İlk Türk Devletlerinde Sanat

26 Aralık 2013 tarihinde tarafından eklendi.

İlk Türk Devletlerinde Sanat

Tarihi MÖ 4500’lere kadar uzanan Orta Asya,  çeşitli kültürleri bünyesinde barındırmıştır. Bu bölgede yer alan en önemli kültürler:

1. Anav Kültürü (Batı Türkistan bölgesi)
2. Afanesyevo (Sayan Dağları’nın kuzeybatısı)
3. Andronova Kültürü (Altaylardan Ural Dağları’na kadar uzanan bölge)
4. Karasuk Kültürü (Karasuk Nehri civarı)
5. Tagar Kültürü (Abakan bölgesi)’dür.

Bu kültür bölgelerinde topraktan ve madenlerden yapılmış süs eşyalarına, nakışlarla bezenmiş seramik parçalarına, tuğladan yapılmış evlere, çeşitli dokumalara rastlanması gelişmiş bir kültürü göstermektedir.
Orta Asya Türk kültürünün temeli, İlk Türk Devletleri’nin konargöçer yaşam biçimine göre şekillenmiştir.

NOT : 

Hunlar ve Köktürklerde taşınabilir sanat eserleri ortaya çıkarken, Uygurlarda ise yerleşik hayata geçmelerinden dolayı farklı eser tipleri ortaya çıkmıştır.

Türklerde Çadır Sanatı 

Sabit ev kültüründen haberdar olan Türkler yaşam tarzları gereği çadırda yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu durum çadır sanatının gelişmesine etki etmiştir.

NOT :

Yurt adı verilen çadırlar keçeden yapılmaktaydı. Çadırlar alçak kubbeli olup iç çatısı ağaç iskeletlidir. Tepelerinde havalandırmayı sağlayan bir delik bulunmaktadır.

Türklerdeki çadır geleneği daha sonraki dönemlerde anıt mezar ve dini mimari üzerinde de tesirini göstermiştir.
Özellikle Türklerin ölü gömme merasimi denilen yuğ törenlerinde çadırın kullanılması ölülerin mezarı üzerine kerpiç, ağaç ve taştan kulübe yapılmasını doğurarak Kurganların ortaya çıkmasına sebep olmuş, bu durum daha sonraki dönemlerde anıt mezar mimarisini etkilemiştir.
Çadır sanatı, mimarinin yanında süsleme sanatını da etkilemiştir.
Hun Türklerinde kumaş, keçe ve çadır üzerine aplike tekniği ile yapılmış süslemeler görülür. Süslemelerde konu olarak kaplanla dağ keçisinin grofonla geyiğin savaşımları betimlenmiştir.

KURGAN

Kurgan, Orta Asya’daki eski Türk mezarlarına verilen ad. Genelde devlet yöneticisi olanlar için yapılmıştır. Kurganlar tahtalarla, bazen de taşlarla çevrili mezar odalarının üstüne bir metre ile yetmiş metre arasında toprak yığılmasıyla oluşturulur. Kurganlarda asıl mezar odası bazen dikdörtgen, bazen kare veya oval olabiliyordu. Cesedin bulunduğu yere bazen doğrudan ulaşılabiliyor bazen de bu oda altta yer alıyordu. Ceset odasının döşemesi ağaç kütükleri ve kalastan yapılıyordu. Cesetlerin başı doğuya çevrilmiş olur ve cesetler eşyaları ile birlikte kurganlara gömülürdu. Kurganın farklı bölgelerinde at cesetlerine de rastlanmıştır.
Bugüne değin, bulunan en önemli kurgan Kazakistan’daki Esik Kurganı’dır. Esik Kurganı’nda bulunan altın elbiseli adamdan daha önemlisi yarısı kırık bir kabın üzerindeki yirmi altı haflik iki satır yazıdır. Bu yazı bugüne kadar bilinen en eski Türk yazısı olarak kabul edilen Yenisey ve Orhun Anıtları’ndaki yazılardan yaklaşık bin yıl daha eskidir. Böylece ilk Türk yazısının tarihi milattan önce beşinci yüzyıl olarak kesinleşmiştir.

