Akkadların Mezopotamya’ya Göçü

11 Temmuz 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Yazılı sürecin başlamasıyla birlikte Güney Mezopotamya’da Sümerlerin adları ön plana çıkmıştı. Akkadlar Sümer ülkesine göç ederek gelen ve uzun yıllar boyunca kentlere yerleşerek buradaki yaşam biçimini benimseyen Sami kökenli en eski topluluktur. Güney Mezopotamya’da farklı etnik kökenden gelen yeni bir grubun siyasal olarak öne çıkması uzun bir sürecin ürünü olmalıdır. Akkad göçü MÖ üçüncü binyıl boyunca yavaş yavaş yaşanmıştır. Gelenler buradaki uygarlığın tarihsel seyrinde bir kesintiye yol açmamış; tersine Akkadlar, egemen bir güç haline gelinceye kadar Sümer kent kültürünü özümsemiş ve kendi katkılarıyla birlikte bu kültürün sonraki toplumlara aktarılmasında önemli rol oynamışlardır. Bunun anahtarı kent yaşamının devam etmesinde, oluşturulan kurumların gelişerek varlığını korumasında aranmalıdır. Akkadların siyasal olarak egemen güç haline gelmesinden sonra günlük yaşamda Akkadca konuşulmakla birlikte, resmi devlet işleri ve dini ayinlerde Sümerce kullanılmaya devam etmiştir. Sümer ülkesindeki köklü kurumlar varlığını korumuş, geleneksel kültür kesintiye uğramamıştır. Okuma yazmanın öğretildiği dini okullar bunların başında gelir. Mezopotamya’da Sümerler döneminde oluşan kültürün binlerce yıl sonra bile toplumları etkilemeye devam etmesi, köklü kurumların kent yaşamıyla birlikte devam etmesi ise mümkün olmuştur.
sümerlerde akkadların mezopotamyaya girişi

Akkad adının nereden geldiği bilinmemektedir. Bu adın kral Sargon’un başkenti Akkad/Agade adından gelmiş olabileceği önerilmektedir. Akkadların anavatanı ve Mezopotamya’ya göçlerinin başlangıcı konusunda da yeterince bilgi yoktur. Göçlerinin yüzyıllarca sürdüğü anlaşılmaktadır. Sümer ülkesine Suriye’den Fırat Nehri’ni izleyerek gelmişlerdir. Göçler yalnızca güneye doğru olmamış, Kuzey Mezopotamya da bu yeni gelen gruplarca vatan olarak benimsenmiştir. Akkad kökenli toplumlar, Fırat üzerindeki Mari kentinde olduğu gibi kuzeyde Dicle nehri kıyısındaki Assur kentinde de kısa zamanda nüfusun çoğunluğunu oluşturmuşlardır. MÖ üçüncü binyılın sonlarında Basra körfezi ile Nippur arasındaki alan Sümer olarak adlandırılmaya devam ederken kuzeyi Akkad olarak adlandırılmaktadır. Sümer adının yerini MÖ ikinci binyıldan itibaren öne çıkan Babil alacaktır.Akkadların başkenti Agade’nin Babil veya Kiş kenti yakınlarında olduğu varsayılmaktadır. Ancak günümüze kadar bu kentin yeri kesin olarak keşfedilememiştir. Agade kentinin nehirlerin taşıdığı kumullar altında olduğu anlaşılmaktadır.

Akkad İmparatorluğu’nun kurucusu kral Sargon’dur. Onu izleyen ve yaklaşık iki yüzyıl devam eden egemenlik boyunca iktidara geçen kralların birçoğunun yalnızca adları bilinmektedir. İktidarda kalış süreleri de aşağı yukarı tahmin edilerek hesaplanmaktadır. Akkad kralları hakkındaki bilgilerin çoğu, ikinci binyılın başlarına aittir. Nippur’da tanrı Enlil için inşa edilmiş en önemli Sümer tapınağına armağan olarak sunulmuş heykel ve kabartmalarda bulunan yazıtlar, mühürler, ülkenin değişik yerlerine yapılmış seferlerin anısına dikilmiş steller Akkad kralları hakkında bilgi verir. Ayrıca MÖ sekizinci yüzyılda Assur yazıtlarında ve Hellenistik dönemde Antik kayıtlarda karşımıza çıkan krallığın kurucusu Sargon ve torunu Na-ram-Sin’e ait mitolojik öyküler, bu krallığın Mezopotamya toplumunda bıraktığı derin izleri göstermesi bakımından önemlidir.
Akkad orduları iki yüzyıla yakın bir süre boyunca Orta Anadolu’dan İran’a, Toroslardan Basra Körfezi’ne kadar neredeyse bilinen dünyanın bütün sınırlarına ulaşmışlardır. Ancak Akkadların bu kadar geniş alanda sürekli denetim kurduklarını düşünmek mümkün değildir. Bu seferler daha çok ganimet elde etmeye ve haraç almaya yönelikti.
akkad sülalesi

  • Kent kültürü:
  • Uygarlaşma sürecinin ilk önemli adımı Neolitik çağda atılmış, tarım ve yerleşik köylü yaşamı başlamıştı. İkinci önemli adm MÖ dördüncü binyılda, kentleşme, sanat, gelişmiş mimari, teknoloji, yaygn ticaret ve kayıt sistemi gibi yeniliklerle birlikte oluşmuştur. Bütün bu birikimi tanımlayan kent kültürünün sonraki nesillere aktarılabilmesi, kazanımların kaybedilmeden daha ileri götürülebilmesi bakımından önemli olmuştur.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Soru Cevap