T.B.M.M’nin Açılışından Sonra Çıkan İç İsyanlar

20 Ocak 2014 tarihinde tarafından eklendi.

T.B.M.M.’NİN AÇILIŞINDA SONRAKİ SİYASİ VE ASKERİ GELİŞMELER

İÇ İSYANLAR VE ÜLKEDE ASAYİŞİN SAĞLANMASI

İstanbul’un işgali ve Meclis-i Mebusanın kapatılmasından sonra, bütün ülke genelinde olduğu gibi İstanbul’dan da Ankara’ya önemli bir teveccüh vardı. Bir çok mebus, idareci ve asker Ankara’ya gelerek yeni bir askerî ve idarî kadro oluşturuyordu. Nihayet bu birikimin ilk ve en önemli semeresi, Ankara’da B.M.M.’nin açılması şeklinde tezahür etmiştir.

Bütün bu olumlu gelişmeler İstanbul’daki Damat Ferit hükümetini ve kendi nam-ı hesaplarına ülkemiz üzerinde bazı projeler tasarlamış olan İtilaf Devletleri’ni oldukça rahatsız etmeye başlamıştı. Bu güç odakları, gün geçtikçe kendilerini daha da zor durumda bırakacağını anladıkları Anadolu’daki gelişmelere engel olmak için ülke bütünlüğünü tehlikeye düşüren askeri, siyasi ve sosyal yönlerden büyük zararlar meydana getiren çeşitli isyanların çıkmasında etkili olmuşlardır.

Ayaklanmaların çıkış sebeplerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Ankara’daki gelişmeler sonucunda Anadolu’daki kontrolün tamamen elinden gittiğini gören İstanbul Hükümeti’nin beyan ve teşvikleri sonucu çıkan olaylar.
  2. Anadolu’daki milli hareketin başarılı olması halinde, Türkiye ve Türk Milleti üzerine hazırladıkları projelerinin bir işe yaramayacağını anlayan İngilizlerin ve diğer İtilaf Devletleri’nin kışkırtmaları sonunda çıkan olaylar.
  3. Devlet otoritesinin boşluğundan yararlanarak etrafına topladığı adamlarla eşkıyalık yapanların çıkardıkları olaylar.
  4. Ülke bütünlüğünü parçalayarak yeni siyasi teşekküller kurmak amacıyla çıkan isyanlar.
  5. Başlangıçta Kuvayı Milliyeci iken şahsi hesaplar yüzünden T.B.M.M.’ye karşı olan kişilerin çıkardıkları karışıklıklar.

1919 yılı sonlarına doğru başlayan ve 1920 yılı sonlarına kadar devam eden, hatta zaman zaman 1921 yılının ilk aylarında da görülen iç ayaklanmaların hemen hepsinde İstanbul Hükümeti’nin teşvik ve beyanlarının etkisini görmek mümkündür. İstanbul Hükümeti bu istikametteki tavrını çok açık bir biçimde ortaya koymuştu. Nitekim bir yandan Kuvayi Milliye Harekete’nin Halife Sultana karşı bir isyan olduğunu, dolayısıyla halkın Kuvayı Milliye’ye katılmamaları ve onlara hadlerini bildirmeleri yolundaki Şeyhülislam Dürrîzâde Abdullah Efendi’nin fetvası İngiliz uçaklarıyla tüm Anadolu halkına ulaştırılmaya çalışıldı. Aynı zamanda Millî Kuvvetlere karşı Kuvayı İnzibatiye adıyla bir askeri birlik kurulup, Kuvayı Milliye üzerine saldırtıldı.

Meclisin açılmasından sonra Ankara’daki yeni idareye karşı, Yozgat ve yöresinde Çapanoğulları ayaklanması çıktı. 14 Haziran’dan itibaren başlayan ayaklanma, üzerine gönderilen Ethem Bey müfrezesi tarafından 1920 Haziranı’nın sonunda etkisiz hale getirildi.

Daha meclis açılmadan Kuvayi Milliye’yi meşgul eden olaylardan biri Mardin ve civarında yaşanmıştı. Ali Batı adlı bir aşiret reisinin öncülüğünde başlayan olayda İngiliz desteği ve kürtçülük kışkırtmasının etkisi görülüyordu. Ancak Mayıs 1919’da başlayan ayaklanmaya halk teveccüh göstermeyince, olay bölgedeki askeri birlikler tarafından Ağustos 1919’da tamamen etkisiz hale getirildi.

Konya’nın Bozkır ilçesinde, Konya Valisi Cemal Bey’in olumsuz davranışlarından dolayı bir ayaklanma çıktı. Eşraftan oluşan bir heyet ilçeye giderek asileri hareketlerinden vazgeçirmişti (4 Ekim 1919). Bir süre sonra Bozkır’da ikinci bir teşebbüs daha gerçekleşti ise de bu olay millî kuvvetler tarafından tamamen etkisiz hale getirildi (20 Kasım 1919).

Ahmet Anzavur’un daha meclis açılmadan önce Millî kuvvetlere karşı, Balıkesir ve yöresinde biri 25 Ekim-30 Kasım 1919’da diğeri 16 Şubat-19 Nisan 1920’de olmak üzere iki harekatı vardır. Anzavur’un bu her iki harekatı da Çerkez Ethem Kuvvetleri ve diğer millî kuvvetler tarafından tamamen etkisiz hale getirilmiştir. Kuvayi İnzibatiye olayıyla Millî kuvvetler üzerine yeniden yürüyen Anzavur, bu son harekatında da Mayıs 1920 sonlarında başarısızlığa uğramıştır. Bu son olay Millî Mücadele tarihimizde Düzce, Adapazarı olayları diye geçer.

