Murad Hüdavendigâr’ın Şehâdeti

1 Nisan 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Murad Hüdavendigâr’ın Şehâdeti

İslâm hükümdarlarının zaferden sonra, savaş meydanını gezmeleri bir an’ane haline gelmiş idi. Bu geleneğe uyan Murad Hüdavendigâr da, zaferden sonra, has hademeleri ile savaş sahasını dolaşmaya çıktı. Ölüler arasında bulunan, Sırp kralının damadı Miloş Obiliç, müslüman olacağını ve padişaha gizli bir sözü bulunduğunu söyleyerek izin istedi, padişahın müsaade etmesi üzerine de yaklaşıp, yeninde saklamış olduğu hançeri ile Sultan Murad’ı kalbinden yaraladı. Atından aşağı düşen Murad Hüdavendigâr, bir süre sonra şehid oldu. Miloş Obiliç ise, gaziler tarafından oracıkta parçalandı.

Murad Hüdavendigâr’ın şehid edilmesi hakkında kaynaklarımızda çeşitli rivayetler vardır. Bu rivayetlere göre, Sultan Murad, maiyyeti ile birlikte bir tepe üzerinde durmakta iken, yaralı Sırplar veya at üzerinde gelen bir düşman süvarisi, “Senin dinine gireceğim.” diyerek yanaşmış; padişahın atından inmesi üzerine de onu hançerlemiştir. Diğer bir rivayete göre de, aynı Sırplı, despot Lazar’a “Ben gidip Türk’ün beyini öldüreyim.” demiş ve maiyyetiyle savaş meydanında ölüler arasında dolaşan padişahın üzengisini öper gibi yaparken, onu hançeriyle vurarak yaralamıştır. Bir Bizans kaynağında ise, Murad Hüdavendigâr, mağlup olduktan sonra kaçan Sırp kralı Lazar’ı takib ettiği sırada, önlerine çıkan bir Sırplı tarafından mızrak darbesi ile yaralanmış, daha sonra da şehid olmuştur. Diğer bir rivayete göre ise, Lazar’ın müsaadesi ile, Türk ordusunun ilk saflarına giren ve “Arzedecek bir sözüm var.” diyerek padişaha sokulup onu yaralayan bir Sırplı tarafından şehid edildiği nakledilmiştir.

Murad Hüdavendigâr’ı şehid eden Sırplının ismi hakkında da tarihler değişik rivayetlerde bulunmaktadır. Sırplının adı Osmanlı tarihlerinde Miloş Kabiloviç, Miloş Nikola, Miloş Kabile; Yıldırım Bayezid’in Bursa kadısına gönderdiği bir fermanda ise Miloş Kapilek şeklinde geçmektedir. Yıldırım Bayezid’in bu mektubunda babasının şehâdeti zikredilirken, Murad Hüdâvendigâr’ın savaştan sonra otağına dönmesini müteakip Miloş Kapilek adında birisinin “Ben müslüman oldum.” diyerek, otağ-ı hümayun yanında bulunan hizmetlilerden birisine yalvarıp, padişahın yanına girmeyi arzu etmiş ve içeriye kabul olunduğu sırada, yeninde gizlediği hançerle padişahı yaralayarak şehid etmiştir şeklinde anlatılmaktadır. Hammer’in tarihinde ise, Miloş Obiliç’in, bu işi, kayınpederi Lazar’ın, Türklerle birlik olmasından dolayı, kendisini hıyanetle itham etmesi üzerine, sadakatini göstermek için yaptığını yazmaktadır.

Murad Hüdavendigâr, öleceğini anlayınca, düşmanı takip etmekte olan büyük oğlu Sultan Bayezid’i yanına çağırttı. Devlet erkanından orada hazır bulunanların ittifakı ile hükümdarlığı Yıldırım Bayezid Han’a bıraktılar. Kendisi kısa bir süre sonra, yaralandığı yerde kurulan çadırın içinde vefat etti.

Ordugahta bu hadiseler cereyan ederken, cenahlarda şiddetli takip devam etmekte idi. Şehzade Yakub Han ile diğer kumandanların padişahın şehâdetinden haberleri yoktu. Türk kuvvetleri tarafından sarılmış olan Lazar, maiyyeti ile birlikte ele geçirildi. Kısa bir süre sonra da Murad Hüdavendigâr’a karşılık olarak katledildi. Bayezid’e biat işi tamamlandıktan sonra da, Yakub Bey’e “Baban seni çağırıyor.” diye adam gönderilerek, otağa davet olundu ve burada, saltanat iddiası ile isyan eder endişesi ile boğduruldu.

Öte yandan, şehid olan Murad Hüdavendigâr’ın iç organları çıkarılarak şehid düştüğü yere gömüldü. Daha sonra da oğlu Yakub Bey’in cesedi ile birlikte Bursa’ya götürülerek, Çekirge’deki türbelerine defnedildiler. Diğer taraftan şehid düştüğü yere “Meşhed-i Hüdavendigâr” adı verilen bir türbe yaptırıldı. Çeşitli Osmanlı padişahları tarafından tamir ve ilavelerle genişletildi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Anayasa Kartları Soru Cevap