile birlikte Osmanlı sarayında terbiye gören ve Fâtih Sultan Mehmed’in itimadını kazanan Vlad Drakul (Kazıklı Voyvoda, Romence Tepeş), Eflak Prensliği’ne getirilmişti. Ancak prens olur olmaz yaptığı vahşi ve hunharca faaliyetleri ile, Osmanlı sarayındaki davranışlarına tezat teşkil edecek bir icraat ortaya koyan Drakul, kısa zamanda hem kendi ülkesi, hem de Osmanlı devleti için bir mesele haline geldi. İnsanları keyif için kazıklara vurduğu için “Kazıklı Voyvoda” adını alan Vlad Drakul, yarattığı vahşet sahnesinin içinde yemek yiyerek zevklenirdi. Bir papazı eşeği ile birlikte kazığa vurdurmuş, beşyüz asilzadeyi kazıklatmış, büyük bir ateş yaktırarak içine dörtyüz talebeyi attırmış,  altıyüz yabancı tüccarı kazığa vurdurmuş,  önünde sarıklarını çıkarmayan Türk elçilerinin sarıklarını üçer çivi ile başlarına çaktırmış, öldürdüğü kadınların kızartılmış etlerini çocuklarına zorla yedirmiş, bazı anaların memelerini kestirip yerlerine çocuklarının başlarını yapıştırtmış, memleketin bütün dilencilerini toplayarak önce karınlarını doyurmuş, daha sonra da hepsini yaktırmış, Türk esirlerin taban derilerini yüzdürüp tuz bastıktan sonra keçilere yalattırmıştır.

Fâtih’in tasvibi ile prens olan ve Osmanlı devletine sadık kalacağına dair yemin eden Vlad Drakul, birkaç yıl vergisini getirip itaat üzere bulunduktan sonra, sözünden çıkarak Macarlarla Osmanlılar aleyhine ittifak etti. Macar kralı Matyas Kerven, bu voyvodayı kendisine tam olarak bağlamak için kızı ile de nişanladı. Meşguliyeti dolayısı ile Eflak prensi üzerine gidemeyen Fâtih, onun bu hareketlerine bir süre göz yummuştu.

Diğer taraftan Fâtih, Trabzon seferine çıktığı zaman, Vlad Drakul, Tuna nehrini geçerek Bulgaristan’ı yağmaladı. Pek çok tahribatta bulunduktan sonra, kalabalık bir esir kafilesi ile Eflak’a döndü. Tahtın muhafazası için Edirne’de bırakılmış olan Rumeli beylerbeyisi İshak Paşa, mezun olmadığı için Voyvoda’nın bu hareketlerine karşılık vermedi. Ancak dönüşünde padişahı tebrik eden İshak Paşa, Vlad Drakul’un yaptıklarını da haber verdi. Hemen sonra tebrik için gelen Voyvoda’nın elçisine riayet olundu ise de, prensin ortadan kaldırılması ve yerine kardeşi Radul’un tayin edilmesi kararlaştırıldı.

Voyvodalığa tayininden itibaren Eflak’ın yıllık haracını bizzat getiren prensin bu defa da davet edilmesi ve yıllık haracı bizzat takdim etmesi istendi. Gelen elçi ile birlikte gönderilen katip Yunus, yaldızlı sözlerle Vlad Drakul’u İstanbul’a davet etti. Diğer taraftan da Niğbolu sancak beyi Çakırcıbaşı Hamza Paşa’ya, ne suretle olursa olsun Vlad’ın ele geçirilmesi emredildi. Vlad önce gelmeye razı oldu ise de, hemen arkasından düşmanlarının çokluğunu ve memlekette bulunmadığı sırada tahtının Macarlara verileceğini ileri sürerek gelmekten vazgeçti. Fâtih Sultan Mehmed, Vlad’ın bu özrünü bir bahane sayarak, Yunus Bey ile Hamza Paşa’ya, Eflak hududunu bekleme emrini verdi.

