Mustafa Kemal’in Kişiliği

19 Mart 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Mustafa Kemal’in Kişiliği

İngiltere Başbakanı Lloyd George (Loyd Corç) İngiltere Parlamentosu’nda onu şöyle anlatmıştır: “Arkadaşlar! İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki, dünyanın beklediği son dahi, bir anda Türkiye’de ortaya çıktı. Hem de bize karşı… Bütün dünyaya karşı… Elden ne gelebilirdi?”
Atatürk’ün kişilik karakterinin oluşmasında doğuştan gelen yetenekleri ile eğitimle kazandığı alışkanlıklarının sentezi hakimdir.

Vatanseverliği :

Vatan savunmasını her şeyden önemli gören Atatürk’e Kurtuluş Savaşı’nı kazandıran da bu eşsiz vatan sevgisi ve milletine olan büyük güveni olmuştur.
“Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri, düşmanların mel’un ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir” sözleri ve inancı, Milli Mücadele’de kendisine ve milletine rehber olan onu başarıya ulaştıran temel düşünce olmuştur. Vatanı için her türlü zorluğa katlanan Atatürk, hayatının en zor günlerinde kendisini eritip bitiren hastalığıyla mücadele ederken bile vatanını ihmal etmemiş, Hatay’ın Türkiye’ye katılması için gayretlerini sürdürmüştür.
Vatanı ve milleti için yaptığı hizmetleri asla yeterli görmeyen bir ruh yüceliğine sahip olan Atatürk, hayatı boyunca yurdunu, dünyanın en gelişmiş ve en çağdaş memleketleri düzeyine çıkarmak için mücadele etmiştir. “Bu vatan çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır. ” sözleriyle vatana olan sevgisini açıkça ortaya koymuştur.

İdealistliği :

Akılcı ve gerçekçi olan Atatürk’ün, ideallerini oluşturan düşünceler de hayal ürünü değildir, gerçekleşmeleri mümkün ideallerdir. Atatürk’ün idealistliği yanında vatan hizmetinde eşsiz bir gerçekçiliği de vardır. “Biz ilhamlarımızı gökten ve gayptan değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de, milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız sonuçlardır” sözleri ile gerçekçiliğini açıkça ortaya koymuştur.

Hakikati Arama Gücü :

Daima gerçeği arayan ve gerçeği her zaman ifade edebilen bir kişi olan Atatürk, başarıya ulaşabilmek için mutlaka dahi olmak gerekmediğini şu sözleriyle belirtmiştir: “Ben askeri deha filan bilmiyorum. Herhangi bir zorluk önünde kaldığım zaman benim yaptığım iş şudur: Vaziyeti iyice tespit etmek, sonra bu vaziyet karşısında alınacak tedbirin ne olduğuna karar vermek.”

İleri Görüşlülüğü :

İleri görüşlülük Atatürk’ün en önemli özelliklerinden biridir. Onun büyük bir devlet adamı olma yönünü oluşturan özelliklerinden birisi de bu yönüdür. Tarih bilgisinin siyasette önemli bir yeri olduğuna inanan Atatürk, çok okur ve okuduklarından gerekli dersleri çıkarırdı. Bugünü anlayabilmek ve yarını tahmin edebilmek için dünü bilmek gerektiğine inanan Atatürk, tarih bilgisinin ve dehasının verdiği kavrama ve doğru karar verme gücü sonucunda başarıya ulaşmıştır.
Türk milletinin felaket uçurumuna yuvarlanışını uzak görüşü ile çok önceden sezen ve değerlendiren Atatürk “Yolunda yürüyen bir yolcunun, ufku görmesi kafi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi lazımdır” sözüyle geleceğe bakış açısını ortaya koymuştur.
Çanakkale Savaşları sırasında düşmanın amacını ve asıl çıkarma bölgelerini, harekatın başlamasından önce teşhis etmesi ve gerekli tedbirleri teklif etmesi de onun ileri görüşlülüğünü ortaya koymuştur.
Ancak bu tekliflerinin, üst komutanlık tarafından dikkate alınmaması, savaşın uzamasına ve çok sayıda insanın ölümüne sebep olmuştur.

