İkinci İstanbul Kuşatması, Anadolu Hisarı’nın İnşası ve Şehir İçinde Bir Müslüman Mahallesinin Kurularak Kadı Tayin Edilmesi

4 Nisan 2014 tarihinde tarafından eklendi.

İkinci İstanbul Kuşatması, Anadolu Hisarı’nın İnşası ve Şehir İçinde Bir Müslüman Mahallesinin Kurularak Kadı Tayin Edilmesi

Yıldırım Bayezid, Niğbolu zaferi ile sonuçlanan Avrupa haçlı seferinin, Bizans imparatoru Manuel’in Batı’dan yardım isteklerinin hristiyan alemini Osmanlılar aleyhine harekete geçirmesiyle meydana geldiğini bildiğinden, zaferden hemen sonra, Bizans’ı zabtetme işini ve İstanbul meselesini kesin bir surette halletme kararını öne aldı. Bunun için ilk iş olarak, Kara Timurtaş Paşazade Yahşi Bey’i, Karadeniz sahilinde bulunan Şile kasabasının zabtına gönderdi. Diğer taraftan kendisi de İstanbul boğazında Güzelcehisar’ın inşasına karar verdi. Bugün daha çok Anadolu Hisarı adı ile meşhur olan bu hisar boğazın en dar yerinde (780 m.), Karadeniz’den İstanbul cihetine giriş çıkış yapan deniz yolunu kontrol altına almakta idi.

İnşaatın tamamlanmasını müteakip, Yıldırım Bayezid, Bizans imparatoru Manuel’den şehrin teslimini istedi. Bizans imparatorunun bu teklifi reddetmesi üzerine, zaten abluka altında tutulmakta olan İstanbul şehrini ikinci defa kuşattı. Şiddeti gitgide artırılan muhasara, 1391 yılından beri süregelen açlık ve sıkıntının şehirdeki umumi hoşnutsuzluğu daha da yaygınlaştırdığı bir sırada, imparator Manuel, şehrin müslümanlar tarafından böyle bir durumda fethi halinde maruz kalacağı felaketleri hatırlatıp, teslim taraftarı bulunanları iknaya muvaffak oldu. Ayrıca, Fransa’dan gelmiş olan 600 şövalye ile bir miktar paraya güvenerek savunmaya karar verdi. Manuel, diğer taraftan Rusya, Venedik ve Cenova’dan da yardım geleceğine kesin olarak inanmış idi. Bu arada, almakta olduğu savunma tedbirlerinin yanısıra, Hristiyanlık alemini Bizans lehine yeniden harekete geçirmek için de gayret göstermeye devam etti.

Bu arada, halkın umumi vaziyeti perişan bir halde idi. Hoşnutsuzluk artıyor, duçar oldukları felaketlerden imparator Manuel’i sorumlu tutuyorlar; dikkatlerini, Türklerin himaye ettiği ve daha önce de tahta geçmiş bulunan İoannes VII. üzerinde topluyorlardı.

Bizans imparatoru önce, Batı aleminde yaptığı teşebbüslerin sonuçlarını bekledi. Muhasaranın iyice şiddetlendiği 1397 yılının bahar aylarında, amiral Mocenigo kumandasında sekiz kadırgadan mürekkep bir Venedik donanması yardıma geldi Papa, İngiltere ve bir dereceye kadar Aragon , Bizans imparatorunun yardım ricalarını müsait karşıladılar. Rus çarı Vassili I., para yardımında bulunmayı kabul etti. Ancak, bütün bunlar, imparator Manuel için, Osmanlı hükümdarına karşı etkili bir savunma ve sonuç alınacak bir yardım sayılamazdı.

Hayli sıkıntıya düşen Manuel, durumunu kurtarmak için, Türkler tarafından da desteklenen Silivri tekfuru VII. İoannes’i saltanat ortağı ilan etme veya Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid’in öteden beri yerine getirilmesini istediği şartlar üzerinde anlaşma çarelerine başvurmak zorunda kaldı. Yıldırım Bayezid’in baştan beri istediği maddeler ise, İstanbul’da bir Türk mahallesi tesis etmek, burada bir cami yaptırmak ve İslâm mahkemesi kurmak idi.

İmparator, önce sulh istediğini bildirerek, 10.000 florin altın ile, vezir ve kumandanlara pek çok hediyeler gönderdi. Osmanlı tarihlerinde verilen bilgilere göre de, içini altın ve gümüşle doldurduğu on adet balığı veziriazam Çandarlı Ali Paşa’ya gizli bir şekilde vererek, sulh için padişah nezdinde yardımlarını rica etmişti. Ali Paşa, bu hadise üzerine Yıldırım Bayezid’i muhasaradan vazgeçirmek için bazı teşebbüslere geçti. Sebep olarak da, bir yıl içerisinde Osmanlı hazinesine pek çok mal ile para girmesi mümkün iken, böylesine müstahkem ve fethi güç bir şehrin zaptı için İslâm askerini telef etmenin devlete yakışmayacağı hususu idi. Yıldırım Bayezid, vezir-i âzam Ali Paşa’nın sözlerine karşılık, asıl maksadın İstanbul’un bir İslâm merkezi haline gelmesi olup, bu niyetinden vazgeçmeyeceğini bildirdi. Ali Paşa da, bu arzunun savaş yapmadan ve zayiat vermeden de gerçekleştirilebileceğini hatırlatarak, Bizans imparatorunun, aralarında daha önce kararlaştırıldığı üzere, şehir dahilinde şeriatın icrası için bir kadı nasbolunmasını ve istenilen mahalde bir Türk mahallesinin tesisi ile mescid ve camiler yaptırılmasını kabul ettiğini söyledi. Yıldırım Bayezid, böyle bir anlaşmaya itirazı olmadığını söyledi. Anlaşmanın şartlarına göre:

  1. Bizans imparatoru, her yıl Osmanlı hazinesine vermekte olduğu haraç miktarını artıracak;
  2. İstanbul’da bir Türk mahallesi kurulup bir cami yaptırılacak;
  3. İstanbul’daki müslümanlarla Rumlar arasında ortaya çıkacak ihtilafları İslâm hukuku üzere halletmek için bir kadı tayin edilecek;
  4. Silivri de dahil olmak üzere, şehre kadar olan yerlerin tamamı Osmanlılara bırakılacaktı.

Anlaşmanın imzalanmasını müteakip, Yıldırım Bayezid muhasarayı   kaldırdı.   Anlaşma   şartlarına   göre,   müslüman mahallesine iskan edilmek üzere Göynük ve Taraklı Yenicesi’nden bir kısım Türkmen ahali göçürüldü. Kiliseden çevrilen bir bina cami haline getirildi. Yeri kesin olarak bilinemeyen bu mahallenin Sirkeci civarında kurulmuş olduğu nakledilmektedir. Evliya Çelebi, Unkapanı ile Gül Camii arasında bulunan 700 hanelik bir müslüman mahallesinin bu mahalle olduğundan söz etmektedir.

İstanbul’da kurulan bu mahalle, Osmanlı hükümdarının Ankara savaşında yenilgisini müteakip kaldırılarak Türk nüfus Tekirdağ civarında bir mahalleye yerleştirilmiştir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Vatandaşlık Şifreleri