1. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti’nin Yıkılışı

14 Ocak 2014 tarihinde tarafından eklendi.

1. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti’nin Yıkılışı

SAVAŞIN SEBEPLERİ

1914-1918 seneleri arasındaki, dünyanın büyük devletlerinin Avrupa’da, Ortadoğu’da, Afrika’da ve Uzakdoğu’da geniş bir coğrafyada ve açık denizlerde o zamana dek görülmemiş büyüklükte ve uzun süreli savaşına 1. Dünya Savaşı adı verilmiştir. Önce Orta Avrupa’da başlayan savaş, sürdüğü  seneler içinde yeni katılımlar ile (Osmanlı Devleti, Bulgaristan, İtalya, A.B.D.) geniş bir coğrafyaya yayılmış ve dünyanın büyük bir kısmını etkisi altına almıştır.

Dünya Ülkelerinin büyük bir bölümünü etkileyen Birinci Dünya Savaşı’nın çeşitli sebepleri şunlardır.

Siyasi ve Askeri Sebepler

Birinci Dünya Savaşı öncesinde büyük devletlerin durumları ve hedefleri savaşın çıkışında önemli bir rol oynamıştır. 1871’de milli birliğini tamamlamış olan Almanya, kısa zamanda sanayi ve ekonomi alanında gelişerek, güçlü bir kara ordusuna ve İngiltere ile rekabet edebilecek bir donanmaya sahip oldu. İngiltere, dünyanın büyük bir kısmını sömürge haline getirmiş ve bu durumunu muhafaza etmek için dünyanın en büyük donanmasını elinde bulunduruyordu. Birleşik Amerika’nın ise, güçlü bir ordusu bulunmamakla birlikte, sanayi ve üretim gücü çok yükselmişti. Fransa, dünyanın ikinci kara ordusuna ve İngiltere’den sonra en fazla sömürgeye sahip olan devletti. 1905’te Japonya’ya yenilmiş olan Rusya, üçüncü büyük kara gücüne sahipti. Sanayi ve teknolojide Amerika, Almanya, İngiltere ve Fransa’nın gerisindeydi. Ekonomik bakımdan da güçlü değildi. Japonya, büyük bir hamle yapmış, Uzakdoğu’da Rusya’yı durdurmuş, Çin’e müdahaleye başlamış, çok güçlü bir donanma ve ticaret filosu kurmuştu. Avusturya-Macaristan, çöküş sürecine girmiş olup, sıkı sıkıya Almanya’nın dış siyasetine sarılmıştı. Almanya gibi milli birliğini geç tamamlamış olan İtalya’da sömürge edinmeye çalışıyordu. Çin, batı ve Japon emperyalizminin baskısı altındaydı.

Osmanlı Devleti ise, 1900 ile 1915 yılları arasında ağır kayıplara uğrayarak, bir hayli küçülmüştü. Bilhassa Avrupa’daki topraklarını kaybetmiş olan devlet, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Kars, Ardahan, Artvin dışında bugünkü Türkiye, Irak, Suriye, Lübnan, İsrail, Ürdün, Hicaz ve Yemen’den ibaret kalmıştı.

Almanya’nın her alanda İngiltere ile rekabete kalkışması, İngiltere’nin de ne pahasına olursa olsun Almanya’yı ezmek istemesi savaşın temel sebeplerinden biridir. Bu durum Avrupa’da devletler arası bloklaşmaya yol açtı.

Almanya, birliğini kurduktan sonra giderek güçlendi ve Avrupa üstünlüğüne yönelik bir dış politika izlemeye başladı. O, kendine müttefik devletler edinmek istiyordu. Bu nedenle 1879’da Avusturya ile ittifak yaptı. Bu ittifaka 1881’de Rusya da katıldı. Fakat Rusya ile Avusturya arasında Balkanlardaki rekabetten dolayı, bu ittifak yürümedi. Bundan sonra Almanya, İtalya ve Avusturya arasında 1882 yılında “Üçlü İttifak” denilen bir blok meydana getirildi. Özellikle 1888’de II. Wilhelm’in tahta geçişinden sonra, Başbakan Bismarck’ın izlediği politikada değişiklik meydana geldi. Bu değişiklik sonucu Rusya ittifaktan ayrıldı ve kendisine borç vermesi, silah satışı, karşılıklı yardım gibi bir dizi anlaşmadan sonra 1894’te Fransa ile İttifak yaptı. Bu ittifaka 1904’te Fransa ile 1907’de de Rusya ile anlaşma imzalayan İngiltere’nin de katılmasıyla, Almanya-Avusturya Macaristan-îtalya üçlü İttifakına karşı İngiltere-Fransa-Rusya Üçlü İtilaf Devletleri grubu kurulmuş oldu. Zamanla iki grup gittikçe birbirine karşı kutuplaştılar ve bu kutuplaşma savaşla sonuçlandı.

