Milli Cemiyetler

16 Ocak 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Milli Cemiyetler

Memleketin içine düştüğü bu kötü durumda herşey Türk Milleti’nin gayretine, azim ve fedakarane teşebbüslerine kalmıştı. Yıllarca birbirini izleyen savaşlar nedeniyle çok yıpranmış olmasına rağmen millet, öz vatanı ve bağımsızlığı için bir oldu bittiye asla razı olmayacağını, kendiliğinden başlattığı çabalarıyla ortaya koydu. Şimdi Türk Milleti’nin bağrından çıkan başlattığı milli teşebbüslere kısaca bir bakalım:

a) Milli Kongre Cemiyeti

Türkçülük fikrini ve Türk Milliyetçiliği hareketini benimseyen Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti üyeleri, 29 Kasım 1918’de İstanbul’da, Milli Kongre adıyla bir cemiyet kurdular. Mordros Mütarekesi’nden sonra Rumlar’ın İstanbul’da teşkilatlanıp “Megalo-İdea” uğrundaki çalışmalarına engel olmak için, göz hekimi Dr. Esat Paşa’nın çağrıları ile Türk Ocağı, Kızılay, Muallimler Cemiyeti, baro ve her fakültenin mezunları cemiyetleri başta olmak üzere, 70 kadar cemiyetten ikişer temsilcinin katılması ile kurulan bu cemiyet, partiler üstü bir teşekkül idi. Tüzüğünde belirtilen amacı, dünyada Türkler üzerinde yapılan haksız ve yalan yayınlara ilmi yayınlar ve tarihi belgeler ile cevap vermekti. 1919 yılı içinde Milli Kongre Teşekkülü, İngilizce ve Fransızca olmak üzere “Dünya Kamuoyu Önünde Türkiye”, “Ermeniler’in Müslüman Ahaliye Yaptıkları Mezalim Hakkında Belgeler” ve “Avrupa’nın Ünlü Yazarlarına ‘Göre Türkler” gibi değerli eserler neşretti. 1919 yılı sonundaki milletvekili seçimlerinde, adayların tesbiti ve tanıtılmasında Milli Mücadelecileri destekleyen Milli Kongre, 28 Ocak 1920’de Misak’ı Milli’nin hazırlanmasına da fikir bakımından katkıda bulunmuştur.

İstanbul’un 16 Mart 1920’de resmen işgali üzerine, çalışmalarını durdurmak zorunda kalmış olmasına rağmen, Mustafa Kemal Paşa’yı ve O’nun Ankara’da toplamayı düşündüğü meclis fikrini desteklemişlerdir.

b) Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuku Heyet-i Osmaniyesi

1918 yılı Eylülü’nün sonlarında Berlin’den dönen Talat Paşa Edirne’de valiye Trakya’nın geleceği hakkındaki endişelerini belirtmiş, şimdiden muhtemel bir Yunan istilası ihtimaline karşı önlemler alınması hususunda ilgilileri ikaz etmişti. Bu uyarı dikkate alınarak, şehrin ileri gelenlerinin öncülüğünde, 2 Aralık 1918’de, Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk-ı Heyet-i Osmaniyesi adıyla bir cemiyet kurulmuştur. Cemiyetin; merkezi Edirne vilayetiydi, amacı ise Trakya Türklüğünün haklarını savunmak, Trakya’yı Osmanlı Devleti’nden koparmaya yönelik her türlü girişime engel olmak, eğer bu mümkün olmaz ise, Doğu ve Batı Trakya’yı içine alan bağımsız bir Trakya devleti kurmaktı. Cemiyetin bu istikametteki fikirleri ,”Yeni Edirne ve “Ahali” adlı iki gazeteyle kamuoyuna duyurulmaya çalışılıyordu.