Anıt Mezar Geleneği ve Mimari

Anıt mezar geleneği, Köktürklerde daha da gelişerek devam etmiştir. Orhun Irmağı kıyılarında bulunan Tonyukuk, Kültigin ve Bilge Kağan Anıtları önemli örneklerdir.

NOT :

Anıt mezarlar dikdörtgen bir alan içinde, tören yolu ve bu yol üzerinde ölen kişinin yaptıklarından ve devletin durumundan bahseden anıtlar, çeşitli heykeller ve sunaktan oluşur.

Uygurlar Dönemi’nde anıt mezar anlayışı  biraz daha şekillenerek kubbeli sisteme geçilmiştir.
Uygurlar “Stupa” denilen kubbeli tapınaklarda duvar ile kubbe arasındaki bağlantıyı sağlamak için üçgenler kullanmışlardır.
Daha sonra Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde kullanılan bu üçgenler “Türk üçgeni” olarak adlandırılmıştır.
İlk yerleşik yaşama geçen Türk toplumu olan Uygurlar, mimarinin ilk örneklerini vermişlerdir. Düzenli kentler bu dönemde görülür. Kentler savaşlar nedeniyle surlarla çevrilidir.

Uygur kent mimarisinin en önemli örnekleri evler, saraylar, manastır ve tapınaklardır. Uygur evlerinin mimarisi Anadolu’daki Türk evleri ile ortak özellikler göstermektedir.

NOT :

Uygurlar Dönemi’nde yapılan manastır ve tapınaklar mekân tasarımı ve avlu etrafındaki oda dizileri, Türk – İslam Devletleri’ndeki medreselere örnek olmuştur.

Heykel Sanatı
Heykel Sanatı
Hunlar Dönemi’nde, genellikle tunçtan yapılmış kemer tokaları, at koşumu süsleri ve takılarından oluşan küçük boyutlu heykelcikler görülmektedir.
Köktürkler Dönemi’nde, büyük boyutlu ve anıtsal örnekler daha stilize edilmiş bir şekilde görülür. Orhun Anıtları ve balballar buna örnek olarak gösterilebilir.

NOT : 

Balballar “Bengütaş, baba taş, kadın taş” gibi adlarla mezar taşı olarak gönümüze kadar yansımıştır. Özellikle Akkoyunlu ve Karakoyunlu Türkleri bu geleneği yaşatmışlardır. Muş ve Tunceli yöresinde koç biçimli mezar taşlarına rastlanmıştır.

Uygurlar Dönemi’nde İnsan heykellerinde gerçekçi bir anlatım görülür. Hayvan heykellerinde ise stilize bir ifade kullanılmıştır.
Diz çökmüş yük taşıyan erkek heykeli ve Sorçuk’ta bulunmuş at ve fil başları önemli örneklerdir. Uygurlar Dönemi’nde heykel sanatının gelişmesinde dini inançlar da etkili olmuştur.

Resim Sanatı

Resim Sanatı
Hun resim sanatının oluşmasında Şamanizm’in ve kutsal hayvan töreni inancının etkileri vardır. Pazırık ve Noin – Ula kurganlarından çıkarılan keçe parçaları üzerindeki resimler buna örnektir.

Türk resim sanatının temeli Uygurlar Döneminde atılmıştır. Uygurların yaptıkları duvar resimleri (Fresko) portre sanatının ilk aşamasıdır. Minyatür sanatında da ileri giden Uygurlar Moğolların devlet teşkilatında yer alarak Moğollar aracılığıyla resim ve heykel sanatını İran ve Anadolu’ya taşıyarak Anadolu Türk sanatını etkilemişlerdir.

