Güney Cephesi ve Fransızlar’la Muharebeler

21 Ocak 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Güney Cephesi ve Fransızlar’la Muharebeler

Mütarekeden sonra İtilaf Devletleri, Güney Anadolu’da askeri harekatlarını durdurmadılar. İngilizler; Musul, İskenderun, Kilis ve Antep’i işgal ettiler. İngilizler’in bu eylemleri dikte ettirdikleri mütareke hükümlerine de aykırıydı. Ardından mütarekenin yedinci maddesini bahane ederek Maraş ve Urfa’yı da işgal ettiler.

Fransızlar ise Adana, Mersin ve Osmaniye’yi işgal ettiler. Fransızların işgal bölgesinde onlardan destek alan Ermeniler’in taşkınlıkları yörenin müslüman-Türk ahalisini derinden yaraladı. Böylece İtilaf Devletleri aslında savaş yıllarında, aralarında yaptıkları gizli paylaşma projelerini tatbik etmeye başlamışlardı.

Daha sonra 15 Eylül 1919’da İngiltere ile Fransa, Ortadoğu’yu paylaşma konusunda yeni bir antlaşma yaptılar. Buna göre Suriye, Lübnan ve Güney Anadolu Fransa’nın, Irak Filistin ve daha güneydeki Osmanlı toprakları da İngiltere’nin hissesine ayrılmıştı. Bu durumda, İngilizler daha önce İşgal ettikleri Maraş, Urfa ve Antep’ten çekilerek, buraları Fransızlar’a devrettiler.

Ermenilerle iş birliği yapan Fransızların davranışları tıpkı Çukurova Bölgesi’nde olduğu gibi, bu vilayetlerde de tepkiyle karşılandı. Ermeniler mal, can ve namus gibi kavramları gözetmeksizin eylemler yapıyor, Fransızlar da buna göz yumuyorlardı. Onların bu tutumu, yörede Milli Kuvvetler’in harekete geçmesine, dolayısıyla Milli Mücadele’de Güney Cephesi’nin kurulmasına zemin hazırladı.

a) Maraş Savunması

İngilizler’den Maraş’ı devralan Fransızlar’ın, şehre girmeleriyle Müslüman-Türk ahalinin onurunu zedeleyici hareketlere kalkışmaları üzerine, 1919 Kasım ayı sonlarında çatışmalar başladı. Şehrin kalesinden Türk Bayrağı’nı indirerek Fransız bayrağı çekmeye, çarşı ve sokaklarda Türk Kadınları’na sataşmaya yeltendiler. Bu Fransız ve Ermeni taşkınlıkları karşısında yöre halkı teşkilatlanarak direnişe geçti. Sütçü İmam’ın bir Fransız askeri öldürmesi üzerine olaylar başladı. Avukat Mehmet Beyin “Kalesinde kendi bayrağı dalgalanmayan ülkede Cuma Namazı kılınmaz” deyip halkı mücadeleye çağırmasıyla direniş tam bir savaşa dönüştü.

Modern imkanlara sahip Fransız askerlerine karşı Maraş halkıyla 20. ve 3. Kolordu’dan gelen subaylar kahramanca mücadele ettiler. 17 Şubat 1920’de şiddetlenen muharebeler, 11 Şubat 1920’de Fransızlar’ın çetin direniş karşısında başarılı olamayarak, şehri boşaltmalarıyla sona erdi. Bu başarı, Güney ve Güneydoğu Anadolu’nun kurtuluşa giden yolunu açmıştır.

b) Urfa Savunması

İngilizler, Eylül 1919’da Fransızlar’la yaptıkları anlaşmaya istinaden 1919 yılının sonlarında Urfa’yı da onlara devretti. Fransızlar burada da Ermeniler’le işbirliği yaparak onların eylemlerine göz yumduklarından, Urfa halkı da teşkilatlanarak direnme kararı verdi.