Cemiyet, Nisan 1920’de Lüleburgaz’da, 9 Mayıs 1920’de de Edirne’de kongreler yaptı. 1919 yılı sonunda Son Osmanlı Mebusan Meclisi’ne üye seçerek gönderen Cemiyet, 1920 Nisan’ında Ankara’da açılan Büyük Millet Meclisi’ne kendi adaylarını seçtirip göndermiştir. Sivas Kongresi’ne temsilci gönderemeyen Cemiyet, kongre kararlarına uymuştur. Ancak 1920 Haziran’ında başlayan Yunan taarruzu karşısında, imkansızlıklar yüzünden pek etkili olamamıştır.

c)  İzmir Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti

Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonrasındaki gelişmelerden, İtilaf Devletleri’nden özellikle İngiltere’nin, İzmir’i Yunanlılara bırakmayı uygun görmek gibi bir çaba içinde olduğu açıkça anlaşılıyordu. Bu tarihlerde bölgede Kolordu komutanı olarak bulunan, bir süre İzmir Valiliğine de vekalet eden Nurettin Paşa’nın ihtiyatlı çabaları sonucu İngiliz ve Yunan teşebbüslerine fırsat vermemek için, 2 Aralık 1918’de İzmir Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti kuruldu. 19 Mart 1919’da gerçekleştirilen İzmir Kongresi’nde muhtemel bir düşman işgali karşı silahlı müdafaa kararı alındı. Bu karar doğrultusunda gerekli hazırlıkları da yürüten Nureddin Paşa’nın faaliyetleri, İngilizleri son derece rahatsız ediyordu. Bu sebeple hükümete baskı yapan İngilizler, Nurettin Paşa’yı görevden aldırdılar.

Nurettin Paşa’nın görevden alınması üzerine burada yürütülen millî faaliyet büyük ölçüde aksadı. Zira yerine tayin edilen Ahmet İzzet Bey, cemiyet mensuplarını ittihatçılıkla suçlayıp, onların bolşevik taraftarı olduklarını ileri sürerek, bölgeyi tehdit eden bir tehlikenin olmadığını söylüyordu. Yeni valinin tutumu, Nurettin Paşa’nın aldığı tedbirleri zaafa uğratmıştı. Oysa Yunan askerinin İzmir’e çıkacağı artık her mahfilde yüksek sesle ifade edilmeye başlanmıştı. Bu ihtimalden hareket edilerek kurulan “Müdafaa-i Vatan Heyeti”, Yunan askerinin çıkmasından bir gün önce, Redd-i İlhak adıyla bir beyanname yayınlayarak, halkı şimdiki Bahri Baba adlı yerde, İzmir’in savunmasını görüşmek üzere bir mitinge davet etti. 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzimir’e asker çıkarması üzerine bölgede başlayan mahalli direniş, düzenli ordu kurulana kadar devam etmiştir.

d) Vilayât-ı Şarkiye Müdâfaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti

Mondros Ateşkes Anlaşmasından önce ve sonra İtilaf Devletleri’nin Doğu Anadolu için tasarladıkları Ermenistan ve Kürdistan projelerine karşı yörenin Müslüman-Türk ahalinin haklarını savunmak amacıyla, Erzurumlu Raif Hoca ile Diyarbakırlı Süleyman Nazif tarafından 4 Aralık 1918’de İstanbul’da Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti kurulmuştur.

Mart 1919’da Cemiyet’in Erzurum şubesi açılmış, “Albayrak” adlı gazete yayımlanmaya başlanarak yöre halkı muhtemel tehlikelere karşı, bu gazete aracılığı ile daha duyarlı hale getirilmiştir.

Kazım Karabekir Paşa’nın 3 Mayıs 1919’da Erzurum’daki 15. Kolordu komutanlığına atanmasıyla cemiyetin faaliyetleri artarak devam etmiştir. 17 Haziran’da Erzurum vilayet kongresini tertip eden Cemiyet, 18 sayfalık bir beyanname yayımlayarak Ermeni iddialarının haksızlığını ortaya koyduğu gibi, bizden koparılmak istenen Kürtlerin Türklerden ayrılmalarının imkansız olduğunu da belirtiyordu. Daha sonra Cemiyet, Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ile birlikte Büyük Erzurum Kongresini tertip etmiştir. 7 Ağustos 1919’da Kongre beyannamesinin yayınlanmasından sonra bu cemiyet, Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adını almıştır.

e)  Kars Millî İslam Şurası ve Güney Batı Kafkasya Geçici Hükümeti

Mütarekeden sonra doğudaki üç vilayette (Kars, Ardahan ve Batum) durum daha da endişe verici hale geldi. Zira anlaşma gereği Türk ordusu doğuda 1914 sınırlarına çekilecekti. Bu durumda 3 Mart 1918’de imzalanan Brest-litowsk anlaşmasına göre Osmanlı Devletine iade edilmiş olan Kars, Ardahan, Batum yine sınırlarımız dışında kalıyordu. Böyle bir durumda yörenin Müslüman-Türk ahalisinin başına gelebilecekleri sezen bölgede görevli Türk komutanı Yakup Şevki Paşa’nın teşviki teşebbüsleriyle Türkler 5 Kasım 1918’de “Kars Millî İslam Şurası” adıyla bir cemiyet kurdular.

