Türk Dili Alanında Yapılan Çalışmalar

27 Ocak 2014 tarihinde tarafından eklendi.

Türk Dili Alanında Yapılan Çalışmalar

Dil; insanlar arasındaki iletişimin kurulmasını ve sosyal ve edebi hayatın oluşmasını sağlayan en önemli araçtır. Ayrıca, bir milletin sahip olduğu bütün maddî ve manevî değerlerin sonraki nesillere aktarılmasını sağlamak gibi bir fonksiyon icra eder ki, bu anlamda, millet hayatındaki yeri ve önemini gözardı etmek mümkün değildir.

Dil, yer ve olayların etkisinde kalarak zaman içerisinde büyük değişikliklere uğrayan ve aynı zamanda yaşayan bir varlıktır. Milletlerin uzun hayatlarında çeşitli zamanlarda değişikliklere uğradığı görülen bir vakıadır.

Türk Dili’nin de tarih boyunca büyük değişiklikler geçirdiğini söylemek mümkündür. Bu anlamda, Osmanlılar zamanında Türkçe, Arapça ve Farsça kelimelerin karışımından meydana gelmiş, Osmanlıca denilen bir dilin ortaya çıktığını görmekteyiz. Devlet hayatında ve yazışmalarda kullanılan ve halkın itibar etmediği bu dilin yanında, günlük hayatta halk dilinin de kullanılması iki ayrı dil ortaya çıkarmıştı. Osmanlı Devleti’nin son devirlerinde oldukça dikkati çeken bu çarpıklık, Tanzimat devrinden itibaren dil konusunda yeni arayışlara gidilmesine ve bu konuda araştırmalar yapılmasına sebep olmuştu. Bu arayış, 20. yy başlarına gelindiğinde ise, Türkçe’nin yabancı kelimelerden arındırılması ve sadeleştirilmesi şeklini almıştı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, her alanda gerçekleştirilen inkılâplar göz önünde bulundurulduğunda, dil konusunda da bir inkılâbın yapılacağına şüphe yoktu. Nitekim, Harf İnkılâbı’nın da olumlu sonuçları görüldükten sonra, Mustafa Kemal, 1932 yılında yaptığı bir konuşmada, “Türk dilinin kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğe kavuşması için bütün devlet teşkilâtımızın dikkatli olmasını isteriz.” diyerek, adeta bu konuda yapılacak çalışmaları haber veriyordu.

Bu çerçevede, Mustafa Kemal’in direktifleriyle daha önceden başlatılmış olan çalışmalar çok geçmeden meyvesini verdi ve Türkçe’nin dil bilgisi, cümle bilgisi, sözcük, terim ve etimolojisini inceleyerek geliştirilmesini sağlamak maksadıyla, 12 Temmuz 1932 tarihinde, Türk Dili Tetkik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) kuruldu.

Bu kurumun kurulmasıyla, Türk diline ait yukarıda sözü edilen hususlarda yapılan çalışmaların yanında, halk dilinde yaşayan bazı kelimelerin de dilimize tekrar kazandırılması suretiyle, konuşma dili ile yazı dili arasındaki fark ortadan kaldırıldı. Böylelikle, zaman içerisinde büyük bir dil inkılâbı gerçekleştirilmiş oldu. Türklük şuurunu geliştirmeyi amaçlayan bu dil inkılâbı, Türk İnkılâbı’nın temel prensiplerine de uygun olarak, dilde millileştirme ve bu akıma güç kazandırma inkılâbıdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında, eğitim – kültür alanında gerçekleştirilen bu inkılâpların yanında, Mustafa Kemal’in, “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir.” sözünde ifadesini bulan anlayışa uygun olarak, resim, müzik, tiyatro ve heykel gibi güzel sanat dallarında da çalışmalar başlatılmış ve bu çalışmalara bağlı olarak, bu sahalarda da önemli gelişmeler sağlanmıştır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
Çağdaş Dünya Tarihi Soru Cevap