Osmanlı Devleti Üretim Yapısı, Tüketim

22 Aralık 2013 tarihinde tarafından eklendi.

Üretim Yapısı

Toplumun ihtiyaçlarını karşılama çerçevesinde tedbirler alan Osmanlı Devleti, üretime büyük önem vermiştir.
Devlet Tarımsal Üretimi tımar sistemi çerçevesinde, Sınai Üretim’i ise Loncalar kanalıyla sağlamaktaydı.
Devlet, üretimde sürekliliğe özel önem vermekteydi. Bunun için ülke topraklarının mülkiyeti devlete, kullanım hakkı fertlere bırakılmıştı.
“Miri” adı verilen bu mülkiyet rejiminde toprak, çiftçilere miras bırakılabilecek şekilde kiralanıyor, vakfedilmesi ve bağışlanmasına müsade edilmiyordu. Aynı zamanda alım satımı sıkı denetimi tabi tutulan bu topraklardan üretimi engelleyecek güçlere de izin verilmiyordu.

Üretim ve Tüketim Dengesi

Zirai üretimin en önemli unsuru olan gıda maddeleri ve hammaddeleri satın almak, işlemek, satmak kazalarda esnafın tekelindeydi.
Ülkede üretim ve tüketim dengesini korumaya çalışan devlet, yurt içi tüm ihtiyaçların karşılandıktan sonra kalan mal varsa onların ihraç edilmesine müsade ediyordu.

BİLGİ NOTU:

Osmanlı İktisadi yapısının en önemli özelliklerinden birisi de “eşitlikçi” eğilime önem verilmesiydi. Kaynakların paylaştırılmasında büyük farklılıkların oluşmamasına dikkat edilir, mümkün olduğu kadar eşitliğe yakın bir dağılım gerçekleştirilirdi. Örneğin ziraat alanında toprağın üretici köylüye dağıtılırken eşit oranlarda bölüştürülmeye çalışıldığını
gösteren tahrir defterleri buna örnektir.

a. Zırai Üretim

Osmanlı ekonomisinin vazgeçilmezi tarımsal faaliyetlerdir. Bu nedenle zirai üretimin hukuki çerçevesi tımar sistemine göre şekillenmiştir.
Toplumun ihtiyacını karşılayabilecek bir tarım kapasitesine sahip olan ülke topraklarında hububat (arpa, buğday vb)üretimi önemliydi. Hububat üretiminin yanı sıra şehirlerin çevresinde bahçecilik, bağcılık, sebzecilik yapılmaktaydı.
Tarıma önem veren Osmanlı Devleti üretimin artırılması için tedbirler alıyor, Suni sulama sistemleri geliştiriyor ve kendi imkânlarıyla su ihtiyacını karşılayan çiftcilerden % 5 öşür (yarı öşür) vergisi alıyordu.
Devlet ülkede dengeleri koruma adına, zaman zaman ihraç yasakları koymuş ve stok politikası izlemiştir.

Konar Göçerler

Osmanlı toplumunda, göçebeler hayvancılıkla uğraşmakta idiler. Küçükbaş hayvanların yanı sıra sığır, manda, at, katır gibi hayvanlarda besliyorlardı. Aynı zamanda çiftlik hayvancılığı ve ulaşım için deve, at, katır, eşek gibi hayvanlara da talep oldukça fazla idi.

BİLGİ NOTU:

Osmanlı Devleti’nde, ordunun et ihtiyacı, İstanbul, Edirne ve Bursa gibi büyük şehirlerin et tüketiminin fazla oluşu, dokuma ve dericilik sanayilerinin gelişmiş olması, canlı hayvan ve hayvan ürünleri satışı hayvancılığı kârlı bir konuma getirmiştir.