14 Kasım’da gerçekleştirilen ilk kongrenin ardından yörenin müslüman Türk ahalisi 30 Kasım 1918’de “Büyük Kars Kongresini” topladı. Bu kongreden sonra bir “Millî İslam Şurası Hükümeti” kuruldu. Milli Şura Hükümeti Batum’da çıkardığı “Sadayı Millet” adlı gazete ile sesini tüm yöre halkına ve dünyaya duyurmaya çalışıyordu.

17-18 Ocak 1919’daki ikinci büyük kongresinde yerli hükümetin yeni adı “Cenub-ı Garbî Kafkas Hükümeti Muvakkata-i Milliyesi” olarak değiştirildi. Bayrağı, Türk bayrağı olan bu hükümetin başkanı Cihangirzade İbrahim Bey idi. Bu teşkilatlanmayı müteakip yöreye vaki Ermeni ve Gürcü saldırıları püskürtülmüştü. Ancak Nisan 1919’da İngilizler’in Kars’ı da işgal ederek hükümet merkezini basıp, ileri gelen üyeleri tutuklayarak Malta’ya sürdüler ve hükümeti dağıttılar. Bu olaylardan sonra Batum’u İngilizler, Kars ve havalisini Ermeniler, Ardahan’ı da Gürcüler işgal ettiler. Buna rağmen sancak ve kazalardaki Milli Şura kuvvetleri mücadeleye devam ettiler.

f) Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti

Mütarekeden sonra halkın cemiyetler halinde teşkilatlanması, Rum emellerinin görüldüğü Karadeniz kıyılarında da görüldü. 1919 yılı Ocak ayının sonunda Trabzon’da kurulan bu cemiyet tarafından yörenin Müslüman-Türk ahalisinin Pontusçu Rum çetelere karşı yürüttüğü mücadele desteklenerek teşvik edildi.

Cemiyetin başkanlığını Barutçuzâde Ahmed Hoca yapıyordu. Çıkardıkları “İstiklal” adlı gazete ile Rum ve Ermeni iddialarının ne kadar tutarsız olduğunu Türk halkına ve dünyaya duyuruyorlardı. Cemiyet, bütün Karadeniz sahilindeki yerleşim merkezleriyle birlikte iç kesimlerde de teşkilatlanmıştı.

Cemiyet, 23 Temmuz 1919’da toplanan Erzurum Kongresine de temsilci göndermiştir. Bu kongreden sonra, Şarki Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine katılarak, faaliyetlerine devam etmiştir.

Bunların dışında, Çukurova’da Kilikyalılar, Sivas’ta Anadolu Kadınları Müdafaayı Vatan cemiyetleri kurularak, millî direniş faaliyetlerine destek olmuşlardır.

Halkın kendiliğinden teşkilatlanarak işgalcilere karşı direnişe geçmesinin çarpıcı  örneklerinden biri  de  Balıkesir ve  civarında yaşandı.  Yunan  işgali karşısında yöre halkı, eşraftan ileri gelenlerin öncülüğünde 1919 yılı boyunca teşkilatlanarak, bütün imkansızlıklara rağmen silahlı direnişe geçme cesaretini göstermiştir.

Anadolu’nun her köşesinde, halkın milli şuurunun harekete geçmesiyle gerçekleşen bu teşkilatlanma ve haksız işgaller karşısında yer yer başlatılan silahlı mücadele, kurtuluş savaşının temelini oluşturan çok önemli ilk adımlardır. Ayrıca Türk Milleti, üzerinde yaşadığı toprağın sahibi olduğunu, kendi iradesi dışında gelişecek bir siyasi çözümü kabullenmeyeceğini ve kimsenin kendi adına bu topraklar üzerine pazarlıklara kalkışamayacağını göstermeye çalışıyordu. Ama bunu anlatmak ne yazık ki, uzun süren bir silahlı mücadeleyle mümkün olmuştur. Amacına ulaşabilmek için Türk Milleti, bütün imkansızlıklara, yorgunluğa ve yoksulluğa rağmen, vatanı ve istiklali için herşeyi göze alarak mücadeleye girişmiştir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.