Osmanlı devleti tarafından kendisi için alman tertibatı öğrenen Kazıklı Voyvoda karşı tedbirlere başvurdu. Donmuş olan Tuna nehrini geçen Hamza Paşa kuvvetlerine baskın yaparak onu ve Yunus Bey’i ele geçirdi. Esirleri kol ve bacaklarını keserek kazığa vurdurdu. Yunus Bey’i idam eden Voyvoda, Hamza Paşa’yı da, diğerlerinden ayırt edilmesi için, elbiseleri ile birlikte daha yüksek bir kazığa vurdurdu. Başını ise Macar kralına gönderdi. Bu olayları takiben Niğbolu ve Vidin taraflarına tecavüz eden Vlad Drakul, 25 binden fazla esir alarak ülkesine döndü.

Hamza Paşa’nın akıbeti ile birçok Türk’ün uğradığı bu vahşi katliamı öğrenen padişah, hemen Eflak seferinin hazırlıklarını emretti. 1462 baharında yola çıkan padişah, ordusunu Filibe de topladıktan sonra, Mahmud Paşa’yı ileri gönderdi. Boğdan voyvodasının da teşvik ve yardım va’di gelmişti. Bu arada 20 kadırga ve 150 kadar nakliye gemisi de, Karadeniz’den İbraü’e geçmişti. Bu donanma daha sonra Vidin’e vardı.

Vlad Drakul ortada yoktu. Tuna’yı geçen Mahmud Paşa yanında bulunan akıncı beylerinden Evrenosoğlu Ali Bey’in oğlu Evrenos Bey’e Eflak taraflarının vurulmasını emretti. Silahsız halkı Braşova’ya (Kronştad) nakleden Vlad, kuvvetlerini ikiye ayırarak, yarısını ormanlarda gizledi, diğer yarısı ile de Osmanlı kuvvetleri üzerine hareket etti. Akından dönen Evrenos Bey’in geçiş yolunu kapatan ağaçlıklara gizlenmiş Eflak ordusu, henüz saldırıya geçmeyen asıl ordunun öncü birliklerini dağınık bir halde görünce, bu perakende birliklere saldırmaya karar verdiler. Öncü kuvvetleri, asıl orduya kadar çekilmeye mecbur bırakan Eflaklılar, askerlerini hemen savaş durumuna sokan Mahmud Paşa karşısında tutunamadılar, hızla geri çekilirken Evrenos Bey tarafından önleri kesilince çarpışmadan ancak 700 kadarı canını kurtarabildi. 1.000 kadar esir alındı. Bu çarpışmadan ancak bir ay kadar sonra ortaya çıkan Vlad Drakul, yanında bulunan 10.000 kişilik ordusu ile, Fâtih’i çadırında öldürmek kastı ile bir baskın teşebbüsüne girişti. Ancak padişahın çadırı yerine Mahmud ve İshak Paşaların çadırlarına saldıran Kazıklı Voyvoda, baskın önceden haber alındığı ve kimsenin çadırdan ayrılmaması emredildiği için, hiçbir muvaffakiyet elde edemedi. Büyük bir zayiat vererek kaçmak zorunda kaldı. İzini Türk akıncılarına kaybettirerek kaçan Vlad Drakul, herşeyini yitirdiğini anlayınca, önce Moldavya’ya, oradan da Macaristan’a iltica etti. Yardım talebi reddedilen Vlad Drakul, Osmanlılarla ilişkilerini bozmak istemeyen ve Giskros çeteleriyle başı dertte olan Matyas Kerven tarafından hapsedildi. Vahşet ve hunharlığıyla, tarihe sadece nefret edilen bir isim bırakan Kazıklı Voyvoda, hapisten sonra Eflak’ta giriştiği bir mücadele sonunda telef olup gitti.

Eflak’ın her tarafını vurduran ve Kazıklı Voyvoda’nın vahşetini ortadan kaldıran Fâtih Sultan Mehmed, Voyvoda’nın küçük kardeşi Radul’u Eflak prensi tayin etti ve yıllık vergiyi de oniki duka altına çıkardı.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Vatandaşlık Şifreleri