XVI. ve XVII. yüzyıllarda ortaya çıkan Celâli İsyanları, savaşlar, otorite boşluğu gibi sebeplerden dolayı tımar sistemi bozulmaya başlamış, bu durum da üretimin düşmesine sebep olmuştur. 17. ve 18. yüzyıllarda çiftlikler ve büyük üreticiler ortaya çıksa da üretimin temel dayanak noktası yine küçük zırai işletmeler olmuştur.

b. Sınai Üretim

Küçük işletmelerden meydana gelen Osmanlı Sanayisi “Lonca” adı verilen esnaf teşkilatının elindeydi.
Lonca teşkilatı, Osmanlının Beylikten Devlete Dönemi sonlarından itibaren askeri ve siyasi özelliklerini kaybederek, ekonominin gelişmesine paralel olarak kentlerde çarşıların her köşesinde yerlerini almışlardı.
Loncalar bir meslek örgütlenmesi olarak gelişmiş, kentler büyüdükçe lonca sayısı artmıştır. Bulundukları beldede üretilen malın miktarı, kalitesi ve fiyatının belirlenmesinde etkili olmuşlardır.
Osmanlıda sanayi sistemi, tarım, hayvancılık ve bizzat devletin organize edip işlettiği, büyük sanayiye örnek gösterilen Gemi İnşa Sanayisi’dir.

BİLGİ NOTU:

Osmanlı Sanayisi’nde en büyük çıkmaz, Avrupa’da daha yüksek fiyat verilen Osmanlı sanayi hammaddelerinin Batı’ya taşınması idi. Bu nedenle devlet, ülkedeki ticaret serbestisini benimsemesine rağmen ülke için önemli olan buğday, tuz gibi gıda maddeleri; deri, pamuk ve pamuk ipliği gibi sanayi ham ve yarı mamul maddeler ile top, gülle, silah, barut gibi savunma araçlarının ihracını yasaklıyordu. Buna rağmen Batılılar kaçak yoldan ihtiyaç duyduğu hammaddeyi Osmanlı ülkesinden elde ediyordu.

Tarım ve Hayvancılığa Dayanan Sanayiler

a) Dokumacılık

Dokuma Sanayii üç alanda ele alınabilir.

– Lifli bitkiler (keten, kenevir, pamuk vb) hammadde olarak kullananlar.
– Yünlü kumaş üretilenler
– İpekli dokumacılar

Anadolu’nun her tarafında yaygın olan daha çok lifli bitkilere dayalı üretimdi.
Pamuklu dokumalarda Batı, Orta ve Güneydoğu Anadolu ile Suriye ön plana çıkarken, keten dokuma sanayiinde; Ege, İstanbul ve Kastamonu çevresi gelişmiş durumdaydı.
Kadife ve İpekli dokumanın merkezi ise Bursa ve Bilecik idi. Ayrıca Bursa; alacası, peştemalı, nefti, mavi bez, çeşitli renklerde kadifeler, altın (sırma) ve gümüş telli dokumalarla ön plana çıkmıştı.
Dış ticarette önemli bir yere sahip olan İstanbul’da kaliteli basma imalathanelerin yanı sıra Fener Tahta Minare örneğinde olduğu gibi iltizamla işletilen bir çuha fabrikası da vardı. Bu fabrikada 1720’den sonra kalın ipekli kumaşlar da dokunmuştur. XVIII. yüzyıl İstanbul’unda ipekli dokumanın zirve yaptığı dikkat çekmektedir.
İç ve dış talebin yoğun olduğu yünlü dokuma (sof) Ankara ve çevresinde ileri gitmiştir. Bunun yanı sıra Selanik’te de çuha ve keçe üretimi yapılmaktaydı.
Halıcılık, Türk tarihinde öne çıkan bir üretim alanıydı. Osmanlı Döneminde Uşak, Gördes, Kula, Milas, Ladik (Denizli) halıcılığıyla ön plana çıkmış, bu halılar tüm Avrupa’da büyük talep görmüştür.

b) Dericilik

Osmanlı’da var olan hayvancılık sektörü deri sanayiinin de gelişmesinde etkili oldu. Bu sanayi kolu İstanbul, Edirne, Kayseri, Konya, Ankara, Bursa gibi şehirlerde ön plana çıktı. Kürkçü esnafının en faal olduğu yerler İstanbul ve Edirne’dir.

BİLGİ NOTU:

Dericilik ve dokuma sanayiinin gelişmesi beraberinde boyacılığın da gelişmesini etkilemiştir. Avrupa’nın lüks kumaşlarının Bursa ve diğer şehirlerdeki boyahanelerde boyanması, boyacılık alanındaki gelişmeyi göstermesi bakımından önemlidir.

