Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Açılması ve Çalışmaları

19 Ocak 2014 tarihinde tarafından eklendi.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’NİN AÇILMASI VE ÇALIŞMALARI

MECLİSİN AÇILMASI VE FAALİYETLERİ

Açılış Hazırlıkları

Mustafa Kemal Paşa’nın Mebusan Meclisi’nin açılışının ilk günlerinden itibaren beklediği tehlike, İstanbul’da 16 Mart 1920’de gerçekleşmişti. Önceden görüştüğü herkese, böyle bir durumun her an söz konusu olduğunu, dolayısıyla Meclis’in İstanbul yerine, Anadolu’nun daha emniyetli bir şehrinde toplanması gerektiğini hep anlatmaya çalışmıştı. Ama bunu kimseye kabul ettirememişti. Gelişmeler O’nun düşüncelerinin ne kadar isabetli olduğu gösterdi. Bundan sonra İstanbul’da, yeni bir girişim için artık hiç bir ümit kalmamıştı. Meclisin çalışamaz hale gelmesiyle birlikte millet iradesinin tecelli etme imkanı otadan kalkmış oluyordu. Kendi isteklerine evet demeyecek bir meclis için İtilaf Devletleri’nin düşüncesi böyle bir merciin olmaması istikametindeydi. Zaten İstanbul’da iş başına yeniden kendilerine yakın olduğunu bildikleri Damat Ferit hükümeti gelmişti. Onlar için artık her şey yoluna girmiş gözüküyordu. Barış antlaşması metnini ortaya koyup İstanbul Hükümeti’ne imzalattıklarında herşey tamam olacaktı. Bir aksilik çıkacak olursa Yunan kuvvetleri hazır bekliyordu. Ayrıca Mustafa Kemal’den kaynaklanacak bir problem karşısında, İstanbul Hükümeti de İngilizler’in desteği ile, Ahmet Anzavur’un komutasında Kuvayi İnzibatiye adlı bir kuvvet hazırlamıştı.

Ancak, daha Anadolu’ya geçtiği ilk günlerden itibaren, Milli Kurtuluş hareketini Türk Milleti’ne maletmeyi bir parola haline getiren M. Kemal de boş durmuyordu. O aslında İstanbul’dan çoktan ümidini kesmişti. Kafasında da gençlik yıllarından itibaren milli egemenliğe dayalı bir devlet projesi vardı. Oysa asırların verdiği alışkanlıkla halkın büyük bir kesimi işgal olayı gerçekleşene kadar İstanbul’dan ümidini kesmemişti. Ama 16 Mart 1920 tarihli İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından işgali olayından sonra artık Mustafa Kemal, kafasında tasarladığı projeyi uygulama zamanın geldiğine karar verdi.

Bunun ilk adımı olarak işe, 19 Mart 1920’de Mülki ve askeri erkana bir genelge gönderip durumu açıklamakla başladı. O, genelgesinde şöyle diyordu: İstanbul Meclis-i Mebusanı’na ve hükümet merkezine başta İngilizler olduğu halde İtilaf güçleri tarafından resmen ve zorla el konmuştur. Kanun-ı Esasi’nin koruyuculuğunda bulunması gereken yasama ve yürütme gücü bugün mevcut değildir. Bir kurucu meclis (Meclis-i Müessisan) oluşturmak zorunludur. Hilâfet Makamının ve Saltanatın dokunulmazlığını ve bağımsızlığını, İstanbul’un kurtulmasını sağlayacak Milli Mücadele’nin, Kurucu Meclis’in kontrolü altında olması gerekir. Meclis’in 15 gün içinde çoğunluğu teşkil edecek şekilde toplanması kararlaştırılmıştır. Kurucu Meclis Ankara’da toplanacaktır, her livadan beş kişi seçilecektir, seçilecek üyeler medeni cesarete, fikri yeteneğe, dini ve millî hasletleri hâiz olacak, yirmibeş yaşından küçük ve kötü şöhretli olmayacak, her cemiyet, fırka ya da zümre meclis üyeliği için aday gösterebileceği gibi, her ferd kendiliğinden bu kutsal mücadeleye aday olabilecek, seçim gizli oyla ve mutlak çoğunlukla icra edilecek, seçimler gizli oyla ve çoğunlukla yapılacak, oyları kurulun kedi içinden seçeceği iki kişi kurul önünde sayacaklardır. Seçim sonunda bütün meclis üyeleri için üçer nüsha mazbata tanzim olunacak, bunlardan biri seçim mahallinde kalacak, biri üyeye verilecek, biri de meclise gönderilecek, üyelerin alacakları tahsisat (maaş) bilâhere meclisçe belirlenecektir.

Bu genelgenin yayımından sonra süratle meclis toplanması için hazırlıklar başlatıldı. Bir yandan seçimler yapılıyor, diğer yandan bazı bölgelerde ciddi güçlüklerle karşılaşılıyordu. Ancak inanç ve azim bu güçlüklerin üstesinden gelmeyi başardı. Belirlenen süre içinde işin büyük kısmı halledilmiş ve seçilen üyeler Ankara’ya ulaşmaya başlamıştı.