Ali Saip Bey’in jandarma komutanı olarak şehre gelmesiyle direniş hazırlıkları daha sistemli hale geldi. 7 Şubat 1920’de Fransız Komutanlığına şehrin boşaltılmasını isteyen bir ültimatom verdi. Olumlu cevap alınamayınca muharebeler başladı. 9 Şubat’ta şehrin yarısı kurtarıldı. Daha sonra Fransızlar şehirde 10 Nisan’a kadar direnebildiler. Başarılı olamayacaklarını anlayınca 11 Nisan 1920’de Urfa’yı da boşaltmak zorunda kaldılar.

c) Antep Savunması

İngilizler’in çekilmesinden sonra Fransızlar tarafından işgal edilen Antep şehri (5 Kasım 1919) için zor günler başlıyordu. Anadolu ve Suriye için büyük önem taşıyan Antep’te mücadele daha uzun ve daha şiddetli olmuştur. Diğer işgal ettikleri şehirlerde olduğu gibi Fransızlar, Ermeniler’le ortaklaşa hareket ederek, Türk Milleti’nin millî ve manevi değerlerine hakaret etmekten kaçınmıyorlardı.

Maraş’ta yaşanan olayların hemen hemen aynısı Antep’te de yaşanmıştı. Bu olaylar halkı tahrik etmiş ve harakete geçirmişti. 23 Kasım 1919’da şehirde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin şubesi faaliyetini açıktan yürütmeye başladı. Üsteğmen Sait Bey’in “Şahin” takma adıyla Kuvayi Milliye Komutanlığı’na atanması, halkı daha da organize bir güç haline getirdi.

Kuvayi Milliye Komutanı Şahin Bey 1920 yılı Şubat ve Mart aylarında Fransız ikmal yollarını vurarak önemli kayıplar verdirdi. Şehirdeki halk da direnişe geçti. 1 Nisan’da çatışmalar bütün şiddetiyle başladı. Nisan sonlarında Fransızlar şehri kuşatmaya başladılar. Fransızlar’ın bu hareketi sonucu kuşatma altındaki şehir, aylar boyunca direndi. Türk kuvvetlerinin düşman çemberini kırma girişimleri etkisiz kalınca, bir süre daha direnen Antepliler, açlık ve yokluğa daha fazla dayanamayarak, 9 Şubat 1921’de teslim oldular. Bütün imkansızlıklara rağmen aylarca direnme başarısı gösteren bu şehrimize B.M.M. Gazi unvanını verdi. Ankara itilafnamesi gereğince, 25 Aralık 1921’de Antep Fransız işgalinden tamamen kurtuldu.

d) Adana Savunması

Fransızlar’ın Adana bölgesine gelmesiyle birlikte buradaki Ermeniler’in taşkınlıktarı da arttı. Fransızlar, Adana’da şehir güvenliğinin sağlanmasından sorumlu polis müdürlüğüne bir Ermeni’yi getirdiler. Bu atamayla birlikte ortam daha da gerginleşti. Fransızlar’dan destek alan Ermeniler, yerleşim birimlerine baskınlar düzenliyor, yakıyor-yıkıyor ve yağmalıyordu. Halk Toroslar’a doğru çekildi. Fransızlar Pozantı’ya kadar olan yerleri işgal ettiler.

Pozantı ve çevresinde Fransız kuvvetleriyle Kuvayi Milliye arasında çetin muharebeler oldu. 11. Tümenin de desteği ile Kuvayi Milliye Fransızlara büyük darbeler indirdi. Bir Fransız taburu, komutanı ile birlikte esir alındı. 28 Mayıs 1920’de Osmaniye’yi işgal eden Fransızlar, karşılaştıkları sert direniş sonunda mütareke istemek zorunda kaldılar. Fakat mütareke şartlarına uymadıkları için çatışmalar devam etti. 19 Temmuz 1920’de Mersin ve havalisi kumandanı Şemseddin Bey, taarruzlarıyla Fransızları ağır kayıplara uğrattı.

26 Haziran’da kurulan cephe teşkilatı ile Fransızlar’a karşı askeri faaliyetler daha etkili biçimde sürdürülmüştür. Bu çabalar sonucu Ermeniler’in bu yöredeki hayalleri kesinlikle bertaraf edilmiş, Kozan (Sis) ve Saimbeyli (Zeytun) bölgesindeki Ermeni direnişi yok edilmiştir. Fransızlar, buraların gerçek anlamda Türk Vatanı olduğunu anlayarak, Sakarya Savaşı’ndan sonra şansını daha fazla zorlamamış ve Türkler’le anlaşmaya karar vermiştir. 20 Ekim 1921 tarihli Ankara İtilafnamesi’ni imzalayıp, İtilafname hükümleri gereğince 5 Ocak 1922’de Adana ve yöresinden çekildiler.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Anayasa Kartları Soru Cevap