11 Nisan 1920’de Urfa’dan çıkarılan Fransızlar, Haziran ayında şehre girmek için yeni bir hazırlık peşindeydiler. İşlerini kolaylaştırmak için kendilerine yandaş arıyorlardı. Bölgede yaşayan Milli Aşireti Fransızlar’ın tahriki ile isyan edip, Siverek’e doğru harekete geçmek suretiyle Fransızlar’ı yalnız bırakmadılar. Ancak Millî Kuvvetler’in sıkı takibi sonunda 19 Haziran’da Fransızlar’ın bölgesine kaçtılar.

Bir müddet Fransız işgal bölgesinde kalan isyancılar, onlardan sağladıkları destekle tekrar harekete geçerek, 26 Ağustos’ta Viranşehir’i işgal ettiler. Fakat halktan destek bulamayan asiller Millî Kuvvetler tarafından tamamen etkisiz hale getirildiler.

Bahtiyar Aşiretinin reislerinden Cemil Çeto adlı şahısta Muş ve çevresinde bir harekat başlattı. Kürtçülük propagandasının etkisiyle başlayan hareket, 12. Kolordu birlikleri tarafından dağıtıldı. Cemil Çeto 7 Haziran 1920’de teslim oldu.

1920 yılının sonlarından itibaren hazırlıkları yapılan, Orta ve Doğu Anadolu’nun bir kısmını etkileyen Koçkiri aşiretinin isyanı da 1921 Martında başladı. Millî Kuvvetleri Haziran sonlarına kadar bir hayli meşgul eden bu kürtçülük tandanslı hareket de millî kuvvetler tarafından tamamen etkisiz hale getirildi.

Pontusçu Rumların daha önce bahsedilen zararlı faaliyetlerinin bir uzantısı olarak, 1920 yılı sonlarına doğru Karadeniz Bölgesi’nin bazı yörelerinde Rumlar’ın ayaklandığı görüldü. Bu tarihlerde Pontu çetecilerinin sayısı 25.000’e ulaşmış, Türklere karşı katliamlara başlamışlardı. Bunun üzerine bir takım idari ve askeri tedbirler alındı. Önce Karadeniz kıyısında yaşayan Rumlar iç kısımlara nakledildi. Birer ihanet merkezi haline gelen Samsun ve Trabzon Metropolitlikleri kontrol altına alındı. Merzifon Amerikan Koleji’nin öğretmenleri görevlerinden uzaklaştırıldılar. Aynı zamanda merkez ordusuna bağlı kuvvetler de isyancı Rum köylerini tarayarak direniş merkezlerini dağıttı. Çetecilerin bir kısmı öldürülürken, bir kısmı da teslim oldu. Çeteler dışındaki Rumlar da 1923 başlarında Yunanistan’a gönderilerek Rum meselesi halledildi.

Ayaklanmalar içinde en çarpıcı olanı şüphesiz Çerkez Ethem olayıdır. Ethem Bey, Anadolu’da çıkan ayaklanmaların bastırılmasında çok başarılı olmuştu. Aynı zamanda kendine bağlı kuvvetlerle Batı Cephesinde Yunan taarruzuna karşı da büyük hizmetlerde bulunmuştu. Fakat B.M.M. açıldıktan ve Millî Mücadele’nin sevk ve idaresini ele aldıktan sonra, Yunan kuvvetlerini kesin olarak durdurabilmek için düzenli ordu oluşturma zorunluluğunu gündeme geldi. 1920 yılının sonuna doğru bu konuda uygulamaların başlamasını müteakip, en ciddi problemi Ethem Bey oluşturdu. Düzenli ordu saflarına katılmayı bir türlü kabul etmeyen Ethem ve kuvvetleriyle düzenli birlikler arasında çatışma zorunlu hale gelmişti. Yunan taarruzunun devam ettiği günlerde yaşanan böyle bir olay son derece üzücü olmuştu ama başka da çare bulunamamıştı. Nihayet Çerkez Ethem’in birlikleri dağılmış, büyük bir kısmı da düzenli ordu saflarına geçmiş, Ethem Bey ise yakınlarıyla birlikte 1921 yılı başlarında Gediz civarındaki Yunan hattına geçmişti. Bu olay, Millî Mücadele tarihimizin üzücü olaylarından biri olarak tarihe geçmiştir.

Milli Mücadele başladığı sırada faydalı hizmetlerde bulunan Demirci Mehmet Efe de Çerkez Ethem gibi birliklerini düzenli ordu saflarına sokmak istememişti. Ancak üzerine gönderilen kuvvetlere direnmeyerek, etkisiz hale getirilmiş, teslim olarak çetecilikten vazgeçmiş ve kendisine gösterilen köyde oturmayı kabul etmiştir.

Sonuç olarak Ayaklanmalar:

1. Millî kuvvetleri yaklaşık olarak bir yılı aşkın bir süre gereksiz yere meşgul ederek ve hırpalayarak, Millî Mücadelenin gecikmesine sebep oldular.

2. Eldeki mevcut askerî imkanların bir kısmının gereksiz bir biçimde tüketilmesine neden oldular.

3. B.M.M.’ni zor durumda bırakma çabaları başarıya ulaşamadı.

Böylece hepsi etkisiz hale getirilerek, birlik ve beraberlik sağlanmış, İstiklâl Savaşı’nın önündeki engeller büyük ölçüde kaldırılmıştır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Vatandaşlık Şifreleri