19 Mart’ta yayımlanan seçim tüzüğünün ardından, Nisan ayının ortalarına doğru Ankara’ya, diğer illerden seçilenlerle İstanbul’dan ayrılabilen üyelerin bir kısmı gelmeye başlamıştı. Mustafa Kemal 21 Nisan’da Kolordulara, 61. Fırka Komutanlığı’na, tüm vilayetlere, müstakil livalara, Müdafaa-i Hukuk merkez heyetlerine ve belediye başkanlıklarına Meclis’in 23 Nisan 1920 Cuma günü açılacağını bildiren bir telgraf daha göndermişti. Nihayet kararlaştırılan gün geldiğinde Ankara’ya ulaşabilen meclis üyeleri, halkla birlikte Hacı Bayram Camii’nde Cuma Namazı’nı kıldıktan sonra, ilk meclis binası olarak hizmet verecek olan Ulus’taki eski Meclis binasının önüne geldiler. Burada okunan dualar ve kesilen kurbanlardan sonra, o güne kadar Ankara’ya ulaşabilen 78 üyenin katılımıyla Büyük Millet Meclisi resmen açıldı.

Meclisin Çalışmaları

Büyük Millet Meclisi en yaşlı üye olan Sinop milletvekili Şerif Bey’in başkanlığında açılış konuşmasıyla çalışmalarına başladı. Şerif Bey’in ardından söz alan söz alan Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in olağanüstü yetkiyle görev yapacağını belirtmiş, bu görüş meclis üyelerince de onaylanmıştır. Daha sonra tutanakların incelenmesi için komisyonlar kurularak ilk günkü çalışmalar tamamlanmıştır.

24 Nisan günü saat 10’da toplanan B.M.M.’nde Milletvekili tutanaklarını inceleyen komisyonun raporu okunduktan sonra ilk sözü Mustafa Kemal Paşa aldı. Bu konuşmasında O, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından B.M.M.’nin açılışına kadar geçen zaman içinde yaşanan olayları özetledi ve aynı gün meclis başkanı seçildi.

Meclis Başkanı seçildikten sonra, meclise bir önerge verdi ve bu önerge milletvekillerince kabul edildi. Önergede yer alan hususlar şunlardı:

a) Hükümet kurmak zaruridir.

b) Geçici olarak hükümet başkanı tanımak veya ona padişah vekili demek doğru değildir.

c) Mecliste toplanan milli iradeyi, fiiliyatta da milletin mukadderatına hakim kılmak esastır.

d) Meclisin üstünde başka bir beşeri güç yoktur.

e) Meclis, yasama ve yürütme yetkilerini nefsinde toplamıştır.

f) Meclisten seçilecek vekiller heyeti hükümet işlerini yürütür, Meclis başkanı Vekiller Heyetinin de başkanıdır.

Ayrıca önergeye şu not ilave edilmiştir: Padişah ve Halife, baskılardan kurtulduktan sonra Meclis’in yapacağı kanuna göre durumunu yeniden alır.

29 Nisan 1920 tarihli oturumunda Meclis, kendisine karşı çıkan, daha da çıkması kuvvetle muhtemel olan olayları etkisiz hale getirmek maksadıyla Hıyanet-i Vataniye Kanunu‘nu kabul etmiştir. Hıyanet-i Vataniye Kanunu’yla birlikte İstiklâl Mahkemeleri de kurulmuştur.

30   Nisan’da ise Avrupa Devletleri dışişleri bakanlıklarına, Ankara’da T.B.M.M.’nin kuruluşunu bildiren birer muhtıra gönderilmiş, Türk Milleti adına artık Türkiye’de tek meşru söz sahibi merciin T.B.M.M. olduğu belirtildikten sonra, O’nun onayının olmadığı hiç bir belgenin hukuki meşruiyetinin olamayacağı ihtar edilmiştir.

Daha sonra Meclis, Mustafa Kemal’in önergesi doğrultusunda 2 Mayıs 1920’de hükümet kurulmasına dair yasa kabul edilmiş ve 11 kişiden müteşekkil Vükelâ Heyeti (Bakanlar Kurulunu) 3 Mayıs’ta, Meclis üyeleri arasından seçilmiştir. Önerge gereği Vekiller Heyeti’nin başkanı, Meclis Başkanı yani Mustafa Kemal’di. Diğer üyeler ve bakacağı işler ise şöyle sıralanmıştı:

Seriye Vekili-Mustafa Fehmi Efendi-Bursa

–  Hariciye Vekili-Bekir Sami Bey-Tokat

–  Maliye Vekili-Hakkı Behiç Bey-Denizli

–  Nafıa (bayındırlık) Vekili- İsmail Fazıl Paşa-Yozgat

–  İktisat Vekili-Yusuf Kemal Bey-Kastamonu

–  Adliye Vekili-Celâleddin Arif Bey-Erzurum

–  Dahiliye Vekili-Cami Bey-Aydın

–  Maarif Vekili-Dr. Rıza Nur Bey-Sinop

–  Sıhhat ve İçtima-i Muâvenât Vekili-Dr. Adnan Bey-İstanbul

  Erkan-ı Harbiye Umumiye Vekili-İsmet Bey-Edirne

Büyük Millet Meclisi’nin bu ilk hükümeti izleyeceği politikayı belirlemek üzere bir hükümet programı hazırlamış, 9 Mayıs 1920’de B.M.M.’nin onayına sunmuştur.

Açılışından itibaren ilk günlerinde B.M.M., daha ziyade kendi meşruiyetini tesis edecek kararlar almıştır. Özellikle açılışından hemen sonra kabul edilen Mustafa Kemal Paşa’nın önergesi, çıkarılan Hıyanet-i Vataniye Kanunu ve yabancı ülkelere gönderilen muhtıralar meşruiyeti temin amacına yönelik kararlardır. Bu uygulamalarla, 20 Ocak 1921 tarihinde yeni bir anayasanın kabulüne kadar, Mecliste kabul edilen bu önergenin ne kadar yerinde kararlar olduğu ve ilk anayasanın kabulüne kadar geçici bir anayasa fonksiyonu icra ettiği görülmektedir.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Soru Cevap