Birinci Dünya Savaşı’nın nedenerinden biri de hızlı silahlanma ve miltarizmdir. Almanya birliğini kurduktan sonra sanayileşmiş ve bunun bir kısmını da savaş sanayine yönelmişti. Alman Krupp fabrikalarında büyük toplar, diğerlerinde başka silahlar yapılırken, tersanelerde denizaltılar yapılıyor ve savaş gemileri denize indiriliyordu. Almanya’nın bu davranışı karşısında diğer Avrupa devletleri de silahlanma yarışına girdiler. Bu da ülkelerde militarizmin güçlenmesine ve yönetimler üzerinde etkili olarak savaşa özendirmelerine neden oldu.

Ekonomik Yayılma ve Sömürgecilik

Sömürge elde etme ve dış yatırımlar ile gelişen ekonomik rekabet, savaşın önemli nedenlerindendir. Sömürgecilik, daha 15. yüzyılda Rönesans ile gelişen bilimin yarattığı imkanlar ile insanlarda uyanan yeni diyarlar, yeni insanlar, yeni bitkiler, yeni uygarlıklar keşfetme duygusundan kaynaklanarak başlamış ve bunlara Avrupa’ya ucuz baharat ve değerli maden getirme isteği ilave edilmişti. Fakat giderek bu devletlerin zenginliklerinden yararlanmak önem kazandı ve büyük ülkeler sömürgeciliğe yöneldiler. Sömürge elde etmek için İngiltere’de “Hint ve Levant“, Fransa’da “Hint ve Kanada“, Hollanda’da “Batı ve Doğu” kumpanyaları gibi şirketler kuruldu. Böylece giderek sömürge imparatorlukları kuruldu. Edindiği sömürgeler kendi ülkesinin 104 katına ulaşan ve bundan dolayı “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk” ünvanını alan İngiltere, bu konuda en ön plandaydı. Bu ülkeyi Fransa, Belçika, Hollanda, Almanya, Rusya gibi devletler izlediler.

XIX. yüzyıldan itibaren nüfus yerleşimi, millî itibar sağlama, büyüklük isteği, güven kazanma, fakat özellikle sanayi inkılabının iki temel kaynağı olan hammadde kaynağı ve pazar edinme gibi nedenlerle sömürgeci devletler arasında büyük bir rekabet başladı. Amerika’nın da katılmasıyla sömürgecilik Pasifik’e açıldı. 1876’da Afrika’nın % 11’i, Pasifik’in % 57’si; 1900’de Afrika’nın % 90’ı, Pasifik’in % 99’u sömürgeleşmiş durumdaydı.

Bunun yanında büyük ülkelerin türlü devletlerde maden, demiryolu, deniz işletmeleri vb. gibi dış yatırımları da mevcuttu. Söz gelimi İngiltere, Fransa ve Almanya’nın 19. yüzyıl sonundaki dış yatırımları yüz altmış milyon altın Frank idi. Bu bütün dünyadaki yatırımlarının yüzde  83’ünü oluşturuyordu.

Avrupa’da Alman-Fransız, Balkanlar’da Rus-Avusturya Rekabeti

Avrupa’daki Alman-Fransız anlaşmazlığı savaşın diğer bir nedenini oluşturuyordu. Alman birliğinin kurulması aşamasında Almanlar, Fransızlar’ı yenmişler ve yeraltı kaynakları yönünden zengin Alsace-Lorraine’i Fransa’dan almışlardı. Fransızlar bunu millî bir sorun haline getirmişlerdi.

