İlk Türkiye Büyük Millet Meclisinin Özellikleri

20 Ocak 2014 tarihinde tarafından eklendi.

İlk Türkiye Büyük Millet Meclisinin Özellikleri

a) Bu Meclis Herşeyden Önce Millî Bir Meclistir

Meclis üyeleri tamamiyle Türklerden oluşmaktadır. I. Meşrutiyet Meclisi’nde bulunan 130 üyenin 50’si gayri müslimdi. Meclisteki müslüman olmayan üyeler, buradaki konumlarını kullanarak bir takım ayrılıkçı emellerini gerçekleştirme yolunda hareket etmişlerdir. II. Meşrutiyet Meclisi’nde de durum pek farklı sayılmazdı. II. Abdülhamid Meclisi o dönemde feshetmekle memleketin Parlemento vasıtasıyla parçalamasına engel olmuştu. Açılan yeni Meclis ise kendine ilk isim olarak “Meclis-i Kebir-i Millî” adını yakıştıran ve bu ruhu taşıyan kişilerden oluşmuştur.

b) Meclis İdealist, Demokratik Bir Meclistir

Çok zor şartlar altında fakat demokratik yapılan bir seçim sonucunda tesis edilmişti. Halkın sosyal yapısı göz önünde bulundurulursa hemen hemen her kesimden, her tabakadan üye mevcuttur. Çarıklı köylüsü, sarıklı hocası, kalpaklı ve avrupaî kılıklı aydını ile tam bir kucaklaşmanın ve kaynaşmanın görüldüğü, herkesin kendi görüşünü “İstiklâli tam ve İstihlâs-ı Vatan” için hür olarak konuştuğu, seviyeli, seciyeli bir meclis.

İlk Türkiye B.M.M.’nin yapısına bakacak olursak, tam üye sayısı 390 kişidir. Bunlardan 115 memur, emekli, 61 Hoca, 51 subay, 46 çiftçi, 36 Tüccar, 29 Avukat, 15 Doktor, 10 Aşiret reisi, 8 Tarikat şeyhi, 6 Gazeteci, 2 Mühendis, 11 Kişi ise Öğretmen vs. meslekten idiler.

Batılı yazarlardan Frederick Frey’in tespitlerine göre, ilk mecliste, bürokratların oranı % 43, serbest meslek mensuplarının % 20, tarım, ticaret kesiminin oranı % 19 din adamlarının oranı ise % 17 idi. Bu oranlar bizim tespitlerimize de uymaktadır.

Her türlü inanç ve görüşü bünyesinde barındıran bir millî koalisyon görünümünde idi. Tek programları vardı. O da “Misak-ı Milli” müşterek dava, memleketin esarete düşmemesi ve istiklâlin kurtarılmasıydı. Bu davada herkes birleşiyordu. Ama bu programın uygulama şekilleri ve safhaları adım adım geliştikçe, memleket meselelerine çareler aranmaya başlanınca tabii olarak farklı görüşler ister istemez kendini gösterdi. Bu farklı görüşleri ileri sürenleri beş gruba ayırmak mümkündür. Bunlar, Tesanüt, İstiklâl, Halk Zümresi, İslahat Grubu, Müdafaa-i Hukuk Zümresi idi.

c) Olağanüstü Hal Meclisidir

Her demokratik sistemde olduğu gibi, Yasama-Yürütme-Yargı kavramlarını temel güçler olarak benimsemiş, fakat ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü şartlar dolayısıyla bu güçleri kendi bünyesinde toplamıştır.

Yasama yetkisini, çıkardığı kanunlar ile kullanan meclis, yürütmeyi bir hükümete veya nazırlar heyetine vermemiş, İcra Vekilleri Heyeti adıyla bir kurul oluşturarak ona vermiştir. Ancak Meclis, vekilleri her an denetleyebilmekte ve gerektiğinde sorguya çekebilmekteydi. Yine Hıyanet-i Vataniyye Kanununun çıkışından sonra kurulan istiklâl mahkemelerinin reisleri de bu meclis tarafından tayin edilmişti. Böylece meclis, yargı yetkisini de üzerine almış oluyordu.

d) Meclisin Temeli ve Bekası Fedakârlık Esasına Dayanıyordu

Meclis üyelerinin her biri, eşi görülmemiş bir fedakârlık örneği göstermişlerdir. Zira onlar fakr-u zaruret içerisinde var olmaya çalışan bir milletin temsilcileriydiler ve bunun idrakindeydiler.

Milletvekilleri Ankara’ya bin bir güçlükle gelebilmişlerdi. Batum mebusu Ahmet Fevzi Erdem, Şavşat halkının topladığı 75 lira ile yola çıkmış Samsun’a 8 günde gelmiş, buradan 4 milletvekili ile bir at arabası kiralayıp yola devam edebilmişti. Ankara’ya geldiğinde ise Meclisin açılışının üçüncü günü olmuştu.

Milletvekillerinin büyük bir bölümü Ankara’ya atlarıyla gelmişti. Çoğunun yatacak bir yeri dahi yoktu. Bir kısmı istasyon yolundaki çayırlıkta günlerce sabahlamıştı. Bir yandan sivrisinek, bir yandan yokluk dolayısıyla çoğu sıtmaya yakalanıp yatağa düşmüştü.

Meclis, gaz lâmbası ışığında, saç soba ısınmasında ve Ortaokul’un tahta öğrenci sıralarında oturan, gaz yağı tenekelerinden kurulu masalarda çalışan komisyonlar ile işliyordu. Meclis başkanının kullandığı tek otomobilden başka motorlu araç yoktu.

Sekiz ay maaşsız çalışan milletvekilleri bir yıl sonra 100 lira olan maaşlarının % 20’sini bütçe açığını kapatmak için yine devlete vermişlerdi.

e) Kahraman Bir Meclistir

Sakarya Savaşı sırasında top seslerinin Ankara’dan duyulması üzerine Meclis’in taşınma fikri ortaya atılınca Erzurum Mebusu Mustafa Durak Bey’in aşağıdaki sözleri meclisin heyecan ve ruhunu yansıtması açısından oldukça dikkate değerdir:

“Ordu şehir bekçisi değil, ordu istiklâl bekçisidir. Nerede canı isterse orada harbini yapar. Meclis buradan gitmemelidir… Aileleri serbest bırakalım, yalnız biz bugün burada öleceğiz tam o gün gelmiştir. T.B.M.M. azaları birer tüfek alsınlar oturduğumuz yerde top patlayıncaya kadar kalsınlar… Buraya kanımızı canımızı feda etmek için geldik… Millete heyecan vermeyelim. Ölürsek ölürüz. Yedi senenin içinde milyonlarca insan telef ettik, biz o milyonlarca insandan daha büyük değiliz. Biz de feda olalım.”

İlk T.B.M.M. Türk milletinin tarihteki mevkiine paralel yüksek seviyeli bir meclisti. Devletin oluşturduğu değil, devleti oluşturan bir meclisti.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.