İstanbul’un Muhasarası ve Fethi

18 Mayıs 2014 tarihinde tarafından eklendi.

İstanbul’un Muhasarası ve Fethi

Rumeli Hisarı inşa olunurken, Galata ve Haliç taraflarında, Türk yük hayvanlarının Rumların bahçelerine zarar vermeleri üzerine ilk silahlı çatışmalar başlamıştı. Köylerini terkeden yerli ahali süratle Bizans surlarının gerisine sığındılar.

Hisarın tamamlanmasını müteakip 50.000 kişilik ordusu ile üç gün Bizans’ın çevresini ve yapılan çalışmaları teftiş eden ve arkasından askerî hazırlığını ikmal için Edirne’ye dönen padişah, İsfendiyaroğlu Kasım Bey ile Dayı Karaca Bey’i, Bizanslıları surlardan dışarı çıkarmamakla görevlendirdi.

Bizans imparatoru da aldığı çok sıkı savunma tedbirleri yanında, surlardaki bütün kapıları ördürdü. Bu arada, civarda bulunan mezarlıkların taşlarıyla diğer çeşitli malzemeden acele ile yapılan bu tamirler sathi olmuş ve Osmanlı fethini kolaylaştırmıştır.

Sultan II. Mehmed kışı hummalı bir hazırlık ile geçirdi.

1453 yılı Şubat’ında, Rumeli beylerbeyisi Dayı Karaca Bey’i Karadeniz sahilinde bulunan bazı Bizans kalelerinin fethi ile görevlendirdi. Dayı Karaca Bey, Perentas, Ahyolu, Misivri ve Vize ile İstanbul civarında olup henüz Bizanslıların elinde bulunan Yeşilköy ve Müderris köyünü ele geçirerek tahrip etti. Ancak Silivri karşı koydu.

Bu arada Bizans imparatoru II. Mehmed’in huzuruna son defa bir elçilik heyeti gönderdi. Padişahı sulh için ikna etmeye çalışan Konstantin Dragazes, bunda muvaffak olamayınca, II. Mehmed’e hitaben, “Şehrin senin eline geçmesine Allah’ın izni varsa buna kim mani olabilir? Eğer Cenab-ı Hak sana sulh akdetmek arzusunu ilham ederse, bundan dolayı pek mesut olurum. Maamafih payitahtımın kapılarını kapatıyorum.  Milletimi kanımın son damlasına kadar müdafaa edeceğim!” ifadesi ile üzüntüsünü beyan etmekte idi.

Bizans imparatorunun Avrupa devletleri nezdinde yaptığı teşebbüsler de, bu tarihlerde tezahürlerini göstermeye başladı. Zackaria, Girilioni ve Gabriel Trevisani kumandasında bazı kadırgalar, Bizans’a çeşitli eşya ve yiyecekler getirmiş, savunma için de orada kalmışlardı. Ocak 1453 sonlarında Ceneviz kaptanı Juanni Justiniani Longus Bizans’a geldi. Sevinçle karşılanan Longus, savunma tedbirleri ile bizzat ilgilenmeye başladı. Topları ve müdafaa aletlerini surların en müsait yerlerine yetiştirdiği gibi, savunma yapacaklara da talimler yaptırmaya başladı. Kendisine tâbi ücretli askerleri kara sularının en önemli mevkilerine yerleştirdi. Şehrin belli başlı dört kapısının savunması da dört Venedikli kumandana (Catarino Contarini, Nikola Mekenico, Jaliruzzi Carter, Sinyor Düfino) havale olunmuştu.

Yaklaşık ikibin Venedikli askerin görev aldığı Bizans’ın savunmasına şehzade Orhan Çelebi’nin yanında bulunan bir kısım Türkler de iştirak etmiştir.

Padişah, 6 Nisan 1453 günü, yani kuşatmanın başladığı tarihte karargahını Topkapı ile Edirnekapı arasında kurdu ve bir harp meclisi toplayarak, savunma tedbirleri için nihai müzakerelerini tamamladı.

Buna karşılık Bizans imparatoru da savunma hazırlıklarına hız vermişti. İmparator, Halic’in ağzına gerilen zincir ile Marmara sahil surlarının savunulmasını yine yabancı kumandanlara tevdi etti. Bizans’ın ve müttefiklerinin bütün donanması Haliç’te zincirlerin gerisinde toplanmıştı.

Sultan II. Mehmed, Mart sonlarına doğru hazırlıklarını tamamladı. Anadolu ve Rumeli tımarlı sipahilerinin yanısıra eyalet yayaları, müsellemler, azap, voynuk ve yörükler hep Edirne’de toplanmışlardı.

Avrupalı ve hristiyan tarihçilerin verdikleri çok kabarık asker sayısının aksine 80-100.000 civarında, çok disiplinli ve mükemmel teçhiz edilmiş bir ordu Edirne’den hareket etmek üzere idi. Bir miktar Türk ve hristiyan başıbozuk veya ganimet düşkünü çapulcu da ordu ile harekete hazır bekliyordu. Ancak asıl dikkate değer olanı Türk-İslâm aleminin her tarafından gelen şeyh, derviş ve tarikat pirlerinin, orduya manevi kuvvet ve destek sağlayıcı varlık ve şevkleri idi.

Akşemseddin, Molla Fenârî, Molla Gürânî ve Şeyh Sinan gibi alim ve şeyhler, seferin kudsiyetine nişane olmakta idiler.

Aydın ve Karamanoğlu’nun yanısıra, Sırp despotu George Brankoviç de, küçük bir askerî birlik göndermişti. Diğer taraftan padişahın Macar Urban ile Saruca Muslihiddin’e döktürdüğü toplar İstanbul halkı arasında şayi olmuş ve müthiş bir korku uyandırmıştı.

Çok çeşitli kuşatma ve saldırı silahları da imal edilmişti.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Kartları – 2