Diğer yandan Balkanlar’da Rusya ile Avusturya arasında çekişme vardı. Akdeniz’e açılmak isteyen Rusya, Pan-Slavizm politikasıyla Balkanlar’ı nüfuzuna almak istiyordu. Aynı şekilde Avusturya da Balkanlar’a sahip olmayı arzu ediyordu. Bu durum Rusya ile Avusturya arasında şiddetli bir rekabete yol açmıştı. Diğer taraftan Avusturya idaresinde yaşayan Slavlar dolayısıyla bu devlet Rusya’nın politikalarından rahatsızlık duyuyordu.

Dinî ve Kültürel Yayılma

Sömürgeci devletler sömürgelerine dinlerini ve kültürlerini de götürüyorlardı. Bunun için çeşitli mezheplerden Hristiyan misyonerler çalışmalara başlamışlardı. Bunun yanında kendi kültürlerini yaymak gayesi ile her devlet gittikleri yerlerde kendi dillerini yayıyor, kitaplar basıyor, kütüphaneler ve başka kurumlar kuruyor, bu işler için uzmanlar gönderiyorlardı. Bu da ülkeler arası nüfuz çekişmesinin bir başka yönünü oluşturmaktaydı.

Milliyetçilik

1789 Fransız İhtilali ile dünyaya yayılan milliyetçilik fikri, çeşitli milletler üzerinde etkili olmuş, millî devletler kurma düşüncesi gelişmiş ve yer yer bağımsızlık savaşları çıkmıştı. Daha sonra da Avrupa milletlerinin benimsediği kendi milletini üstün görme, üstün kılma politikalarının kaynağı olmuştu. Bu devrede Batı Medeniyeti’nin temsilcisi olan Avrupa milletleri, mensup oldukları beyaz ırkı üstün tutma, onun da içinde kendi kavmini üstün kılma siyasetini benimsemişlerdi. Hatta yeryüzünün kalabalık ırkı Sarı Irk ikinci sınıf insan olarak kabul ediliyordu. İşte bütün bu propagandalar, milletlerarası dolayısıyla devletlerarası rekabeti hızlandırıyordu.

Büyük devletlerin ülkelerinde de çeşitli gruplar yaşıyordu. Rusya’da Finli, Baltık’lı, Polonyalı, Tatar, Azeri, Gürcü, Ermeni, Türk, Slav, Kazak; Macaristan’da Slovak, Romen, Sırp, Hırvat; Avusturya’da Polonya’lı, Rtenya’h, Romen, Çek, Sloven, Sırp, Hırvat; Almanya’da Polonyalı, Danimarka’lı, Alsace-Lorein’li gruplar vardı. İngiltere ise Katolik İrlandalıların özerklik sorunu ile uğraşıyordu. Ayrıca Pan-Slavizm, Pan-Germenizm gibi miliyetçe akımlar gelişmişti.

Hanedan Çekişmeleri

Savaşın sebepleri arasında diğerleri kadar olmasa da hanedan rekabeti ve dedikodularının da katkısı vardır. Birinci  Dünya Savaşı hemen öncesinde Fransa hariç diğer devletler, krallık ya da imparatorluk hanedanları tarafından yönetiliyordu. Rusya’da Romanoflar, Avusturya’da Habsburglar, Almanya’da Hohenzollern, İngiltere’de Hanover Hanedanı bulunuyordu ve bunların tümü birbirleri ile  akrabaydılar; başka bir ülkeye kendi hanedanlarından bir prensi kral seçtirmek için aralarında rekabet bulunuyordu. Zira bir prensin krallığı, kendi hanedanına nüfuz sağlayacaktı.

Osmanlı Devleti’ni Paylaşma İsteği

Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuz kavgası ve ileride O’nun mirasını nasıl paylaşılacağı konusu bu büyük harbin çıkmasına sebep olan faktörlerden birisidir. XIX. yüzyıl başlarındaki Rus, İngiliz, Fransız rekabeti, yüzyılın sonlarına doğru bu rekabete Almanya’nın da katılması bu çekişmeyi hızlandırmıştır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.