Sanayideki Gerilemenin Sebepleri

– XVI. yüzyıl sonlarındaki uzun süren savaşlar
– Celali İsyanları
– Bir çok sermaye sahibi ve kalifiye elemanın savaşlarda ölmesi ve buna bağlı olarak bazı atölye ve tezgah sayısının azalması
– Batı’nın yüksek hammadde talebi ve buna bağlı olarak iç üretimdeki yetersizliğin artması ve yerli sanayinin darboğaza girmesi

BİLGİ NOTU:

Avrupa’daki fabrika üretimine karşı Osmanlı ekonomisi XVIII. yüzyılın ikinci yarısına kadar direnmesine rağmen XIX. yüzyıldan itibaren Avrupa mallarının Osmanlı pazarında rağbet görmesi Osmanlı sanayinin çökmesine neden olmuştur.

Madencilik ve Maden Sanayii

Osmanlı Devleti’nde maden sanayii, madeni para ve savunma sanayinin ihtiyaçlarına göre şekillenmiştir.
Maden işlemeciliği daha çok savaş malzemeleri, ev gereçleri, tarım aletleri ve at koşum takımları alanında gelişmiştir. Özellikle savaşların sürekliliği gülle döküm fabrikaları ve savaş gemisi yapımını hızlandırmıştır.

BİLGİ NOTU:

II. Mahmut Dönemine ait Novoberdo Maden Yasaknamesinde yer alan; madenlerin işletilmesi, avare gezilmemesi, maden işçilerine memurlardan başka kimsenin karışmaması, ve maden işçiliğinden anlayanların bu işte çalıştırılması doğrultusunda yer alan maddeler maden işletmeciliğin önemini göstermesi bakımından önemlidir.

XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Batı’nın teknolojik anlamda ön plana çıktığı anlaşıldı. Avrupa toplarının Osmanlı topraklarından üstün olduğunun farkına varan Osmanlı Devleti gerekli tedbirler almaya başladı. Tersanedeki gemi inşa faaliyetlerinde Avrupalı teknisyenler görev almaya başladı.
Kalyonlar için gerekli olan demir yurt içinden temin edilemediği için İngiltere’den ithal edildi.
Bu durum ancak bir Humbaracı ustasının XVIII. yüzyıl başında bulduğu bir yöntemle büyük demir kütleleri üretilecek fabrikanın kurulmasıyla aşılabildi.
Bütün bu gelişmelere rağmen XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı iktisadında meydana gelen daralma madenciliği de olumsuz yönde etkiledi.

3. Tüketim

Üretim kadar üzerinde durulması gereken önemli faaliyetlerden birisi de tüketimdir. Tüketim toplumların alışkanlıkları ve hedefledikleri yaşam standartlarına göre şekillenmektedir. Osmanlı Devleti’nde tüketim alışkanlıkları halkın, yaşadığı sosyal tabakaya göre farklılık göstermektedir.
Köy, kasaba ve şehir yaşamının şekillendirdiği tüketim anlayışı gelire endekslenmişti. Geliri çok olan insanlar tüketime daha fazla yönelmişlerdi.
Şehirde yaşayanların tüketim alışkanlığı köylere göre daha çeşitli ve fazlaydı.
Tüketimin en yoğun olduğu yer başkent İstanbul’du. Başkentte bulunan kalabalık nufusun ihtiyacı Anadolu’dan ve Rumeli’den sağlanırdı. Köyler ise kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılardı.
Osmanlı Devleti’nde lüks tüketim XVII. yüzyıldan sonra artmaya başladı. Lüks tüketim, halkın büyük çoğunluğunu oluşturan kırsal kesime ulaşmazken, daha çok devlet bürokratları ve şehir halkı arasında yayıldı.

BİLGİ NOTU:

Osmanlı Devleti’nde halkın ihtiyacını karşılamak için büyük şehirlere gelen ihtiyaç malları, Kapan adı verilen toptancı hallerine getirildi. Gelen mallar Kapan emini adı verilen görevlilerce satıcılar ya da imalatçılara verilirdi.
Mallar böylece çok aracı kullanılmadan tüketiciye ulaştırılmaktaydı. Bu durumun asıl amacı ise fiyat artışını engellemekti. Bu sistemin önemli bir yanı ise arz ve talep dengesine göre fazla gelen ürünlerin ihtiyaç olan diğer eyaletlere gönderilmesiydi.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
KPSS Tarih Soru Cevap