Mantıklılığı :

Keskin bir mantık ve zeka gücüne sahip olan Atatürk bütün hayatı boyunca “akıl ve mantık”a büyük değer vermiştir. “Akıl ve mantığın halletmeyeceği mesele yoktur” görüşüne sahip olan Atatürk’ün kişiliğine üstünlük kazandıran ve onu evrensel devlet adamı yapan yönü akıl ve mantık kurallarına sıkı sıkıya uymasıdır. Atatürk ülke meselelerinde mantık ve şuurla hareket etmek kudretine sahipti. “Bizim akıl, mantık ve zeka ile hareket etmek, en belirgin özelliğimizdir” sözü onun hayat felsefesini özetlemektedir.
Atatürk, matematik dersine okul sıralarında büyük önem vermiş ve bu alandaki başarısı ile öğretmenlerinin takdirini kazanmıştı. Akıl, mantık ve zekayı çalıştırdığı için matematik; insanı şuurlu yapar, şuur ise ileriye ve yeniliğe götürür. Akıl, mantık ve şuurla hareket etmek en büyük özelliği olan Atatürk, hayatında mantıksızlığa ve şuursuzluğa hiçbir zaman yer vermemiştir.
O devlet yönetiminde hiçbir zaman hayalciliğe ve maceraya yer vermemiştir. Yapabilecekleri üzerinde durmuş ve onları gerçekleştirmeye çalışmıştır. “Milleti, aklımızın ermediği, yapmak kudret ve kabiliyetini kendimizde görmediğimiz hususlar hakkında kandırarak geçici teveccühler elde etmeye tenezzül etmeyiz. Millete, adi politikacılar gibi yalancı vaatlerde bulunmaktan nefret ederiz.”
“Yapmak iktidarında olmadığımız işleri, uyuşturucu, oyalayıcı sözlerle yaparız diyerek millete karşı gündelik siyaset takip etmek prensibimiz değildir.”
“Milletimizi şimdiye kadar söylediğim sözlerle ve harekatımla aldatmamış olmakla müftehirim. Yapacağım, yapacağız, yapabiliriz dediğim zaman onları, filhakika yapılabileceğime kani idim” sözleriyle yöneticiliğinin niteliklerini özetlemiştir. Atatürk milleti yönetirken, dürüst bir siyaset takip etmiş yapılabilecek işleri uygulamaya koyma esasına daima bağlı kalmıştır. “Benim her emrim yapılır; çünkü, benden yapılmayacak emirler çıkmaz” diyen Atatürk, uygulanmayan kararlar vermediği için her zaman inkılap hareketlerini gerçekleştirme imkanı bulmuştur.

Gurura Ve Ümitsizliğe Yer Vermemesi :

Hayatında karşılaştığı güçlüklerle hep mücadele eden Atatürk, hiçbir zaman umutsuzluğa düşmemiştir.
Bununla birlikte başarıları karşısında gurura da kapılmamıştır. O her zaman şu sözlerini prensip olarak kabul etmiştir: “Muvaffakiyetlerde gururu yenmek, felaketlerde ümitsizliğe mukavemet etmek lazımdır.” “Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta iki şey vardır: Galip olmak, mağlup olmak.” “Hayat, bir ilerleme ve dinamizm kaynağıdır. İnsan ona kendini uydurmak mecburiyetindedir.” “Hayat demek mücadele, çarpışma demektir. Hayatta muvaffakiyet, mutlaka mücadelede muvaffakiyetle mümkündür. Bu da, manen ve maddeden kuvvete, kudrete dayanır bir niteliktir. ”
Atatürk, Sakarya Meydan Savaşı öncesinde Yunanlılar karşısında, Türk ordusunu, Sakarya Irmağı’nın doğusuna çekme gereğini duymuştu. Bu durum Meclis’te bunalıma sebep olmuştu. Atatürk’e “Yunanlılar savunmamızı yararlarsa ne yaparız?” sorusu sorulunca, şu cevabı ile milletvekillerini yatıştırdı: “Böyle bir şey olursa onları Çankırı ormanlarına çeker, gerilla taktiği ile yok ederim.” Meclis kendisine umut veren ve zafer vadeden Atatürk’ü başkumandan seçmiş ve ona büyük yetkiler vermiştir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Osmanlılar Döneminde Çıkarılan Gazeteler