NOT :

Uygurların yerleşim merkezi olan Karahoça’da yapılan kazılarda tapınakların zeminlerinde çini parçaları bulunmuştur. Bu durum çini sanatının da ilk olarak Uygurlarda kullanıldığını göstermektedir.

El Sanatları

İlk Türk Devletleri demircilik, dericilik, dokumacılık, maden ve ahşap işçiliği gibi el sanatlarıyla uğraşmışlardır. Yaptıkları eserlerin üzerine Türklerin yaşam tarzından kaynaklanan ve Hunlar Dönemi’nde başlayıp tüm Orta Asya’da yaygın olarak kullanılan “Kıvrıkdal Bitki Üslubu” (Bitkisel modiflerin kıvrılarak iç içe geçerek oluşturduğu süsleme) ile “Hayvan Üslubu” (Birbiriyle boğuşan durumda stilize edilen hayvan figürleri) işlenmiştir.

NOT :

İlk Türklerdeki hayvan üslubu anlayışı İslamiyet’ten sonraki dönemde özellikle taş süslemelerde sıkça kullanılmıştır.

Türklerin geçim kaynağı olan hayvancılık Türk sanatını etkilemiştir. Dokumacılık önemli el sanatlarından biri olmuştur. Dokumacılığın bir dalı olan halıcılık da Türklerde önem arz eden bir sanat dalı olmuştur. Pazırık Kurganı ve Doğu Türkistan mezarlarında bulunan Türk düğümlü halı parçaları Türklerde bu sanatın ilk dönemlerden itibaren yaygın olduğunu göstermektedir.

Maden Sanatı

Türkler, maden sanatında da ileri gitmişlerdir. Altın ve gümüş işlemeciliğinin yanında demir ve bronz madenini de kullanmışlardır.

Türkler, ham demirden çelik elde ederek kılıç kalkan, mızrak, ok uçları, üzengi vb eşyalar yapmışlardır. Maden sanatına ait en önemli örnekler, bugün Viyana Sanat Tarihi Müzesi ve Leningrad Ermitaj müzesinde bulunmaktadır.

NOT :

Yaşam tarzları çerçevesinde ahşap işçiliğine önem veren Türkler çeşitli ev eşyaları yanında (sandalye, masa, dolap vb.) göçlerde kullanılan araba ile at koşum takımlarını da ustalıkla yapmışlardır.

PAZIRIK HALISI

Dünyanın en eski halısı 1949 yılında Altay Dağı’nın eteklerindeki Pazırık bölgesinde buzullar arasında kalmış bir kurgan ortaya çıkarıldı. Kurgana defnedilmiş olan ölünün  yanına eski Türklerde adet olduğu üzere yaşarken kullandığı eşyalar da gönülmüştü. Bu eşyaların arasında bir de halı bulunuyordu. Bulunduğu bölgenin isminden dolayı bu halıya “Pazırık halısı” denildi. Halı uzmanlar tarafından incelendiğinde bilim dünyasında çok konuşulacak bilgiler ortaya çıkacaktı. Halı 1.89 x 2 m. boyutunda ve çok ince yünden (iplik) yapılmış olup, 10 cm2’de 36.000 Gördes düğümü ile inanılmaz ve daha sonraları erişilememiş bir ustalık eseridir. Halı, süvari figürlerinden geniş bordur, geyik figürlerinden ikinci geniş bordur, grifonlardan bir iç ve bir dış dar bordur, zeminde 24 kare halinde haçvari çiçekleri ile kırmızı zemin üzerine beyaz, sarı ve mavi renklerin hâkim olduğu dama tahtasına benzer bir örnek göstermektedir.
Dünyanın bilinen ilk halısı olarak kabul edilen Pazırık halısı üzerindeki pars damgası ile at, eyer ve pantolonlu süvari resimleri günümüze kadar bozulmadan kalabilmişlerdir.

Türklerde Sanat

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Tarih Sınavda Çıkacak Konular